Tüm dünyanın merakla beklediği ABD ara seçimleri için Amerikan halkı bugün sandık başına gidiyor. Türkiye saatiyle yarın sabah ilk sonuçların açıklanması bekleniyor. Kamuoyunun beklentisi ise dev bir mavi dalga oluşması yönünde.
2024 Başkanlık Seçimleri'nde Beyaz Saray, Temsilciler Meclisi ve Senato’yu kontrol eden Cumhuriyetçiler, 2 yıl boyunca herhangi bir engelle karşılaşmadan istedikleri tüm adımları atabilmişlerdi. Bu durum, Kongre kararı bile alınmadan başlatılan ABD-İran Savaşı gibi durumlar tarafından da doğrulanıyor.
Ancak 4 Kasım’daki ara seçimlerde hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da Demokratların galip geleceği yönünde ağırlıklı öngörüler baş gösteriyor. Temsilciler Meclisi’nde yeniden seçime gidecek olan 435 sandalyenin tamamı bulunuyor. 218 sandalye çoğunluğu sağlıyor ve mevcut dağılım da Cumhuriyetçilerin lehine, 219 sandalye ile gerçekleşiyor.
Anketler ise Demokratların en az 227 sandalye kazanarak Temsilciler Meclisi’ni ele geçireceğini öngörüyor. Sonuçlara etki edebilecek 12 sandalye ile ilgili belirsizlikler devam etmekte.
Demokratlar bu 12 kritik sandalyeyi kazanmasa bile çoğunluğu elde edebiliyor gibi görünse de, Cumhuriyetçiler için bu hem kayıplarını artırabilen bir durum hem de hezimetin boyutunu büyütme olanağı taşıyor. 2022 Ara Seçimleri’nde eski Başkan Biden’ın düşük performansına rağmen Cumhuriyetçiler 222 sandalye kazanarak, çoğunluğu sağlarken, beklenenin altında bir performans göstermişlerdi.
Başkan Trump’ın ilk dönemi olan 2016-2020 aralığındaki 2018 Ara Seçimleri’nde ise Demokratlar 232 sandalye kazanarak bir mavi tsunami yaşamıştı. 2026 Ara Seçimleri için ABD’de yapılan anketlere göre, Temsilciler Meclisi’ni kimin kontrol etmesini istediği sorusuna yanıt verenlerin yüzde 52’si Demokratlar, yüzde 44’ü ise Cumhuriyetçiler oldu.
ABD siyasi geleneğinde ara seçimlerde, Kongre’nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nin başkanın karşısındaki partiye geçmesi yönünde güçlü bir eğilim bulunmaktadır. Beyaz Saray sakinlerinin partisi, 1946’dan bu yana gerçekleştirilen son 20 ara seçimden 18’inde Temsilciler Meclisi’nde sandalye kaybetti. Bu durum ise yüzde 90’lık bir kayıp oranına tekabül ediyor.
Diğer taraftan, 100 sandalyeli Senato’da da önemli bir seçim yapılacak; burada 35 sandalyenin seçimleri gerçekleştirilecek. Mevcut dağılım ise 53’e 47 olarak Cumhuriyetçiler lehine. ABD Başkan Yardımcıları, Senato’nun doğal üyesidir ve bu dağılımda Beyaz Saray’ı kontrol eden parti her zaman bir adım avantajlı konumda olur.
Anketler doğrultusunda Demokratların Senato’da gerekli 4 sandalyeyi kazanma şansı da mevcut görünüyor. Demokratların elinde bulunan 47 sandalyenin 34’ünün görev süresi zaten devam ediyor. Seçimle ilgili olarak, 9 sandalye için el değiştirmesi beklenmiyor.
Üç sandalye büyük oranda Demokratlar tarafından kazanılmasının öngörüldüğü belirtilirken, üç sandalyenin de Demokrat eğilimli olduğu tahmin edilmektedir. Böylece Demokratların toplam sandalye sayısı 49 olarak ortaya çıkıyor. Cumhuriyetçiler ise 53 sandalyeden 31’inin görevinin sürdüğünü bildiriyor.
Cumhuriyetçilerin kontrol ettiği 10 sandalyenin bu seçimde güçlü bir şekilde elde tutulması bekleniyor. Üç sandalyenin büyük ölçüde Cumhuriyetçiler tarafından kazanılması öngörülürken, iki sandalyenin de eğilimlerinin Cumhuriyetçilerden yana olduğu tahmin edilmektedir. Bu durumda Cumhuriyetçilerin toplam sandalye sayısı 46 olarak hesaplanmaktadır.
Seçimin sonucunu etkileyebilecek nokta ise tahmin edilemeyen 5 salıncak eyaletin 5 sandalyesidir: Alaska, Texas, Iowa, Ohio ve Kansas. Bu eyaletlerdeki iki parti arasındaki fark oldukça azdır ve 2024 seçimlerinde bu eyaletlerin tamamını Trump’ın kazanmış olması dikkat çekmektedir. Bununla birlikte, asıl sansasyon Michigan eyaletinde yaşanmıştır.
MICHIGAN'DA TARTIŞMALI GİDİŞAT
Michigan'da Demokratların adayı Abdul El-Sayed, partisi içinden seçime bir haftadan daha kısa bir süre kala bir ihanetle karşılaştı. El-Sayed'in ön seçimde kazandığı Demokrat aday Haley Stevens, Cumhuriyetçi rakip Mike Rogers’a desteğini açıkladı. El-Sayed, Cumhuriyetçi rakibine karşı farkı açmış görünse de, Haley Stevens'ın bu son hamlesinin etkisi belirsizliğini korumakta.
Yine de dünya genelinde herkes, Michigan'daki Müslüman ve Filistin yanlısı bir Amerikalının Senato seçim performansını izlemeye odaklanmış durumda. Ayrıca, geçtiğimiz aylarda vefat eden ünlü Senatör Lindsey Graham’ın yerine atanan kardeşi Darline Graham’ın yer aldığı Güney Carolina, Cumhuriyetçilerin kalelerinden biri olmasına rağmen bu seçimde sürpriz bir gelişme ile Demokratlara geçiş gösterebilir. Seçmenlerin beklentileri neler?
Amerikan halkının ara seçimlere ilişkin oy verme tutumunu belirleyen en önemli husus ekonomidir.
EKONOMİ, SEÇİMDE ANA GÜNDEM
Ekonomi, 2024 Başkanlık Seçimleri'nde de önemli bir gündem maddesi olmuştur. Ancak, son yıllardan farklı bir durum yaşanmakta, seçmenler bu kez Demokratlara güven duyma eğilimindedir. Ulusal ölçekte seçmenlerin, ekonominin yönetiminde Cumhuriyetçilerden ziyade Demokratları tercih ettiği bildirilmektedir; aradaki fark ise sekiz puan olarak değerlendirilmektedir.
Bu değişim, Donald Trump’ın Kamala Harris’in altı puan önünde olduğu iki yıl öncesine göre tam bir tersine dönüşü temsil etmektedir. Seçimin sonucunu belirleyecek kritik eyaletlere dair son anketlerde, bu eyaletlerin hepsini Trump’ın 2024'te kazanmıştı. Seçmenlerin yaşam maliyetine dair Demokratlara güvenme eğilimi, Cumhuriyetçilere göre dokuz puan daha yüksek oranlarla kendini göstermektedir.
Trump’ın 2024'te çift haneli farkla kazandığı Kansas ve Teksas eyaletlerinde bile, Demokratların ekonomi konusunda dokuz puanlık bir avantajı olduğu görünmektedir. Salı günü yapılacak seçimlerin sonucu ne olursa olsun, net bir gerçek var: Seçmenler Trump’tan memnun değil. Başkanın ulusal düzeyde onaylanmama oranı yüzde 60 civarında seyrediyor.
Trump'ın ekonomi yönetimiyle ilgili onay oranı ise geçen yılın nisan ayında yüzde 43 iken, bu yıl yüzde 35'e düştü. Bu gerileme, erkekler ve kadınlar, beyaz, siyah ve Hispanik seçmenler ile Demokratlar ve bağımsızlar arasında gözlemlenirken, Cumhuriyetçilerde de az ölçüde bir düşüş yaşanıyor. Trump, 2024 seçimlerinde partisiz olarak kazandığı oyların hepsini kaybetmiş gibi görünüyor.
Ancak Cumhuriyetçi seçmenler arasında büyük bir kopma olduğuna dair bir belirti bulunmuyor. Göç meselesi, öncelik listesinde geriye düşmekte. Son iki yıl içerisinde, göç karşıtı sert politikalar sık sık gündeme gelmişti.
Ancak bu yıl oy verme sırasında göçü en önemli mesele olarak gören seçmenlerin oranı yalnızca yüzde 10. Bu konuda endişelerini dile getirenlerin çoğunluğu Cumhuriyetçilerden oluşuyor. Ayrıca, göçle ilgili güvenilirlik algısı da değişim göstermiş durumda.
Seçmenler, göçmenlik konusunu ele alma güveni açısından artık Demokratlara dört puanlık bir avantaj tanırken; 2024 yılında Trump bu konuda 11 puanlık bir üstünlük sağlıyordu. Adayların kişisel özellikleri de seçmen tercihlerinde önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Seçmenlerin sadece siyasi partilere değil, aynı zamanda adayların kişiliklerine yönelik duygularının da etkili olduğu görülmekte.
Güney Carolina'da yakın zamanda gerçekleştirilen bir anket, Trump'ın 2024 seçiminde yaklaşık 18 puan farkla kazandığı bu eyalette, Senatör Darline Graham ve Annie Andrews arasındaki yarışın neredeyse başa baş geçtiğini ortaya koydu. Adayların nitelikleri, bu yarışın bu kadar çekişmeli olmasında belirleyici bir rol oynamış gibi görünüyor.
Ankete göre, Demokrat aday Annie Andrews'u destekleyenlerin, bu tercihlerinin temel nedeni onun politikalarına veya karakterine dair olumlu görüşleri olarak belirtiliyor. Bu yıl hayatını kaybeden kardeşi Lindsey Graham'ın ardından bu koltuğa atanan Cumhuriyetçi Darline Graham'ı destekleyen seçmenlerin ise, ona destek vermelerinin ana nedeni Cumhuriyetçi Parti'ye katkıda bulunma isteği.
Politikalarına dayanak gösterenlerin oranı ise bunun yarısından daha az. Demokratların Kongre'yi ele geçirmesi durumunda, Beyaz Saray'ın son iki yılda işlerinin zorlaşacağı bekleniyor. Trump, birçok Başkanlık kararnamesi çıkaracak ve bu adımlar Kongre tarafından engellenmeye çalışılacak.
Kongre ile Beyaz Saray arasında yetki, veto ve yasama konularında çatışmalar yaşanacak. Kongre'nin çıkardığı yasaların Trump tarafından veto edilmesi söz konusu. Temsilciler Meclisi'nin Epstein dosyasını tekrar açması ve Trump'ı azletmesi de olasılıklar arasında yer alıyor.
Trump'ın azil sürecine ilişkin kararları onaylayacak olan mercii Senato'dur. Bu onay için gerekli olan çoğunluk ise 51 değil, 67 oy olarak belirlenmiştir; dolayısıyla bir mahkumiyet kararı çıkması olasılığı oldukça düşüktür. Demokratlar açısından bütçe, en önemli stratejik unsur olarak öne çıkmaktadır.
Demokratların talep ettiklerini yasalaştırmaları, yıllık bütçe yasaları gibi zorunlu düzenlemelere bağlıdır. Taraflar arasında bir uzlaşma sağlanamazsa, hükümetin yeniden kapanması ve borç tavanının aşılması söz konusu olabilir. Bu nedenle, Kongre'nin harcama yetkisi, iki taraf için de önemli bir gerilim kaynağı haline gelmiştir.
Her iki tarafın da kilitlenme yaşaması beklenmektedir. ABD siyaseti, tarihindeki en kutuplaşmış dönemlerinden birini yaşarken, bu durum kilitlenmeyi daha da derinleştirebilir ve siyasi diyalog imkânları oldukça sınırlı kalabilir. Dünya, Trump’ın ilk iki yılındaki ABD-İran Savaşı, Grönland meselesi, Venezuela operasyonları ve diğer tartışmalı politikalarının sonuçlarını ara seçimlerle birlikte değerlendirecek.
Bazı uzmanlar, Demokratlar Kongre'yi kazanırsa, bu durumun Trump'ı dış politikada daha agresif bir tutum sergilemeye yönlendirebileceğini ifade ediyor. Tüm dünya, önümüzdeki günlerde karşılaşacağı yeni durumu bu ara seçimlerin sonuçlarıyla birlikte belirleyecek.