Erdem, elektrikli araçların batarya teknolojilerinin avantaj ve dezavantajlarının bulunduğunu belirtti. Tek bir sistemin bu alanda öne çıkmayacağını ifade eden Erdem, "Burada kazanan bir teknoloji olmayacak. Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ya da başka herhangi bir batarya depolama sistemi ön plana çıkmayacak" dedi.
Erdem, enerji depolama sistemlerinin hangi amaçla kullanılacağının belirlenmesinin önemli olduğunu vurguladı. Mobil sistemler ile durağan sistemlerin farklı gereksinimlere sahip olduğunu ifade eden Erdem, "Burada bir elektrikli arabanın pilinin ne kadar hafif olması gerektiği önem taşıyor. Ne kadar hafif yaparsanız, o kadar iyi bir batarya elde edersiniz.
Ancak bunu hafifletirken performanstan ödün vermemek gerekiyor" şeklinde konuştu. Bunun yanı sıra, batarya üretiminde kullanılan kritik malzemelere erişimin de küresel rekabette önemli bir unsur olduğunu aktaran Erdem, "Pillerin imalatında önemli malzemelerin çoğu Çin’in tekelinde bulunuyor. Özellikle grafit, şu anda yüzde 98 oranında Çin tarafından üretiliyor" dedi.
Erdem, Çin’in yalnızca batarya üretiminde değil, ham maddelerin işlenmesinde de etkili olduğunu kaydetti. Çinin ucuz iş gücü ve düşük maliyetle pil üretimi gerçekleştirdiğini belirten Erdem, "Onlarla başa çıkmak oldukça zor" değerlendirmesini yaptı. Ayrıca, ABD’nin Çin’e bağımlılığı azaltma çabalarının alternatif üretim yöntemlerine yöneldiğini ifade eden Erdem, sentetik grafit üretiminin maliyetinin yüksek olduğunu vurguladı.
Kritik minerallerin çıkarımının çevresel ve sosyal etkilerine dikkat çeken Erdem, alternatif malzemelerin geliştirilmesinin önemine vurgu yaptı. Erdem, nikel ve kobalt madenciliğinin çevresel ve sosyal sorunlar yarattığını belirterek, "Her şeyi teknik ve ekonomik açıdan düşünmemek gerek, sosyal meseleleri de göz önünde bulundurmalıyız" dedi.
Sabancı Üniversitesi’nde atıklardan karbon elde edilmesine yönelik projeler yürütüldüğünü sözlerine ekleyen Erdem, laboratuvarlarında sigara izmaritlerinin toplandığını ve özel kimyasal yöntemlerle işlenerek karbon üretildiğini aktardı. Bataryaların kullanımıyla ilgili olarak hızlı şarj işleminin, batarya ömrüne olumsuz etkileri olduğunu belirten Erdem, ikinci el elektrikli araç alımında bataryanın geçmişinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Bu noktada Erdem, insanların kendi yorumlarına bıraksa da, bilgileri bilmeden ikinci el elektrikli araç satın almanın ne kadar doğru olduğunu sorguladı. Gelişen batarya teknolojilerinin özellikle elektrikli araçlardaki menzil açısından önemine dikkat çeken Erdem, araçların enerji tüketiminin kullanım koşullarına bağlı olarak değişebildiğini ifade etti.
Araçtaki yolcu sayısı, bagaj yükü, klima kullanımı ve hava şartlarının menzil üzerinde etkili olduğunu belirten Erdem, 800 kilometre olarak tahmin edilen menzil değerinin, kullanıcı koşulları nedeniyle 400 kilometreye kadar inebileceği konusunda uyardı. Ayrıca yeni nesil bataryaların bu alanda önemli gelişme sağlayacağına dikkat çekti.
Erdem, yeni nesil bataryaların bir şarj ile 1000 kilometrenin üzerinde menzil sunma potansiyeline sahip olacağını belirtti ve bu tür sistemlerin yakın bir gelecekte ortaya çıkabileceğini ifade etti. Özellikle katı hal bataryalarının büyük bir umut vaat ettiğini vurguladı.
Elektrikli araç teknolojilerinin her yıl gelişim gösterdiğini dile getiren Erdem, 10 yıl sonra çok farklı bir tablonun ortaya çıkabileceğini de sözlerine ekledi. Mevcut durumda içten yanmalı motorlu araçların bazı avantajlarını koruduğuna dair görüş belirten Erdem, bu durumun 10 yıl içerisinde bataryaların gelişimiyle değişeceğini öngördüğünü ifade etti.
Türkiye’de batarya teknolojilerinde önemli bir birikim oluştuğunu ve bu alanda yetişmiş insan gücüne vurgu yapan Erdem, Sabancı Üniversitesi’ndeki mühendislik öğrencilerinin bu konudaki eğitim ve araştırmalarının önemini aktardı. Batarya teknolojilerinin fizik, kimya, makine ve elektronik mühendisliği gibi çeşitli disiplinlerin işbirliğini gerektirdiğini belirten Erdem, öğrencilerin yurtdışındaki batarya araştırma gruplarında staj yapma fırsatı bulduğunu da açıkladı.
Türkiye’de batarya konusunda yetişmiş insan kaynağı ve sanayi altyapısının gelişmesi gerektiğini söyleyen Erdem, Türkiye’de akü fabrikaları ile elektrikli araç pilleri üreten kuruluşların varlığının yanı sıra, bu alanda yeni firmaların da ortaya çıkmaya başladığını ifade etti.
Üniversitenin uluslararası batarya çalışmalarına katılımından bahseden Erdem, Avrupa Batarya Topluluğu’na üye olduğunu ve batarya konusundaki gelişmeleri sürekli tartıştıklarını, konferanslara ve toplantılara katıldıklarını aktardı. Erdem, bu süreçte Sabancı Üniversitesi olarak batarya teknolojilerindeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve bu alanda söz sahibi olduklarını da sözlerine ekledi.