Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Fon krizinin ekonomiye etkisi üzerine değerlendirmeler

Türkiye'deki fon krizinin finansal sistem üzerindeki etkileri tartışılıyor. Moody's ve Fitch'ten gelen değerlendirmeler, farklı risk alanlarına dikkat çekiyor.

EKONOMİ 05.10.2026 10:34 Haber Editörü 806 okuma Okuma Süresi: 3 dk
Fon krizinin ekonomiye etkisi üzerine değerlendirmeler
Paylaş:
N

Son günlerde Türkiye'nin gündeminde yer alan fon krizi ve finansal piyasalardaki gelişmeler, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının dikkatini çekti. Moody's, Türkiye'deki fon krizinin kredi riskinin sınırlı olduğunu ifade ederken, Fitch Türk bankacılık sektörünün görünümünü "bozulan" olarak değerlendirdi. Ekonomist Mahmut Aydoğmuş, bu iki kuruluşun raporlarının farklı risk unsurlarına işaret ettiğini belirtti.

Aydoğmuş, "Bunları aynı riskmiş gibi değerlendirmek doğru olmaz. Ancak her ikisinin de Türkiye'nin finansal sisteminin değişik yönlerine dikkat çekmesi önem arz ediyor" dedi. Moody's, 2 Ekim tarihinde yayımladığı raporunda, Türkiye’deki fon krizinin yarattığı kredi riskinin sınırlı olduğunu kaydetti.

Kuruluş, sürecin gözetim ve denetim mekanizmalarındaki boşlukları açığa çıkardığını da vurguladı. Aydoğmuş, Moody's'in raporunda iki önemli noktanın altını çizdi. Bir yandan, fon krizinin doğrudan büyük bir kredi krizine dönüşmeyeceği belirtilirken, diğer yandan denetim mekanizmalarındaki eksikliklerin daha fazla dikkate alınması gerektiği ifade edildi.

Aydoğmuş, "Yaşananlar gözetim ve denetimde bazı boşlukların bulunduğunu gösteriyor. Bence asıl üzerinde durulması gereken ifade de bu" şeklinde konuştu. Fon krizinin sadece tasfiye edilen fonlar ve bu fonlarda parası olan yatırımcılar üzerinden değerlendirilmesinin eksik kalacağını söyleyen Aydoğmuş, Türkiye'de fon piyasasının son yıllarda hızlı bir büyüme gösterdiğine dikkat çekti.

"Yüz binlerce yatırımcı tasarruflarını bu sisteme emanet etti. Dolayısıyla burada konuştuğumuz mesele yalnızca belirli fonların başına ne geldiği değil" diye ekledi. Aydoğmuş, Moody's'in "oversight gaps" yani gözetim ve denetim boşluklarına işaret etmesinin önemine değindi.

"Uluslararası bir kredi derecelendirme kuruluşu, aslında sistemin kendisine ilişkin bir uyarıda bulunuyor" dedi. Fitch Ratings'in Türkiye'ye yönelik değerlendirmesi ise dikkat çekici bir başka unsur oldu. Fitch, Türk bankacılık sektörünün görünümünü "deteriorating" yani "bozulan" olarak nitelendirdi ve yüksek faiz ortamının bankaların kârlılığı üzerindeki baskısını vurguladı.

Bunun yanı sıra bireysel ve KOBİ kredilerinde artan sorunlu krediler ve bankaların sermaye tamponlarındaki zayıflama da öne çıkan riskler arasında yer aldı. Aydoğmuş, Fitch’in değerlendirmesinin Türkiye’nin ülke kredi notuna yönelik olmadığını belirterek, "Fitch, Türkiye’nin ülke kredi notunu veya görünümünü düşürmüş değil. Burada söz konusu olan Türk bankacılık sektörüne ilişkin sektör görünümü" ifadesini kullandı.

Ayrıca, Fitch’in Türkiye’nin görünümünü düşürdüğü şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguladı. Fitch’in 30 Eylül’de İstanbul’da gerçekleştirdiği toplantısında "Cracks Beneath the Surface: Rising NPLs and Thinning Capital Buffers" başlıklı sunumda, yüksek faiz ve dezenflasyon politikasının bankacılık sistemine etkileri ele alındı. Aydoğmuş, bunun yalnızca kredi faizlerine etki etmediğini, şirketlerin finansman maliyetlerini de yükselttiğini belirtti.

"Hanehalkının borç ödeme kapasitesi zorlanır, kredi geri ödemelerinde sorunlar ortaya çıkmaya başlar" dedi. Moody's ve Fitch’in değerlendirmelerinin birlikte okunması gerektiğini savunan Aydoğmuş, iki kuruluşun farklı risk alanlarına dikkat çektiğini belirtti. "Moody's, fon piyasasının gözetim ve denetim tarafında bir uyarı yapıyor.

Fitch ise bankacılık sektöründe yüksek faiz, artan sorunlu krediler ve sermaye tamponları üzerinden başka bir risk alanına dikkat çekiyor" diye konuştu. Aydoğmuş, Türkiye açısından temel meselenin yalnızca bankaların sermaye yeterliliği veya fonların büyüklüğü olmadığını vurguladı. "Finansal sistem rakamlardan ibaret değildir.

Bu sistemin görünmeyen ama belki de en önemli sermayesi güvendir" dedi. Yurttaşların tasarruflarını bankalara veya yatırım fonlarına aktarırken sistemin kurallarına ve denetim mekanizmalarına güvenmek istediğinin altını çizdi. Aydoğmuş, "Bir ülkede yüz milyarlarca, hatta trilyonlarca liralık tasarrufu finansal sisteme çekmek istiyorsanız önce o tasarruf sahibine şunu garanti etmek zorundasınız: Kurallar açık olacak.

Denetim güçlü olacak. Sorun ortaya çıktıktan sonra değil, ortaya çıkmadan önce sistem çalışacak" dedi. Son olarak, Moody's’in fon krizindeki kredi riskini sınırlı görmesinin önemli olduğuna dikkat çekerek, Fitch’in değerlendirmesinin de Türk bankacılık sisteminde yakın zamanda bir kriz yaşanacağı anlamına gelmediğini belirtti.

Ancak her iki kuruluşun aynı dönemde finansal sistemin farklı noktalarına yönelik uyarıların dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Aydoğmuş, "Uluslararası kuruluşlar aynı dönemde bize iki farklı yerden sarı ışık yakıyorsa, yapılması gereken o ışık kırmızıya dönmeden tedbir almaktır" dedi ve sözlerini, "Çünkü finans piyasalarında krizlerin maliyeti ortaya çıktıktan sonra değil, güven kaybedildiği anda başlar" şeklinde tamamladı.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
TÜİK eylülde zam şampiyonlarını ve düşen ürünleri açıkladı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
TÜİK eylülde zam şampiyonlarını ve düşen ürünleri açıkladı
WhatsApp
İhbar Hattı