Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Fon tasfiyesinde yol haritası belirlendi

Sermaye Piyasası Kurulu, 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Yatırımcıların hakları için yeni bir sistem kuruldu.

EKONOMİ 14.10.2026 15:49 Haber Editörü 18 okuma Okuma Süresi: 7 dk
Fon tasfiyesinde yol haritası belirlendi
Paylaş:
N

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026 tarihinde yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye edilmesine yönelik kararlar aldı. 23 Eylül'de yapılan açıklamada, bu fonlardaki toplam tekil yatırımcı sayısının 455 bin 758 olduğu belirtildi.

Ayrıca, AK Parti milletvekillerinin ortak imzasını taşıyan ve geçtiğimiz Cuma günü TBMM Başkanlığı'na sunulan dokuz maddeden oluşan tasarı, fon tasfiyesi ve geri kazanımına özgü yeni bir sistem öneriyor.

YENİ YENİLİKLER ÖNGÖRÜLÜYOR

Önerilen tasarıda yer alan çok önemli detaylar mevcut. Tasfiyeye dair belirlenen en kritik husus, yatırımcıların hesaplarındaki rakam ile tasfiye esnasında dikkate alınacak tutarların aynı olmak zorunda olmamasıdır. Bu teklif, fonların gerçek varlıklarının ve yatırımcıların haklarının yeniden değerlendirilmesini, bazı durumlarda yatırılan ve çekilen paranın esas alınmasını öngörüyor.

Teklifin dördüncü maddesi, tasfiye varlıklarının tüm yatırımcıların hesaplarında görünen tutarları karşılamadığı durumlar için uygulanacak yöntemi belirliyor. Bu durumda, yatırımcının net yatırım tutarının hesaplanması sırasında, fona yaptığı nakit girişleri ve fondan aldığı tutarlar göz önünde bulundurulacak.

Geçmişteki giriş ve çıkışlar, tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu'nun Üretici Fiyat Endeksi ile Tüketici Fiyat Endeksi değişim oranlarının aritmetik ortalaması kullanılarak güncellenecek. Çıkışlar ise “ilk giren ilk çıkar” mantığıyla mahsup edilecektir.

ARA ÖDEME UYGULAMASI

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir detay, yapılan bu hesaplamaların yatırımcının nihai alacağını belirleyecek bağımsız bir tazminat veya garanti mekanizması olmadığının anlaşılmasıdır. Bu ölçüt, kaynağın yetersiz kaldığı durumlarda ara dağıtımın sınırlarını belirleyecektir. Örneğin, geçmişteki yüksek değerlerin, yatırımcıya aynı tutarın ödeneceği anlamına gelmeyeceği vurgulanmaktadır.

Teklifin kamuoyu tarafından en fazla dikkat çekmesi beklenen hükümlerinden biri, tasfiye sürecinin tamamlanmadan yatırımcılara ara ödeme yapılmasına imkân tanımasıdır. Ancak burada önemli bir sınır bulunmaktadır; her yatırımcı için her fonda ayrı ayrı geçerli olacak şekilde bir üst limit belirlenecektir. Ara ödemenin, yatırımcının belirlenen endeksleme uygulanmamış net yatırım tutarını aşmayacağı açıklanmıştır.

Para piyasası niteliğindeki fonlar haricinde, ilgili yatırımcının fon paylarının bir önceki gün sonu değerine dayanan bir üst sınır da bulunmaktadır. Eğer dağıtılabilir nakit, tüm yatırımcılara eşit bir ödeme yapmaya yetmezse, SPK’ya iki alternatif sunulmaktadır: Ödemelerin en düşük yatırımcıdan başlayarak yapılması veya tüm yatırımcılara uygulanacak asgari bir ara ödemenin belirlenmesi seçenekleri mevcut.

Bu düzenlemede dikkat edilmesi gereken diğer bir husus, sistemin her bir yatırımcıya eşit miktarda ödeme garantisi sunmamasıdır. Ödeme sırası ile miktarı, mevcut nakit durumuna ve SPK'nın belirleyeceği şartlara dayanacak. Ayrıca ara ödemeler sonucunda yatırımcıların fon payları derhal iade edilmeyecek.

Payların iadesi yalnızca nihai tasfiye aşamasında gerçekleşecek ve daha önceki ödemeler son hesaplamalarda mahsup edilecek.

ERKEN ÇIKANLARIN KAZANCI YENİDEN HESAPLANABİLİR

Tasfiye kararı öncesinde fondan çıkan yatırımcılarla ilgili düzenlemeler, teklifin en dikkat çekici ve az fark edilen hükümlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Gerçeğe aykırı değerlere dayanarak fondan çıkış yapmış olan yatırımcıların, olağan piyasa getirilerini aşan kazançlarını gönüllü olarak geri iade etmelerine olanak sağlanıyor. Ancak burada tüm kazancın geri verilmesi zorunlu değil.

İade işlemleri, yatırımcının gerçek yatırım miktarı ve fonda kaldığı süreye bağlı olarak hesaplanan emsal getiriyi aşan kısım üzerinden gerçekleştirilecek. Emsal hesaplamasında benzer yatırım stratejisine sahip fonların yıllık ortalama getirileri esas alınacak. Tasfiye sürecindeki fonların getirileri ise bu hesaplama için dikkate alınmayacak.

Benzer bir yaklaşım, fiyatları gerçeğe aykırı olarak tespit edilen paylardan elde edilen kazançlar için de uygulanacak. Bu durumda, ilgili payın bağlı olduğu endeks veya belirlenen diğer nesnel piyasa ölçütlerinin normal getirileri ile karşılaştırma yapılacak. Ancak burada önemli bir hukuki ayrım mevcut: İade süreci gönüllülük esasına dayandırılıyor.

İade işlemi, otomatik olarak hukuki yükümlülük, borç ikrarı ya da sorumluluk kabulü anlamına gelmiyor. Aynı zamanda bu mekanizma, varsa hukuki veya cezai sorumluluğu da ortadan kaldırmıyor.

PARA SADECE FON HESAPLARINDA ARANMAYACAK

Teklifin 5. maddesi, fon varlıklarından çıkarılan unsurların kapsamını oldukça geniş bir şekilde tanımlıyor. Sadece açıkça mevzuata aykırı işlemler değil, aynı zamanda şeklen mevzuata uygun görünse dahi fonun menfaatine hizmet etmeyen gerçek bir ekonomik amacı bulunmayan işlemler de düzenleme kapsamında değerlendirilecek.

Karşılıksız veya muvazaalı işlemler, borç, avans, teminat, devir, temlik, alım-satım, repo ve ters repo işlemleri arasında yer alıyor. İlgili taraflar, hâkim ortaklar, yöneticiler ve bunların doğrudan veya dolaylı kontrolü altında olan kişilerle birlikte üçüncü şahıslara aktarılan değerlerin de bu tasfiye sürecine dahil edilebileceği ifade ediliyor.

Ayrıca, yalnızca ilk aktarılan rakam değil; bu tutarın yerine geçen ya da değerlendirilmesi sonucunda elde edilen değerlerin de geri kazanım hesabına dahil edilebileceği belirtildi. Sorumluluk zincirinde öncelik, fonu kuran veya yöneten portföy yönetim şirketine veriliyor.

Eğer buradan tahsilat mümkün olmazsa veya olamayacağı net bir şekilde anlaşılırsa, zarardan sorumlu kişiler, SPK tarafından belirlenen gerçek veya tüzel kişiler olabilecek. Görevden ayrılmanın, geçmişteki işlemlerden ve kararlardan kaynaklanan sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı vurgulanıyor. Bu durum, tasfiye dosyasının yalnızca mevcut fon bakiyesini değil, geçmişteki işlemleri ve bunların ekonomik sonuçlarını da kapsayabileceği anlamına geliyor.

Hangi kişi veya kuruluşun ne kadar sorumlu olduğuna dair kesin bir tespit yapılması için fon bazında inceleme gerekiyor.

DAVA SONU BEKLENMEYECEK

Teklifin altıncı maddesi, finansal geri kazanım mekanizmasının kapsamını fon hesaplarının dışına genişletiyor. Fonlarla ilişkili yapılan soruşturmalar neticesinde el konulan para ve sermaye piyasası araçlarının doğrudan fona iade edilmesi mümkün olduğunda, ilgili savcı, hâkim veya mahkeme tarafından iade kararı alınabileceği ifade ediliyor. Daha dikkat çekici bir düzenleme ise doğrudan fona devredilemeyen malvarlıkları için getiriliyor.

TMSF’nin kayyım olarak atanması durumunda, gayrimenkul gibi varlıkların dava sonucunu beklemeden satışının veya tasfiyesinin yapılması öngörülüyor. Bu düzenleme, varlıkların uzun süren yargı süreçleri boyunca ekonomik değer kaybetmesini önlemek amacıyla hazırlanmış. Fakat satıştan elde edilen tutarın doğrudan yatırımcılara dağıtılabilmesi için ilgili fonla hukuki ve ekonomik bir bağın kurulması gerekmekte.

Yargılama sonunda müsadere edilen bir değerlendirmenin fondan çıktığı veya fon zararını karşıladığı mahkeme tarafından belirlenirse, bu değer Hazine’ye gelir kaydedilmekten ziyade ilgili fona aktarılabilecek. Tasfiye tamamlanmışsa, elde edilen tutar geri kazanım hesabına alınacak. Dolayısıyla bu düzenleme, suçla ilişkilendirilen her türlü malvarlığının otomatik olarak yatırımcılara aktarılacağı anlamına gelmiyor.

Belirleyici olan, mahkeme tarafından kurulacak olan bağdır.

AYRI ALT HESAPLAR AÇILACAK

Teklifin bir diğer önemli detayı, geri kazanılan fonların nerede ve hangi statüde tutulacağına dair. Her bir fon için TMSF bünyesinde ayrı alt hesapların kurulması planlanıyor.

Bu hesaplar, TMSF'nin kendi malvarlığından bağımsız olarak takip edilecek ve yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ile fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler amacıyla kullanılabilecektir. Daha da önemli olan, bu hesaplarda yer alan tutarların kamu alacakları için haczedilemeyeceği, teminat olarak gösterilemeyeceği ve üzerlerine ihtiyati haciz veya tedbir konulamayacağı belirtiliyor.

Bu düzenleme, geri kazanılan paranın başka bir alacaklıya yönlendirilmesini engelleyerek, yatırımcılar için ayrılan kaynağın amacının korunmasını sağlamayı amaçlıyor. Eğer birden fazla fonla ilişkili bir tutar ortaya çıkarsa, bu tutarın hangi fona ne şekilde dağıtılacağı otomatik olarak belirlenmeyecek. Dağıtımda dikkate alınacak kriterler arasında fonun türü, likidite yeterliliği, yatırımcı yapısı ve tasfiye oranı yer alacak.

GERİ KAZANIM HAVUZUNUN İŞLEYİŞİ

Teklifin üçüncü maddesinde, tasfiye ve geri kazanım sisteminden faydalanacak kişi ve kurumlara ilişkin bir kısıtlama getirilmektedir. SPK'nın ilgili kararları doğrultusunda tasfiyeye alınan fonlarla bağlantılı olarak, Sermaye Piyasası Kanunu’nun piyasa bozucu eylemler, bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığı hükümleri çerçevesinde tespit edilen kişi ve kuruluşlara bu özel sistem üzerinden ödeme yapılmaması öngörülmektedir.

Burada belirleyici olan unsurlar arasında yalnızca bir kişinin fonda pay sahibi olması değil, aynı zamanda söz konusu fiillerle bağlantısının SPK tarafından tespit edilmesidir. Bu düzenleme, yatırımcıların korunması amacıyla geri kazanım sisteminin, düzenlemede belirtilen fiillerle ilişkili kişilere ödeme yapılmasını engellemeyi hedeflemektedir.

HİZMET ALIMI KAPISI AÇIK

Teklifin genel gerekçesinde, yatırımcılara yapılacak ödemelerde kamu bütçesinden kaynak kullanılmayacağı ifade edilmektedir.

Ödemeler, fonların mevcut malvarlığından, geri kazanılan ya da hukuki yollarla iade edilen değerlerden karşılanacaktır. Aynı zamanda, uygulamanın kapsamı sadece varlık satışı ve nakit dağıtımı ile sınırlı değildir. SPK ve Yatırımcı Tazmin Merkezi, dava ve takip süreçleri için dışarıdan avukatlık, muhasebe ve yazılım geliştirme hizmeti alma imkânı bulacaktır.

Bu durum, bütçeye doğrudan bir ödeme yükümlülüğü getirilmemesi ile uygulamanın kurumsal ve operasyonel maliyetlerinin birbirinden ayrı ele alınmasını sağlamaktadır. Teklif, yatırımcı ödemelerinin kaynağını sınırlarken, uygulama için hizmet alımına izin vermektedir.

PARANIN BULUNMASI VE DOĞRU HESAPLANMASI

Teklifin etkinliğini belirleyecek üç temel aşama mevcuttur: Fonların gerçek varlıklarının belirlenmesi, geçmişteki nakit ve malvarlığı hareketlerinin izlenmesi ve elde edilen kaynakların hak sahiplerine doğru bir şekilde dağıtılması.

455 bin 758 bireysel yatırımcının yer aldığı bir dosyada, kayıtların uyumlu hale getirilmesi ve her fonun kendi hesabının ayrıştırılması hem teknik hem de hukuki bir süreç taşımaktadır. Ayrıca, geri kazanım oranının ne olacağı, sürecin ne kadar zaman alacağı ve yatırımcılara nihayetinde hangi meblağların ödeneceği, teklif metninden tek başına belirlenememektedir.

DOSYANIN KİLİT SORUSU

Dosyanın temel sorusu artık yalnızca “Fonlarda ne kadar para kaldı?” değil. “Hangi varlık kime ait, hangi değer nereden geldi ve geri kazanılabilecek kaynak, hangi yatırımcıya ne ölçüde ödenecek?” şeklinde genişlemektedir. Kanun teklifi, bu soruların yanıtlanabilmesi için özel bir hukuki çerçeve sunmaktadır.

Ancak bu çerçevenin nasıl işleyeceği; komisyon ve Genel Kurul süreçleri, SPK’nın belirleyeceği uygulama esasları, varlıkların gerçek değerleri ve tahsilatın sonuçlarıyla kesinlik kazanacaktır.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Karabük'te bıçakla yaralanan kişi hastaneye kaldırıldı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Karabük'te bıçakla yaralanan kişi hastaneye kaldırıldı
WhatsApp
İhbar Hattı