Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), boşanma sonrası yoksulluk nafakasının süresiz talep edilmesi imkanı tanıyan düzenlemenin iptal kararı Resmî Gazete’de yayımlandı. Bu kararın dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülüyor. Kadın örgütleri, barolar ve hukukçular, yeni düzenlemenin kadınların ekonomik koşul ve durumları gözetilerek hazırlanması çağrısında bulundu.
HUKUKÇULARDAN VE KADIN ÖRGÜTLERİNDEN TEPKİ
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, AYM kararının ardından yaptığı değerlendirmede nafaka hakkının yalnızca ekonomik bir ödeme olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizdi. Gürkan, iktidarın yıllardır nafaka konusunda “mağduriyet” anlatıları üzerinden tartışma yürüttüğünü belirtti.
“Ortalama nafaka miktarının 2 bin lirayı bile bulmadığı, nafaka bağlanmasına rağmen binlerce kadının bu hakka ulaşamadığı bir ülkede kadınları mağduriyet yaratan taraf olarak ilan ediyor.” diyen Gürkan, gerçek mağduriyetin boşandığı için yoksulluğa itilen ve yıllarca şiddet gördüğü evliliğinden çıkamayan kadınların yaşadığı zorluklar olduğunu vurguladı.
Gürkan ayrıca, nafaka tartışmasının boşanmalarda arabuluculuk, miras hakkı ve velayet gibi başlıklarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kadınların eşit yurttaşlığını sağlayan hakların birer birer hedefe konulduğunu ifade etti. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, AYM'nin kararı sonrasında yayımladığı açıklamada “Nafaka haktır, kadınların ekonomik güvencesidir.” ifadesine yer verdi.
Dernek, yoksulluk nafakasının bir lütuf değil, boşanma sonrasında yoksulluğa düşen eşin hakkı olduğunu vurguladı. Ayrıca, kadınların yıllarca ücretsiz bakım emeği verdiğine ve çocuk bakımını üstlendiğine dikkat çekti. Nafaka hakkının zayıflatılmasının kadınları daha büyük bir ekonomik güvencesizliğe sürükleme riski taşıdığını belirtti.
Açıklamada, “Nafaka hakkının sınırlandırılmasına değil, kadınların yoksulluğunun ortadan kaldırılmasına çözüm üretilmelidir. Kadınların hakları pazarlık konusu değildir.” denildi. Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi de yeni düzenlemenin kadınların ev ve bakım emeğini, ekonomik kırılganlığını gözetmesi gerektiğini ifade etti.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, nafakanın kadınların şiddet ilişkilerinden çıkabilmesi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Tartışmanın kadınların ekonomik bağımsızlığı ve şiddetten uzaklaşabilme olanaklarından ayrı değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
KADINLARIN EKONOMİK DURUMU VE ARAŞTIRMALAR
Nafakanın süreyle sınırlandırılmasına dair tartışmaların yeni olmadığı, kadın örgütlerinin özellikle 2018’den beri “Nafaka hakkımıza dokunmayın” çağrısıyla çok sayıda kampanya, ortak açıklama ve eylem düzenlediği bildirildi. AYM’nin haziran ayında iptal kararını açıklamasının ardından EŞİK, Kadının İnsan Hakları Derneği, Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu ve birçok kadın örgütü karara tepki gösterdi.
Kadın örgütlerinin itirazlarının merkezinde, kadınların ve erkeklerin boşanmaya eşit ekonomik koşullarda girmediği değerlendirmesi yer alıyor.
TÜİK’in 2025 verilerine göre, kadınların istihdam oranı yüzde 32,1, erkeklerin istihdam oranı ise yüzde 66,4. Hanelerinde 3 yaşından küçük çocuk bulunan 25-49 yaş grubundaki kadınlarda istihdam oranı yüzde 26,2 olurken, aynı durumdaki erkeklerde bu oran yüzde 91. Bu veriler, kadınların çocuk ve diğer bakım sorumlulukları nedeniyle çalışma yaşamından uzaklaştıklarını ve boşanmayla birlikte bu ekonomik dezavantajlardan kurtulmadıklarını açıkça gösteriyor.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, kararın ardından yaptığı açıklamada, kadınların ekonomik güvencesinin zayıflatılmaması gerektiğini söyledi. Güllü, tahsil edilemeyen nafakaların ödenmesini sağlamak yerine kadınların mevcut güvencelerinin zayıflatılmasının yanlış olduğuna dikkat çekti.
Güllü, “Tahsil edilemeyen nafakaların ödenmesini sağlamak yerine kadınların mevcut güvencelerini zayıflatma kolaycılığına başvurmak, 1926’da Medeni Kanun'un kabulüyle güçlenen eşit yurttaşlık mücadelesinde geriye gidiştir.” ifadelerini kullandı. Ayrıca, yıllarca üstlenilen ücretsiz bakım emeğinin ve kaybedilen çalışma ve sosyal güvence olanaklarının boşanmayla ortadan kalkmadığını belirtti.
Güllü, “Yoksulluğu yaratan koşullar sürerken, kadının desteğe duyduğu ihtiyacın takvimle sona ereceğini TBMM'nin sorumluluğu, kadınların ekonomik güvencesini ve fiili eşitliği koruyan bir düzenleme yapmaktır.” dedi. Avukatlar Vakfı Başkan Yardımcısı ve kadın hukuku uzmanı avukat Nazan Moroğlu da AYM’nin kararına ilişkin değerlendirmesinde Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesinin tek başına ele alınmaması gerektiğini söyledi.
Moroğlu, yoksulluk nafakasının hangi koşullarda sona ereceğinin 176. maddede düzenlendiğine dikkat çekerek, nafakanın mahkeme kararına gerek olmaksızın kendiliğinden sona erebileceğini belirtti. Moroğlu, kamuoyundaki “süresiz nafaka” tartışmasına ilişkin, “Yoksulluk nafakasını tartışmaya açanlar, 176. maddeyi yok saymakta ve nafakanın süresiz olmasının, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra taraflar arasında husumetin devam etmesi sorununu doğurduğundan söz etmektedirler.
Bu nedenle kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algının aksine yoksulluk nafakası her koşulda süresiz değildir.” dedi. Moroğlu, kadınların eğitim ve istihdamdaki konumunun yanı sıra sosyoekonomik koşulların da dikkate alınması gerektiğini ve AYM’nin gerekçeli kararının yazılmasının ardından 9 ay içinde yeni düzenlemenin acilen yapılması gerektiğini ifade etti. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da karara tepki gösterdi.
Hatimoğulları, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Kadınların yıllarca verdiği karşılıksız ev içi ve bakım emeğini yok sayıp, nafaka hakkımıza dokunamazsınız!” ifadelerini kullandı. Hatimoğulları, kadınları eğitimden, istihdamdan ve sosyal güvenceden uzaklaştıran koşullar değişmeden, boşanma sonrasında kadınların yoksulluğunu artıracak adımların kadınları ekonomik bağımlılığa ve şiddet döngüsüne sürükleyebileceğini savundu.
Hatimoğulları, “Nafaka bir ayrıcalık değil; kadınların yaşamını, emeğini ve ekonomik bağımsızlığını koruyan bir haktır.” diyerek, “Nafaka hakkımızdan vazgeçmiyoruz.” ifadelerini sonlandırdı.