CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) toplantıları, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun başkanlığında yapıldı. Toplantının ardından Parti Sözcüsü Müslim Sarı, MYK ve PM gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sarı, ekonomik verileri değerlendirirken, takibe düşme oranlarının tarihsel olarak en yüksek seviyeye ulaştığını belirtti.
2016 yılından bu yana en yüksek düzeydeki takibe düşme oranının, finansal krizler, pandemiler ve iktisadi resesyonlara rağmen bu seviyeye ulaştığını ifade eden Sarı, ihtiyaç kredileri için takip oranının yüzde 6,75 ile zirveye çıktığını vurguladı.
Vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kredi aldığını ancak geri ödemekte zorluk yaşadığını dile getiren Sarı, kredi kartları için de minimum ödemelerin bile yapılamadığını ve bu oranın yüzde 5,7'ye çıktığını açıkladı. İlk 8 ayda karşılıksız çeklerde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 54, yıllık bazda ise yüzde 46 artış gözlemlendiğini belirtti.
FON SORUŞTURMASINDA TASFİYE SÜRECİ
Sarı, fon soruşturmasına bağlı tasfiye süreci hakkında da bilgi vererek, fonlarda bir tasfiye sürecinin başladığını ifade etti. Önce 1 milyon 600 bin liralık ödemelerin gündeme geldiğini, son toplantıda ise yaklaşık 40 milyar liranın kısa vadede ödenmesinin konuşulduğunu belirtti.
Bu süreçte iki temel hassasiyetlerinin olduğunu vurgulayan Sarı, birincisinin kamu kaynağı ve vatandaşın vergilerinin kullanılmaması gerektiği, ikincisinin ise yargılamaların basit suçlar kapsamından çıkarılarak organize suç çerçevesinde yapılması gerektiği olduğunu söyledi. Sarı, "Mesele 3-5 kişinin mal varlığına el koymak değil, bataklığı kurutmaktır" dedi.
YEREL YÖNETİMLERE YÖNELİK OPERASYONLAR
Sarı, yerel yönetimlere yönelik gerçekleştirilen operasyonlar hakkında da görüşlerini paylaştı. Son 10 günde Mersin Büyükşehir Belediyesi, İstanbul'un Eyüpsultan, Ataşehir, İzmir'in Bayraklı, Çeşme, Mersin'in Silifke, Ankara'nın Etimesgut ve Ardahan'ın Damal ilçelerinde toplamda 10 belediyeye operasyon yapıldığını belirtti.
Bu operasyonların CHP'nin yönetimindeki ya da CHP seçmeninin oy verdiği belediyelere yapılmasının manidar olduğunu ifade eden Sarı, suç işleyenlerin elbette yargılanması gerektiğini ancak ihale ve hesap usulsüzlüğü iddialarının yalnızca muhalefet belediyelerinde yaşandığını söylemenin inandırıcı olmadığını belirtti.
Sarı, operasyonların yoğunluğunun temel motivasyonunun, son 25 yılın en büyük yolsuzluğu olan fon yolsuzluğu tartışmalarını gölgelemek ve gündemi değiştirmek olduğunu söyledi. Mersin'de siyasi bağlantıları olan kişilere dokunulmadan, üç belediye dosyası için aynı anda operasyon gerçekleştirilmesi, tutuklamaların bir ceza aracı olarak kullanıldığını ortaya koyuyor. Bu durum, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla daha da belirgin hale geliyor.
TBB SEÇİMİNDE UZLAŞIYI TERCİH EDİYORUZ
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) başkan vekilliği için yarınki seçim öncesinde, delege sayısının 860 civarında olduğunu ve bunların 370'inin Cumhur İttifakı'na, 437'sinin ise muhalefete ait olduğunu vurgulayan Sarı, muhalefetin gücünün Cumhur İttifakı'ndan en az 50 delege daha fazla olduğunu belirtti.
Yeni Parti ile yapılan görüşmelerde adaylarının uygun görülmediğini dile getiren Sarı, bu partinin temsilcilerine hangi adayın istendiğini sorduklarını, onların önerdiği adayı kabul ettiklerini ifade etti. Ancak, tüm bu çabalara rağmen, Yeni Parti’nin temsilcileri klasik söylemleriyle iş birliği önerilerini reddettiklerini ve kendi adaylarını çıkarmayı tercih ettiklerini aktardı.
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı, CHP’den seçilmişken Yeni Parti’ye geçmiş ve bu partinin TBB adayı olarak önerilmiştir. CHP’nin en fazla üyesi olmasına rağmen, iş birliği önerilerinin geri çevrilmesi üzerine, bu bölgenin AKP’ye geçmemesi adına aday çıkarmama kararı aldıklarını söyleyen Sarı, partilerinin TBB seçiminde Ayşe Ünlüce’yi desteklemeye karar verdiğini belirtti.
ALGI OPERASYONUDUR
Sarı, Halk TV’ye kayyım atanmasıyla ilgili olarak, bu durumun sahiplerine karşı bir operasyon niteliği taşıdığını ve sürecin yakından takip edildiğini ifade etti. Öte yandan, bu operasyonun Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarıyla ilişkilendirilmesini mantıksız bir algı yönetimi olarak değerlendirdi. Yargı sürecinin şahıslarla ilgili olduğunu, basın kuruluşlarının kayyım atanarak işlevsiz hale getirilmesinin ise ayrı bir konu olduğunu belirtti.
Halk TV’nin CHP yönetimine yönelik eleştirilerine rağmen, partinin basın ve ifade özgürlüğünü savunmaya devam edeceğini vurguladı. *Haberin görselleri DHA tarafından servis edilmiştir.