CHP sözcüsü Müslim Sarı, partisinin Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından, CHP Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Sarı, 2026-2027 eğitim öğretim döneminin bu hafta başladığını belirterek, 17 milyon öğrencinin yanı sıra 1 milyon 200 bin öğretmenin ders başı yaptığını aktardı. Bu öğretim yılı milli eğitim açısından büyük sorunlarla açıldı.
Sarı, eğitim politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya ve CHP Genel Başkanı'nın, geçen pazartesi günü bu konuyla ilgili kapsamlı açıklamalarda bulunduğunu söyledi. Kendisinin ifadesine göre, milli eğitim sistemi çok çeşitli sorunlarla karşı karşıya. Sorun yumağının her yönüne baktığımızda, atanmayan öğretmenler, öğretmenlerin eğitim durumu, fiziksel koşullar ve müfredat gibi hususların hepsinin sorun barındırdığı görülüyor.
Yeni bir öğretim yılına bu zorluklarla merhaba dediğimizi vurguladı. Sarı, bu dönemde çözülmesi gereken iki acil konu bulunduğunu dile getirerek, bunlardan ilki okulların hijyen ve temizlik durumu olduğunu ifade etti. 21. yüzyılda okullarında temizliği sağlayamayan, temel hijyen gereçlerini temin edemeyen bir kamu otoritesinin kabul edilemeyeceğini belirtti.
Bu konuda, eğitim sisteminin başka sorunları olsa da, okulların hijyeni konusunun öncelikli olduğunu ve bu sorunun basit önlemlerle çözülebileceğini açıkladı. İkinci önemli konu ise, gelir dağılımındaki bozulmanın etkisiyle, okul çağındaki çocuklara kaliteli bir öğün sunulması gerekliliği olarak öne çıktı. Sarı, bu konuları yakından takip ettiklerini vurguladı.
Bunlarla ilgili yerel yönetimlere talimatlar ilettiklerini söyleyen Sarı, kamu otoriteleri ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu konuları üstlenmesini beklediklerini ve gerekirse CHP’li belediyelerin inisiyatif alacağını aktardı.
ENGELLERİN GÜNDEME GETİRİLMESİ
Bu konuyla alakalı herhangi bir hukuki ya da teknik engel çıkması durumunda, yetkiyle ilgili sorunlar da ortaya çıkarsa, bu engellerin mutlaka Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'ne bildirilmesi gerektiğini vurguladık. Böylelikle, bu engellerle birlikte yapılacak değerlendirmelerin önümüzdeki dönemde, belediye başkanlarımızın hangi projeleri hayata geçirdiği, hangi konularda sorunlar yaşadığı konusunda bilgi verecekler.
Biz de bu engelleri, kamuoyuyla paylaşacağız. Bu meselenin takibindeyiz ve sonuna kadar destekliyoruz.
BENZİN VE MOTORİN FİYATLARI ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER
Benzin ve motorin fiyatlarıyla ilgili görüşlerini paylaşan Sarı, sözlerine devam etti: "Motorin fiyatlarının 100 liraya yaklaşması ve benzin fiyatlarının 80 liranın üzerine çıkması, ülkemizi dünyanın en pahalı benzinini kullanan ülkelerden biri haline getiriyor. Bunun birçok nedeni var; hem konjonktürel hem de jeopolitik faktörler etkili.
Bu konuyu gündeme getirdiğimizde, genellikle ilk tepkiler şu yönde oluyor: ‘Ne yapalım, yanı başımızda savaş var.’” "Brent petrol 107-108 dolara yükseldi. Dolayısıyla kontrolümüz dışındaki gelişmeler nedeniyle böyle bir durum ortaya çıkıyor." dedi.
Ancak Sarı, bunun böyle olmadığını belirterek, küresel ölçekte benzin fiyatlarındaki artışın, Türkiye'nin de bu ürünleri ithal etmesi nedeniyle iç piyasada fiyatların yükselmesine neden olduğunu ifade etti. "Türkiye, dünyanın en pahalı benzinini kullanan ülkeler arasında yer alıyorsa, bunun sebebi yalnızca jeopolitik faktörler değildir," şeklinde ekledi.
Sarı, benzin fiyatlarının yüksek olmasının en önemli sebeplerinden birinin üzerindeki vergi yükü olduğunu belirtti. "Benzin fiyatlarının neredeyse yarısına denk gelen bu vergi yükü, yüzde 40 civarındadır. Eşel mobil sistemiyle bu yükü yansıtmamaya çalışsanız bile, bu vergi yükü var olduğu sürece Türkiye ekonomisi ciddi bir rekabet kaybı yaşayacak ve tüketiciler pahalı benzin kullanmak zorunda kalacaktır," dedi.
"Bu durumun orta ve uzun vadede önemli enflasyonist etkileri olacaktır. Benzin fiyatlarının yüksek kalmasının sebebi yalnızca savaş ve jeopolitik olaylarla açıklanamaz. En önemli etkenlerden biri, benzinin üzerindeki vergi yüküdür," dedi.
TARIM POLİTİKALARINA ELEŞTİRİLER
Sarı, Türkiye'deki tarım politikalarıyla ilgili eleştirilerde bulunarak, "Sebze ve meyve fiyatlarındaki yüksek artışlar kamuoyunun gündeminde. Paravan şirketler aracılığıyla üreticiden tüketiciye geçerken sürekli olarak şirket değişikliği yaparak, fiyatları olduğundan fazla gösteren firmalar olabilir. Bu durumla mücadele edilmelidir.
Denetim ve ceza önemli unsurlardır, ancak bu yöntemlerle Türkiye'deki tarımın sorununu çözmek mümkün olmayacaktır," dedi. Türkiye'de tarımın sıradan bir sektör olmadığını belirten Sarı, bu durumun stratejik bir önem taşıdığını vurguladı. Hem istihdam edilen nüfus açısından hem de gıda güvenliği yönünden kritik bir konu olduğuna dikkat çekti.
Gıda krizinin mevcut olduğu bir dönemde, Türkiye gibi çeşitlilik açısından zengin ve geniş iklim florasına sahip bir ülkenin, kendi kendine yeterli olabilmesi ve önemli bir tarımsal üretim gerçekleştirebilmesi gerektiğini dile getirdi. Özellikle bu yıl bol miktarda tarım ürünü bulunmasına rağmen fiyatların düşmediğini ifade etti. Sarı, Türkiye tarımında yapısal sorunların varlığını da gündeme getirdi.
Bu sorunların acilen çözülmesi gerektiğini belirten Sarı, girdi maliyetlerinin yüksek olduğunu vurguladı. Gübre, ilaç, petrol ve akaryakıt fiyatlarının artışı nedeniyle çiftçilerin ürünlerini satmakta zorlandığını söyledi. Çiftçilerin kar edemediği bir ortamda, Türkiye'nin tarımda ciddi finansman sorunları yaşadığını ifade etti.
Üreticiden tüketiciye kadar her aşamada yapısal sorunların bulunduğunu söyleyen Sarı, bu sorunlara çözüm bulmanın zorunlu olduğunu belirtti. Çiftçilerin ortalama yaşının 55 olduğunu hatırlatan Sarı, demografik fırsat penceresi açık bir ülkede, 33-34 yaş ortalamasına sahip bir nüfus ile tarımda çalışanların yaş ortalamasının bu kadar yüksek olmasının sürdürülebilir olmadığını söyledi.
Yaşları 55 veya 60 olan bireylerin yeniliklere ve değişimlere adapte olmasının zorluğuna değindi. Bu nedenle tarımda ciddi istihdam ve eğitim sorunlarının bulunduğunu ifade eden Sarı, bu sorunların çözümü için politik bir ilişkiye ihtiyaç olduğunu savundu. Tarımın yapısal sorunlarını ele almadan, sadece ceza ve denetimle fiyatların düşürülmesinin mümkün olmayacağını kaydetti.
Sarı, bu durumda bataklıkla değil, sivrisineklerle uğraşmayı tercih ettiklerini belirtti. Bataklığın kurutulması için ciddi bir planlamaya ve çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı.
MYK GÜNDEMİ VE KONGRE SÜRECİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
Parti içindeki meseleler hakkında konuşan Sarı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kongreleri ve kurultayını hukuki tartışmalardan uzak, şeffaf bir şekilde gerçekleştirebilmek için Yargıtay'a yaptıkları temyiz başvurusunu geri çektiklerini söyledi. Sarı, bu kararın bir an önce kesinleşmesini amaçladıklarını belirtti. Amacımız bu aşamada net bir şekilde belirlenmiştir ve bu çerçevede spekülasyona yer olmamaktadır.
Bizim dışımızda başka davacıların da bulunduğu bilinmektedir; bu davacılar artık davalarını geri çekmiştir. Böylece, kurultayımızı gerçekleştirmek için ve kongreleri hukuka uygun bir şekilde düzenlemek açısından herhangi bir engel kalmamıştır. Bu noktada, hâlâ Yargıtay denetimi olabileceği yönündeki değerlendirmeler gerçekçi değildir.
Ferî müdahillik talepleri ve başvuruları söz konusuydu; Parti Meclisi, eski Parti Meclisi üyeleri ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleriyle ilgili konular da gündeme geldi. Ancak, ana davayı açan Cumhuriyet Halk Partisi olduğu için ve bu davadan vazgeçtiği noktada ferî müdahillik durumu mevcut hukuka göre temyiz şartı doğurmamaktadır.
Buna bağlı olarak, bu konudaki hukuki tartışmalar da sonuçsuz kalmıştır. Ayrıca, bir başka tartışma konusu da şuydu: ‘Eğer bunu çekmeye yetkiniz vardı, neden daha önce çekmediniz? Daha önce çektiğinizde ne gibi hukuki engellerle karşılaşacaktınız?’ Bizim davayı geri çekmemiz, temyiz sürecini sona erdirmemekteydi.
Çünkü henüz dört davacı daha bulunmaktaydı. Bu davacılar davalarını geri çektiğinde, biz de bu adımı attık; bu konu birincil husustur. İkinci olarak, Sayın Özgür Özel’in butlan kararından sonra biz yetkisiz olduğunu kabul ederek, onun Cumhuriyet Halk Partisi adına başvuru yapma yetkisi kalmadığını düşünmemize rağmen, o anki duruma saygı göstererek kararımızı geri çekmemiştik.
Ancak daha sonraki siyasi gelişmeler hepimizin malumudur. Siyasi gelişmeler arasında, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğinden sapma, gereksiz hukuki tartışmalar ve bu durumun sonuçları söz konusu olunca, sürecin bu şekilde yürütülemeyeceği aşikar hale geldi.
Ardından adli tatil dönemi başladı ve bu dönemde gerekenleri yapmak mümkün olmadığından, diğer dört davacının temyiz başvurularını geri çekmesiyle Cumhuriyet Halk Partisi’nin süreci sonlandırması, kongre üzerindeki tartışmaları ortadan kaldırması kaçınılmaz hale geldi. Bu zorunluluk sonucunda da davamızı çekmiş olduk ki karar kesinleşebilsin. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kongreleri ve kurultayı üzerinde artık hiçbir hukuki engel bulunmamaktadır.
Kararın kesinleşmesinin ardından —bu sürecin yaklaşık 1-1.5 ay süreceğini öngörüyoruz— hukuki değerlendirmelerimiz bu doğrultudadır. Sarı, bu noktada 2027 yılına yönelik bir Yerel Yönetimler Reformu, yerel yönetimler programı ve Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinin performansını değerlendirecek bir Performans Takip Sistemi oluşturmanın önceliklerimiz arasında yer aldığını belirtti.
Performans Takip Sistemi’nin, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) belediye başkanlarının bir daha seçilme sürecindeki kriterlerin belirlenmesi açısından önemli olduğunu vurguladı. Bu sistem sayesinde, CHP'den seçilip farklı partilere, özellikle de AK Parti'ye geçen belediye başkanlarıyla ilgili yaşadıkları tartışmaların bir daha yaşanmamasını umuyoruz. Bu konuların objektif kriterler çerçevesinde değerlendirileceği düşünülüyor.
Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sarı, CHP ile Yenilik Partisi arasında geçtiği iddia edilen görüşmeler hakkındaki sorulara karşılık, bu iddiaları şaşkınlıkla izlediklerini belirtti. Sarı, basın mensuplarının kulislerden edindiği bilgilerin saygıdeğer olduğunu, ancak teyit edilmemiş ve tutarsız olan haberlerin kamuoyunun takdirine sunulması gerektiğini ifade etti.
CHP'nin resmi veya gayriresmi olarak Yenilik Partisi ile görüştüğüne dair herhangi bir temas olmadığını, bu tür iddiaların tamamen spekülasyon olduğunu söyledi.
AKARYAKIT FİYATLARI VE ZAM TALEPLERİ
Sarı, akaryakıt fiyatlarının ilk kez tabelada üç rakamlı bir değere ulaşacağını öngördüğünü belirterek, son yapılan zamların maliyetinin yüksek olacağını belirtti. Asgari ücrete yaklaşık on aydır zam yapılmadığını hatırlatan Sarı, 2007 yılında 5 lira 10 kuruş olan akaryakıtın şu anda 100 lirayı geçmekte olduğunu vurguladı.
Bu durumda çalışanlar, emekliler ve memurlar için zam talep edip etmeyeceklerine yönelik soruya şu şekilde yanıt verdi: 'Bu konu bizim sürekli gündemimizde. Haziran ayından beri bunu konuşuyoruz. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine, asgari ücretin ise 45 bin liraya çıkarılması bizim önceliklerimiz arasında.'
Sarı, hükümetin öngördüğü enflasyon oranlarının gerçekleşmesinin mümkün olmayacağını düşündüğünü belirtti. OVP'nin açıklanmasının üzerinden sadece 10 gün geçtiğini hatırlatan Sarı, bu sürede 2027 ve sonrası için belirlenen enflasyon hedeflerinin oldukça yüksek oranlarda revize edildiğine dikkat çekti. Örneğin, hedef yüzde 9 iken, yüzde 21'e yükseltildi ve bu durumu ciddi bir revizyon olarak değerlendirdi.
Ayrıca, 2027 yılına dair bu enflasyon hedeflerinin tutması için piyasa beklentilerinin 23-24 civarında olduğunu ekledi.
REEL SEKTÖRDEKİ DURUM VE ENFLASYON BEKLENTİLERİ
Reel sektör, yani ürün ve hizmet üreten işletmelerde, enflasyon oranı %30'un üzerinde seyrederken, hanehalkı noktalarında bu oran %40'ın üzerine çıkmış durumda. Yani kimse %21'lik enflasyonun geçerli olacağına inanmazken, böyle bir ortamda gelecekteki enflasyona dayalı bir ücret artışı yapılacağına dair bir güven duyulması mümkün değil.
Öte yandan, geçmişten gelen problemler de dikkate alındığında, açlık sınırının altında bir asgari ücretin kabul edilmesi mümkün değildir. Dört kişilik bir ailenin geçim standardını belirleyen açlık sınırı ise 37-38 bin lira civarında belirlenmiştir. Türk-İş tarafından takip edilen açlık sınırı rakamları, sendikaların hesaplamalarına göre 37-38 bin lira olarak öne çıkıyor.
Bu durum, asgari ücretin neredeyse %50 üstünde bir seviye gösteriyor ve sürdürülebilir bir durum değildir. Bu konuya ilişkin taleplerimizi 1 Temmuz'da ilettik, ancak bu meseleye yeterince önem verilmedi. Yine de her şey için geç değil.
Bu ay bir düzenleme yapılabilir, bir sonraki ay ya da geçmişe dönük olarak da bir değişiklik mümkün. Bunun için yeter ki gerekli bakış açısı geliştirilmiş olsun; ancak biz mevcut yönetimin bu konulara bu şekilde yaklaşmadığını gözlemliyoruz.
İKTİDARIN YAKLAŞIMI VE SEÇİM STRATEJİLERİ
Biz muhalefet olarak, iktidarın meseleye şu şekilde baktığını düşünüyoruz: Bu yıl halkı zorlayalım; gelecek yıl ise seçim dönemi olduğu için yapay bir iyileştirme sağlayalım. Ne tür bir yol izleyecekler? Ocak ayında büyük bir zam yaparak halkı geçiştirecekler.
Bunu nereden anlıyoruz? Bütçe rakamlarına baktığımızda, gelecek dönem için bütçe açıklarının milli gelire oranı %3,1'den %3,5'e yükselmiş. Bu artışın nedeni ise deprem harcamalarının olmaması.
Öncesinde hep deprem bütçesi kullanılıyordu. Şu an ise o harcama kalemi de devre dışı. Dolayısıyla, neden bu kadar bütçe açığı var?
Tek bir açıklaması var: Seçim ekonomisi devreye giriyor. İnsanları zorlayıp, yılbaşında bir ücret artışı yaparak, asgari ücret ile memur maaşlarını yükseltip, destekleme alımlarında yüksek fiyatlar sunarak bir algı yaratmayı hedefliyorlar. Temmuz ayında da bir düzenleme yaparak, insanların hafızasının zayıf olduğunu düşünerek seçime gitmeyi planlıyorlar.
Hükümetin yaklaşımı tamamen bu şekilde. İnsanların yaşam standartlarını iyileştirmek yerine, onları istismar ederek oy kazanmayı amaçlıyorlar. Bu anlayışla ne istihdam programı oluşturulabilir ne de makro ekonomik dengeler sağlanabilir.
Aynı zamanda yolsuzluk ve yoksullukla mücadelede de bu anlayış iflas etmiştir. Dolayısıyla, bu durum sürdürülebilir değil.
CHP’NİN GELECEK HEDEFLERİ
Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ise taahhütlerimiz ve hedeflerimiz nettir. Bu ülkede hiç kimsenin geliri, asgari ücretin altına düşmeyecek şekilde belirlenmiştir. *Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.