DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Antlaşması'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hatimoğulları, bu anlaşmanın gerekçe gösterilerek Suudi Arabistan'a Türkiye'den asker gönderilmesinin konuşulmasına tepki gösterdi. Konuşmasında, Türkiye'nin bölgeye asker ve çatışma değil, diplomasi ve müzakere ihraç etmesi gerektiğine dikkat çekti.
Ayrıca, TBMM Genel Kurulu'ndan bu konu ile ilgili bir karar çıkmadığını ve hukuki bir zemin oluşmadığını ifade etti.
YEMEN İÇİN BARIŞ MASASI ÇAĞRISI
Hatimoğulları, Türkiye'nin Yemen ve Suudi Arabistan arasında bir barış masası kurulması için çaba göstermesi gerektiğini vurguladı. İki ülke arasındaki çatışmalarda birçok insanın hayatını kaybettiğine ve yaralandığına dikkat çeken Hatimoğulları, Yemen ve Suudi Arabistan halklarına başsağlığı diledi.
Sivil ve masum insanların saldırılardan en çok etkilendiğini dile getiren Hatimoğulları, Türkiye'nin yerine getirmesi gereken rolün bölgeye asker göndermek değil, müzakere ve diyalog sürecinin başlatılması olduğunu belirtti. Taraflara saldırılara son verme çağrısı yapan Hatimoğulları, uluslararası toplumu çatışmasızlık ve barış için daha güçlü çaba göstermeye davet etti.
FON SORUŞTURMALARINA ELEŞTİRİ
Fon soruşturmalarına da değinen Hatimoğulları, yaşananları 'yüzyılın vurgunu' olarak nitelendirdi. Hatimoğulları, "SPK, 2025'in son çeyreğinde riski görüyor. Konu Finansal İstikrar Komitesi'nin önüne geliyor." şeklinde konuştu.
Ayrıca, dünyanın en büyük endeks sağlayıcılarından MSCI'nın da uyardığını hatırlatan Hatimoğulları, buna rağmen önlem alınmadığına dikkat çekti. 450 bine yakın insanın doğrudan bu fonun mağduru olduğunu, dolaylı olarak ise milyonlarca yurttaşın mağdur durumda kaldığını ifade etti. Hatimoğulları, "20 milyar dolarlık vurgunu tiyatro izler gibi izlediler." dedi.
İKTİDARA SORULAR
Hatimoğulları, iktidara şu soruları yöneltti: “Riskler biliniyor, ekonomi yönetiminin masasına kadar gelmiş ve zamanında önlenmemiş. Neden bu fon krizi bağıra bağıra gelirken önlenmemiş? Bu vurgun içeriden bilgi almadan, birileri göz yummadan bu kadar büyük ölçekte olamaz.
Kim, kime ne söyledi? Kim hangi bilgiyi önceden paylaştı? Kim kazanırken, kim kaybetti?
Kamu otoritesi neyi biliyordu? Hangi iktidar yetkilisi fon şirketlerinin sahipleriyle ilişkiliydi?” Hatimoğulları, Türkiye'de tüm yurttaşların bu soruların yanıtlarını beklediğini belirtti.
Sermaye, siyaset ve bürokrasi ayağının olduğunu savunan Hatimoğulları, bir avuç insanın zenginleşirken milyonlarca insanı bir ekmeğe muhtaç bırakan bir sistemin inşa edildiğini ileri sürdü. Bunun yanı sıra, TBMM Başkanlığına sunulan Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'ni eleştirerek, teklifin çözümsüzlük maddeleri içerdiğini savundu.
HATİMOĞULLARI, ÖNERİLERİ HAKKINDA BİLGİ VERDİ
Partisinin 7 maddeden oluşan bir öneri sunduğunu belirten Hatimoğulları, fon vurgunculuğu ile ilgili bir lira bile maliyetin halka yansıtılmaması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, kanun teklifinde bir güvence mekanizması oluşturulmasının önemine değindi. Fon vurguncularının yurtdışına kaçırdığı paraların geri getirilmesi gerektiğini ve mal varlıklarının tamamının dondurulmasını talep etti.
Önerideki ödeme yapılır mantığının mağduriyeti artıracağını vurgulayan Hatimoğulları, herhangi bir miktar sınırlaması olmaksızın tüm mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini belirtti. Bir milyona kadar zarar görenler sınırlamasının keyfi bir yaklaşım olduğunu savundu. Hükümetin bu vurgunla ilgili sorunu çözmek yerine yönetmeye çalıştığını söyleyen Hatimoğulları, yurttaşların mağduriyetlerini gidermenin herkesin sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Ödeme tarihinin belirsiz bırakılmaması gerektiğini ve bu tarihlerin açık bir şekilde düzenlenmesi gerektiğini ekledi.
SORUMLULUK YALNIZCA ŞİRKET YÖNETİCİLERİNE YÜKLENMEMELİ
Sorumluluğun yalnızca şirket yöneticilerine atfedilemeyeceğini belirten Hatimoğulları, Meclis'te bir komisyon kurulması gerektiğini ve bürokratların sorumluluklarının ortaya konulması gerektiğini savundu. Kamunun uğradığı zarar ve bireylerin mağduriyetleri nedeniyle tüm ilgili bürokratlar ve siyasetçilerin birinci dereceden maddi ve manevi sorumluluk taşıması gerektiğini vurguladı.
Yurttaşların paralarının nerede olduğunu bilmeden tasarruf yatırmak zorunda kalmamaları gerektiğini belirten Hatimoğulları, gizliliğin vurguncuları koruduğunu ve şeffaflığın halkı koruyacağını söyledi. Sermaye Piyasası Kurulu'nun iktidarın değil, halkın deneticisi olması gerektiğini ifade etti.
SEÇMEN İRADESİNE SAYGISIZLIK YAPILIYOR
Partisinden istifa eden bazı milletvekilleri ve belediye başkanlarını hatırlatan Hatimoğulları, ülke tarihinde seçmen iradesinin bu denli ucuz harcandığı bir dönemin yaşanmadığını öne sürdü. İçişleri Bakanlığı'nın bazı belediyelere yaptığı görevlendirmeleri göz önünde bulundurarak, siyasi transferlerin etik ve hukuki sınırlar içinde düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
Hatimoğulları, partisinden istifa edenlerin, kazandıkları milletvekilliği, belediye başkanlığı ve meclis üyeliğinden düşürülmeleri gerektiğini önerdi. Van'da cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş hakkında da konuşan Hatimoğulları, olayın üzerinden geçen iki yıl boyunca faillerin bulunmadığını hatırlattı. Rojin’in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA profili tespit edildiğini belirtti.
Bu DNA profillerinin kime ait olduğunun hala belirlenmediğini söyleyen Hatimoğulları, Rojin’in telefonunun binlerce kilometre dolaştığını ve yapılan konuşmaların çözümlenmesi gerektiğini ifade etti. Rojin'in ve Gülistan Doku'nun ölümlerinin şüpheli olarak dosyalarının kapatılmasına müsaade etmeyeceklerini belirtti.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE DEĞİNDİ
Hatimoğulları, terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmeler yaparak, Öcalan'ın koordinatörü olacağı barış ve siyasallaşma kurulunun acilen çalışmalarına başlaması gerektiğini vurguladı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un inisiyatifiyle kurulması beklenen izleme komisyonunun henüz oluşturulmadığını belirten Hatimoğulları, Kurtulmuş'un Meclis'te temsil edilen tüm siyasi partilerle derhal görüşmesi gerektiğini ekledi.
KURULUN YAPISI ÜZERİNE GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ
Bu görüşmeler sırasında özellikle kurulun kuruluş şekli, görev tanımı ve sorumlulukları hakkında fikir alışverişinde bulunulmalıdır. Kurulun kapsayıcı ve çoğulcu bir yapıda olması, sürecin daha geniş kesimler tarafından benimsenmesine yardımcı olacaktır. Kurulun sadece sembolik değil, aynı zamanda işlevsel bir yapıda olması, siyasetin yükümlülükleri ve süreçte üstlenmesi gereken rol açısından kritik bir öneme sahiptir.
SÜREÇTEKİ GÖZLEMLER VE RAPORLAMA
Kurulun, uygulamada gözlem yaparak sürecin tıkanıklıklarını ve gecikmelerini belirlemesi, raporlar hazırlaması ve gerektiğinde bekleyen çeşitli görüşleri gün yüzüne çıkarması, taraflarla iletişim kurarak ilerleme kaydetmesi son derece önemlidir.