Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

İstanbul'da korkunç cinayet: Anne-kız denizde bulundu

1973'te İstanbul'un Kireçburnu açıklarında bulunan kadın cesedi, kayıp anne-kızın cinayetini ortaya çıkardı.

GÜNDEM 11.10.2026 08:59 Haber Editörü 22 okuma Okuma Süresi: 9 dk
İstanbul'da korkunç cinayet: Anne-kız denizde bulundu
Paylaş:
N

Yıl 1973... Ocak ayının soğuk günlerinde, İstanbul'da hayat her zamanki akışında devam ediyordu. Şehir hatları vapurları sabahın erken saatlerinden itibaren yolcularını taşırken, kıyılarda balıkçılar geçimlerini sağlamak için denizle buluşuyordu.

Kireçburnu açıklarında, 8 Ocak günü, sıradışı bir olay yaşanacaktı. Balıkçı Recep, denizde bir karartı fark ettiğinde, bu nesnenin bir çuval olduğunu anladı. Diğer balıkçıların yardımıyla çuvalı çıkarıp açtıklarında, korkunç bir manzarayla karşılaştılar.

İçinden bir kadın cesedi çıkmıştı. Olayın hemen ardından, bölgeye polis ekipleri sevk edildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü İkinci Şube Müdürü Cemil Gülmen, beraberindeki Cinayet Masası ekipleriyle olay yerinde incelemeler yapmaya başladı.

Cesedin üzerinde kıyafetler bulunuyordu ancak kimliğini belirleyecek bir belge yoktu. Yüzü tanınmaz halde bulunan kadının, pahalı kıyafetleri, onun varlıklı biri olabileceğini gösteriyordu. Cesedin ölüm sebebinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.

Yapılan otopsi sonucunda, kadının boğularak öldürüldüğü tespit edildi ve cesedinin çuvala yerleştirildikten sonra denize atıldığı anlaşıldı. Cinayet Masası dedektifleri, ilk olarak kadının kimliğini belirlemek için kayıp başvurularını incelemeye başladı. Beyoğlu Ayazpaşa'da yaşayan bir anne ve kızın birkaç gündür kayıp olduğu bilgisi elde edildi.

67 yaşındaki Nuriye Hanım'ın fiziksel özellikleri, denizden çıkarılan cesetle örtüşüyordu. Yüzü tanınmaz olmasına rağmen, yakınları kıyafetlerden cesedin ona ait olabileceğini düşündü. Olayın en önemli gelişmelerinden biri ise kadının vücudundaki ameliyat izinin tespit edilmesiydi.

Bu izin Nuriye Hanım’ın geçmişte geçirdiği bir ameliyatla ilgili olduğu belirlendi. Ancak bu durum soruşturmayı daha karmaşık hale getirdi. Çünkü Nuriye Hanım'ın kızı Meyla Hanım'dan ise hala haber alınamamıştı.

Cinayet Masası, anne ve kızın aynı kişiler tarafından öldürülmüş olabileceği ihtimalini değerlendirmeye başladı. Nuriye Hanım’ın cinayetinin açığa çıkması, İstanbul’un tanınmış sosyete çevrelerinde büyük bir yankı yarattı. İki kadının adı, o dönemde sosyete dünyasında bilinen isimler arasındaydı.

Suriye kökenli bir ailenin 1965 yılında Türk vatandaşlığına geçtiği ve Suriye'de de önemli mülkleri bulunduğu ifade ediliyordu. Anne ile kızı, Beyoğlu Ayazpaşa'daki Karşıyaka Apartmanı'nda yaşamaktaydılar. Zengin olmalarına karşın evlerinde herhangi bir hizmetçiye yer vermeyen bu anne-kız çiftinin, aynı zamanda çok sevdikleri bir köpekleri de bulunuyordu.

Köpeğin uzun süre havlaması, komşularının dikkatini çekti. Yakınları ve komşuları, kendilerinden haber alamayınca kayboldukları konusunda endişelenerek durumu polise bildirmişti. Kısa sürede cinayet, Türkiye genelinde büyük bir yankı uyandıran bir durum haline geldi.

Cinayet Masası dedektifleri, Meyla Hanım'ın öldürülerek Kireçburnu açıklarında denize atılmış olabileceği ihtimali üzerine arama faaliyetlerine başladı. Ancak henüz bir sonuca ulaşılamadı. Dedektifler, anne ve kızın kaybolduğu 5 Ocak Cuma günü nerelerde bulunduklarını tespit etmek amacıyla yakın çevrelerinde, komşularında ve son günlerde görüştükleri kişilerin ifadelerine başvurdu.

Komşulardan bazıları, o gün Meyla Hanım'ı uzun boylu bir erkekle evden ayrılırken gördüklerini bildirdi. Bir başka tanık, bir taksiden bahsederken, bazıları ise o gün saat 17.00 sıralarında anne ve kızı Taksim'de gördüklerini ileri sürdü. Saat 18.30 civarında, Saray Arkası Sokak'ta köpeklerini gezdiren tanıdıkları bir çift tarafından da görüldükleri iddia edildi.

Bir başka komşu ise apartmanın çevresinde yeşil renkli, 1965 model Chevrolet marka bir otomobilin yer aldığını aktardı. Aracın çamurluklarında nikelaj adı verilen parlak metal kaplamaların bulunduğu tespit edildi. Cinayet Masası, elde edilen bilgileri değerlendirirken anne ve kızın oturduğu Ayazpaşa'daki dairede daha detaylı bir inceleme yapma kararı aldı.

Dedektifler, eve girdiklerinde daireyi titizlikle araştırdı. Eşyalar üzerinde yapılan incelemelerde, anne ve kızı yakından tanıyan kişilerin beyanlarına yeniden başvuruldu. Yakınlarının, komşularının ve daireye daha önce girmiş olan kişilerin anlatımlarıyla eşyaların durumu karşılaştırıldı.

Bu araştırma sırasında dikkat çeken bir ayrıntı ortaya çıktı. Anne ve kızın evinde bilinen bazı değerli eşyaların kayıp olduğu belirlendi. Özellikle antika eşyaların ve pahalı halıların eksik olduğu saptandı.

Dedektifler, bu eşyaların cinayetten sonra evden çıkarılmış ve satılmış olabileceği olasılığını değerlendirerek soruşturmayı İstanbul'daki değerli halı ticareti yapan iş yerlerine yönlendirdi. Cinayet Masası dedektifleri, özellikle pahalı ve antika halıların alım satımını yapan tüccarlarla irtibat kurmaya başladı. Varlıklı müşterilere satış yapan iş yerleri de incelendi.

Satın alınan halıların özellikleri ve bunları satan kişiler hakkında bilgi toplandı. Yapılan araştırmalar sonucunda, anne ve kızın evinden kaybolan halılardan birinin izine ulaşıldı. Halıyı satan tüccarın verdiği bilgiler, soruşturmada önemli bir ilerleme sağladı.

Halıyı satmak üzere gelen kişinin yalnız olduğu anlaşıldı. Cinayet Masası dedektifleri, tüccarın tanıklığı doğrultusunda, halıyı satan erkeğin fiziksel özelliklerini tanımladı. Böylece, kaybolan değerli eşyayla bağlantılı bir şüpheli belirlenmiş oldu.

Halının satışıyla ilgili elde edilen eşkal, dedektiflerin topladığı bilgilerle karşılaştırılmaya başlandı. Araştırmalar, anne ve kızın çevresindekilere yönelik yeniden gözden geçirildi. Özellikle Meyla Hanım ile etkileşimde bulunan, evlerine giden ve para ilişkileri olan erkekler üzerinde duruldu.

Bu kapsamda Yalçın isimli bir kişi öne çıktı. Kapalıçarşı'da bulunan Zincirli Han'daki bir antikacıda çalışan Yalçın'ın, Meyla Hanım'ı yaklaşık iki senedir tanıdığı tespit edildi. Zamanla Meyla Hanım ile yakın bir ilişki kuran Yalçın'ın, anne ve kızın evine de sıkça gittiği öğrenildi.

Polisin edindiği bilgilere göre Yalçın'ın maddi sorunları bulunmaktaydı. Meyla Hanım ile aralarında mali ilişkiler olduğu da belirlendi. Halıyı satan kişinin tarifine uyan Yalçın'ın fiziksel özellikleri, dedektiflerin şüphelerini artırdı.

Cinayet Masası, Yalçın'ı izlemeye aldı. Ancak onu cinayetle ilişkilendirecek başka delillere de ihtiyaç duyuluyordu. Yapılan araştırmalar sırasında iki tanığın sağladığı araç bilgileri de oldukça dikkate değer hale geldi.

Tanıklardan biri taksi gördüğünü belirtirken, diğeri apartmanın çevresinde yeşil renkli, 1965 model Chevrolet marka bir aracın bulunduğunu aktardı. İkinci tanığın dikkatini çeken bir diğer husus, aracın çamurluklarında yer alan parlak nikelaj kaplamalarıydı. Dedektifler, Yalçın'ın olay sırasında bir taksi kullanmış olabileceği ihtimalini değerlendirdi ve önce taksiciler üzerinde araştırma yaptı.

Ancak Yalçın ile bağlantılı bir taksiciye ulaşmak mümkün olamadı. Taksilere dair elde edilen sonuçlar tatmin edici olmayınca, bu sefer yeşil renkli ve 1965 model Chevrolet aracın izini sürmeye karar verildi. Cinayet Masası, Trafik Şube Müdürlüğü aracılığıyla İstanbul'da kayıtlı, tanığın tarifine uygun araçları araştırmaya başladı.

Belirlenen araç sahipleri tek tek incelendi. Ancak Yalçın'a ait böyle bir otomobil tespit edilemedi. Dedektifler, araştırmayı derinleştirerek, tanığın tanımladığı, çamurluklarında nikelaj bulunan araca ulaştı.

Bu aracın bir otomobil kiralama firmasına ait olduğu belirlendi. Kiralama kayıtları incelendiğinde, dikkat çekici bir bilgi ortaya çıktı. Araç, anne ve kızın kaybolduğu günler olan 4 ve 5 Ocak tarihlerinde Yalçın tarafından kiralanmıştı.

Halının satışıyla ilgili eşkal, Yalçın ile olan yakınlığı ve tanığın tanımladığı aracı kiralaması, Cinayet Masası'nın Yalçın hakkındaki şüphelerini daha da artırdı. Polis, takibe aldığı Yalçın'ın ilişkilerini araştırırken kayınbiraderi Enver'i de belirledi. Dedektifler, iki kişinin cinayetle bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde yoğunlaştı.

Cinayet Masası dedektiflerinin yürüttüğü soruşturmada toplanan deliller, Yalçın ve kayınbiraderi Enver'i şüpheli olarak belirledi. Nuriye Hanım'ın cesedinin Kireçburnu açıklarında bulunmasından 12 gün sonra, 20 Ocak 1973 Cumartesi günü gerçekleştirilen operasyonda her iki şüpheli gözaltına alındı. Sorgulanan bu kişiler, cinayeti kabul etti.

Verdikleri ifadelerde, anne ve kızın nasıl kandırıldıkları ve neden öldürüldükleri hakkında bilgiler verdiler. Cinayet, Yalçın'ın maddi sorunları ve borçlarını kapatmak amacıyla hazırladığı bir planın parçasıydı. Yalçın, yaklaşık iki yıl önce Meyla Hanım ile tanışmıştı.

Bu tanışıklık, zamanla bir bağ ve para ilişkisine dönüşmüştü. Yalçın, maddi sıkıntılarının giderek arttığını ifade etti. Borçlarını ödeyebilmek için bazı mülklerini satmış ve babasından miras kalan evini de elden çıkarmıştı.

Ancak bu çabalar, mali zorluklarını aşmaya yetmemişti. Yalçın, çalıştığı antikacıdan değerli bir halıyı iş yeri sahibinin izni olmadan rehin almıştı. Halıyı geri almak için acil paraya ihtiyaç duyuyordu.

Maddi sorunlarından kurtulmak için, anne ve kızın evindeki değerli halıları çalmayı planladı. Bu hedefle kayınbiraderi Enver'i de yanına aldı. İki şüpheli, 5 Ocak Cuma günü planlarını hayata geçirme kararı aldı.

O gün saat 12.00'de kiraladıkları yeşil renkli, 1965 model Chevrolet otomobille Ayazpaşa'ya geldiler. Yalçın, anne ve kızın yaşadığı apartmana çıkarken Enver otomobilde bekledi. Yalçın'ın amacı, Nuriye Hanım'ı bir bahane ile dışarı çıkarmaktı.

Bunun için kadının satmayı düşündüğü kürkleri kullandı. Nuriye Hanım’a, satmak istediği altı kürk ve üç etol için bir alıcının 8 bin lira teklif ettiğini, fakat kendisinin 35 bin lira istediğini anlattı. Alıcıyla birlikte görüşmek istemesi halinde gidebileceklerini söyledi.

Nuriye Hanım, Yalçın ile birlikte apartmandan çıkarak otomobile bindi. Ancak götürüldüğü yer, bir kürk alıcısının dükkânı değil, Yalçın’ın Bakırköy'deki eviydi. Yalçın, cinayet planını uygulamak için eşini ve çocuklarını daha önceden evden uzaklaştırmıştı.

Nuriye Hanım’ı içeri aldıktan sonra kayınbiraderi Enver’i eve çağırdı. Ardından Nuriye Hanım’a, “Sen bir kahve iç, ben adama haber vereyim” diyerek beklemesini söyledi. Nuriye Hanım, kürkleri satacak kişiyle görüşeceğini düşünürken, iki şüpheli harekete geçti.

Arkasından saldırıya uğrayan kadın, başına aldığı darbe ile yere düştü. Yalçın ve Enver, ardından boğazını sıkarak Nuriye Hanım'ı öldürdü. İki şüpheli, Nuriye Hanım'ın cesedini önce bir çuvala koydu.

İki zanlı, cesedi büyük bir bavula yerleştirip otomobile taşıdıktan sonra, bagajda yer alan bavulla Ayazpaşa yönüne hareket etti. Hedefleri, evde annesinin dönmesini bekleyen Meyla Hanım'dı. Şüpheliler, Nuriye Hanım’ın cesedini otomobilin bagajında bırakıp Ayazpaşa'daki apartmana ulaştılar.

Yalçın, daha önceki ziyaretlerinden hatırladığı dairenin kapısını çaldı. Kapıyı açan Meyla Hanım, annesinin nerede olduğunu sordu. Yalçın'ın verdiği yanıtlardan şüphelenen Meyla Hanım, annesinin kısa bir süre önce öldüğünü bilmediği için durumu tam olarak kavrayamadı.

Ancak Yalçın ve Enver, kadının şüpheci tutumuna göre hareket etmek zorunda kaldı. İki şüpheli, kadını mutfak kapısıyla hol arasındaki alanda boğarak hayatını kaybettirdi. Ardından, Meyla Hanım’ın cesedini salonun önündeki antreye taşıdılar.

Cesedi önce bir çuvalın içine, sonrasında ise bavula yerleştirdiler. Böylelikle, iki şüpheli, aynı gün içinde Nuriye Hanım'ı Bakırköy'de ve kızı Meyla Hanım'ı Ayazpaşa'daki evinde öldürmüş oldu. İki kadının cinayetinin ardından, şüpheliler evde bulunan değerli halıları toplamaya başladı.

Bu esnada apartmanın kapısı bir dizi kez çalındı. Ancak şüpheliler kapıyı açmadı ve çevredeki durumun sakinleşmesini bekledikten sonra halılarla birlikte cesetlerin yer aldığı bavulları otomobile taşıdılar. Sonrasında Boğaz'a yola çıktılar.

Cesetleri denize atmak için uygun anı kollayan iki zanlı, Kireçburnu'na vardı. Cesetlerin yer aldığı çuvallara ağırlık olması için taş yerleştirerek ağızlarını kapattılar ve denize attılar. Ayrıca, cesetleri taşımak için kullandıkları bavulları da parçalayarak denize bıraktılar.

Şüpheliler, ertesi gün her şey normale dönmüş gibi işlerine devam etti. Evden alınan bazı değerli halılar ise satıldı. İki zanlının yakalanmasının ardından Cinayet Masası, olayları doğrulamak için delil arayışına girdi.

Yalçın'ın Bakırköy'deki evinde yapılan araştırmada kanlı bir halı bulundu. Bu bulgu, Nuriye Hanım’ın o evde öldürüldüğüne dair anlatımlar açısından kritik bir öneme sahipti. Dedektifler, Yalçın ve Enver’i Ayazpaşa’daki eve götürerek olayın ayrıntılarını yerinde inceledi.

Yalçın ve Enver, Meyla Hanım’ın nasıl öldürüldüğünü ve değerli eşyaları nasıl aldıklarını açıkladı. O esnada anne ve kızın yaşadığı apartmanın önünde büyük bir kalabalık oluştu. İstanbul’daki olayın yarattığı etki nedeniyle birçok kişi şüphelileri görmek için bina çevresinde toplandı.

Polis, Yalçın ve Enver’i araçlara bindirmekte zorluk yaşadı. İşlemlerin tamamlanmasının ardından iki zanlı adliyeye sevk edilerek tutuklandı. Cinayet Masası’nın yürüttüğü soruşturma neticesinde Nuriye Hanım’ın nasıl öldüğü ve kızı Meyla Hanım’ın başına gelenler ortaya çıkmıştı.

Ancak soruşturmada hala önemli bir eksiklik mevcuttu. Meyla Hanım’ın cesedinin henüz bulunamadığı bildirildi. Şüphelilerin, iki kadının bedenlerini Kireçburnu'ndan denize attığını ifade etmeleri üzerine Boğaz'da arama çalışmaları gerçekleştirildi.

Balık adamların da destek verdiği bu operasyonlar, Meyla Hanım’ın cesedini bulma amacı güdüyordu. Ancak, uzun süre süren aramalar olumlu bir sonuç vermedi. İstanbul'da iki kadının esrarengiz kayboluşuyla başlayan ve Kireçburnu açıklarında bulunan çuvalla cinayet soruşturması, Cinayet Masası’nın yürüttüğü araştırmalar neticesinde aydınlatıldı.

Evden çalınan değerli bir halı, tanığın tarif ettiği aracın tespiti ve şüpheliler arasındaki para ilişkileri, iki kişinin yakalanmasına zemin hazırlayan kritik ipuçları oldu. Anne ve kızın cinayeti, 1973 yılının en çok tartışılan olaylarından biri olarak hafızalarda yer etti.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Galatasaray Lille ile oynayacağı maça hazırlandı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Galatasaray Lille ile oynayacağı maça hazırlandı
WhatsApp
İhbar Hattı