Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Tuncer Bakırhan'dan hükümete sel felaketi eleştirisi

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, sel felaketini hükümetin sorumsuzluğu ile ilişkilendirerek eleştirilerde bulundu.

GÜNDEM 20.10.2026 15:26 Haber Editörü 439 okuma Okuma Süresi: 6 dk
Tuncer Bakırhan'dan hükümete sel felaketi eleştirisi
Paylaş:
N

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, PKK'nın Türkiye'den çekilme kararını ve bazı kampların boşaltılmasını değerlendirdi. Bakırhan, son günlerde İstanbul, Kocaeli ve Sakarya başta olmak üzere birçok şehirde yaşanan sel felaketinde hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyerek, yaralılara acil şifalar temennisinde bulundu.

Ayrıca, bu felakette zarar gören esnafa geçmiş olsun dileklerini iletti. Bakırhan, iktidarın bu felakete karşı hızlı bir tazminat süreci başlatmasını umduğunu belirtti.

Yağmurun doğal bir olay olduğunu ifade eden Bakırhan, hükümetin bu durumu yönetme konusundaki sorumsuzluğunu vurguladı. 'Yağmur yağdığında insanların ölmesi, araçların sürüklenmesi ve evlerin suyla dolması durumu ortaya çıkıyorsa, bu durumu sadece yağmura bağlamak doğru olmaz' dedi.

Sel felaketinin nedenlerine ilişkin eleştirilerini sürdüren Bakırhan, İstanbul, Kocaeli ve Sakarya'nın yıllardır dere yataklarının daraltılması ve su havzalarının yapılaşmaya açılması nedeniyle felakete maruz kaldığını açıkladı. 'Dere yatağına imar izni verirsen, orayı betonla doldurursan su nereden geçecek?' şeklinde konuştu.

Bakırhan, ayrıca Kanal İstanbul projesinin sel felaketi sırasında yeniden gündeme geldiğine dikkat çekerek, bu projenin kent için bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. 'İstanbul’un mega projelere ihtiyacı yok, mega risklerden korunmaya ihtiyacı var' ifadelerini kullandı. Bakırhan, hükümete bu riskleri ortadan kaldıracak projeler geliştirmesi çağrısında bulundu.

Tuncer Bakırhan, iki yıl boyunca İstanbul başta olmak üzere belediyelerin sorunlarıyla ilgilenen hükümetin, 14 Ekim tarihinde kente yönelik eleştirileri dikkate alması gerektiğini ifade etti. Bakırhan, hükümete seslenerek, "Artık biraz da belediyelerin meseleleriyle ilgileneceğinize, benim sorunlarımla ilgilenin" dedi ve bu durumdan çıkarılacak derslerin olup olmayacağını hep birlikte göreceklerini belirtti.

Bakırhan, İstanbul'daki sorunların çözümünde değişmesi gereken anlayışın, dere gibi doğal kaynakların değil, yeşil alanların ve kentin betona dönüşmesine neden olan yaklaşımları değiştirmek olduğunu vurguladı. Ayrıca, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi bölgesinde gerçekleştirilen MERI forumuna katıldıklarını hatırlatarak, Türkiye'deki barış sürecine ve Kürtler arasındaki diyalogların geliştirilmesine verdikleri önemin forumda da dile getirildiğini açıkladı.

Forumda yapılan değerlendirmeler arasında, "Türkiye, bölge barışının dinamosu olabilir" şeklinde bir tespitin öne çıktığını kaydeden Bakırhan, bu düşünceye katıldığını ifade etti. Bakırhan, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmesinin Türkiye'nin yanı sıra Suriye, Irak ve İran gibi komşu ülkelerde de olumlu etkiler yaratacağını, bu sürecin sadece Türkiye'nin değil, tüm bölgenin umudu olduğunu dile getirdi.

Kürtlerin, bölgedeki barışın en istekli ve kararlı tarafları arasında yer aldığını belirten Bakırhan, Kürtlerin ortak stratejik çıkarları doğrultusunda bir araya gelerek, bulundukları ülkelerde daha güçlü hale gelmelerinin bölge barışındaki rolünü artıracağını söyledi.

Bakırhan, Orta Doğu'nun günümüzde, bekleyen değil, konuşan ve siyaset üreten bir zemine dönüştüğünü, bu nedenle Kürtlerin kendi aralarında daha fazla diyalog kurmaları gerektiğini de ifade etti.

İRAN İLE DİYALOG BAŞLARSA DESTEKLEYECEĞİZ

Forumda İran ile ilgili de önemli konuların gündeme geldiğini belirten Bakırhan, Bafel Talabani'nin forumda yaptığı konuşmada İran'daki Kürtlerle yeni bir diyalog sürecinin başlangıcına dair olumlu sinyaller verdiğini aktardığını söyledi. Bakırhan, İran'da henüz oturmuş bir düzenin olmadığını, ancak bu gelişmeyi önemsediklerini de sözlerine ekledi.

Ayrıca, İran'da Kürtlere yönelik tutuklama ve idam gibi olumsuz durumların mevcut olduğunu da vurguladı. İran, Kürt siyasi dinamiklerini silahla değil, diyalog ve müzakere yoluyla ele almak istiyor. Tahran'ın bu durumu bir fırsat olarak değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, idam sehpaları ve hapishaneler yerine diyalog arayışının desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

İran yönetiminin, diyalog talep eden Kürt aktörleriyle doğrudan temas kurması gerektiğini belirtti. Aracıların rolüne gerek olmadığını kaydeden Bakırhan, silahların kullanıldığı bir ortamda herkesin kaybettiğini, masanın kurulduğu yerde ise kazanımların elde edileceğini dile getirdi. İran'ın, siyasi müzakerelerin başlayacağı bir ortamı oluşturmasının önem taşıdığını savundu.

Kürt partilerinin yıllardır masaya oturmaya hazır olduklarını açıkladığına dikkat çekti. Tahran'ın bu durumu kaçırmaması gereken bir fırsat olduğunu belirten Bakırhan, Kürt partileriyle müzakerelerin bir an önce başlatılması gerektiğini ifade etti. Bu müzakere masasının geçici olmaması, belirli bir takvim ve güvencelerle kalıcı bir barışa zemin hazırlaması gerektiğini vurguladı.

Devlet düzeyinde bir diyalog sürecinin başlamasını talep eden Bakırhan, bu süreç başladığında destek vereceklerine söz verdiklerini belirtti. Türkiye'nin de bu süreçte başarı sağlanmasının İran'a değil, tüm bölgeye yararlı olacağını ifade etti.

Türkiye ve İran'ın olası bir Kürt ve İran diyalog sürecine destek vermesi gerektiğini söyleyen Bakırhan, PKK yönetiminin 8 Ekim'de Türkiye'den tamamen çekilme kararını açıkladığını hatırlattı. Bu gelişmelerin ardından barış sürecinde atılacak adımların gecikmemesi gerektiğini vurguladı. Hareket yönetiminin Türkiye'de artık hiçbir üyesinin kalmadığını ve tüm güçlerini sınır dışına çektiğini bildirdi.

Bu durumun önemli bir adım olduğunu belirten Bakırhan, 8 Ekim'de bazı kampların boşaltıldığını da hatırlattı. Barış sürecinde atılacak adımların ne kadar bekleyeceği konusunda toplumun merak ettiğini dile getirdi. Silahların yakılmasına tanıklık ettiklerini kaydederek, çekilme kararının açıklandığını ve kampların boşaltıldığını ifade etti.

Bakırhan, "Bu kadar net bir tablo karşısında artık beklemenin bir anlamı kalmadı. İktidarın da bir bahanesi yok," diyerek iktidara soru yöneltti. "Artık neyi bekliyorsunuz?

Daha ne yapılması gerekiyor?" diyerek bu sorunun sessizlikle geçiştirilemeyeceğini belirtti. Bakırhan, DEM Parti'nin finansman sorununa yönelik tutumunu "Çünkü kirlenmemiş bir partiyiz. Emekçiyiz, yoksuluz, emekçiyiz.

Bu işlere bulaşsaydı böyle rahat konuşur muyduk biz de? İşte biz sizin yoldaşlarınızız. Sizin o verdiğiniz onurlu mücadelenin temsilcileriyiz." şeklinde ifade etti.

BU BÜTÇE KİMİN BÜTÇESİ?

Bakırhan, 2027 yılı bütçesini eleştirerek, kaynakların faiz ve sermaye gruplarına aktarıldığını, ekonomik yüklerin ise emekçiler ile emeklilerin sırtında kaldığını belirtti. "Geçen hafta 2027 yılı bütçesi sunuldu. Yine bir AK Parti klasiği ile karşı karşıyayız.

Yine kaynaklar faiz lobilerine, sermayeye, güvenlik politikalarına, rantiyeci kesimlere aktarılırken, yükü emekliye, emekçiye, asgari ücretliye ve halka bindiren bir bütçe hazırlıyorlar. Buna da refah bütçesi diyorlar. Fakir fukaranın içinde olmadığı bütçenin neresi refahlıdır?" dedi.

Bütçedeki faiz ile sosyal harcama kalemlerini karşılaştıran Bakırhan, "Faize yaklaşık 4 trilyon ayırıyorlar. Sosyal harcamalara ise 1 trilyon 300 milyar. Dört katını faize veriyorlar.

Yani fakir fukaraya gidecek olanı faize veriyorlar. Adına da ne diyorlar? Refah bütçesi.

Zenginin bütçesi. Bu mu refah bütçesi olacak?" diye sordu. Gelir vergisi üzerinden emekçilerden alınacak tutar ile patronlardan alınacak tutarı karşılaştıran Bakırhan, "Emekçilerin ödediği gelir vergisinden 5 trilyon 533 milyar lira almayı düşünüyorlar.

Emekçilerden 5 trilyon 500 milyar almaya çalışıyorlar. Peki, patronlardan ne kadar almayı düşünüyorlar? 2 trilyon. Emekçilerden 5 trilyon, zenginlerden, sermayeden 2 trilyon. Bu bütçe kimin bütçesi sizce? Bu mu refah bütçesi?" şeklinde konuştu.

SAVUNMA HARCAMALARINDAKİ ARTIS

Savunma harcamalarındaki artışa dikkat çeken Bakırhan, "Savunma harcamaları yüzde 66 artmış. Ülkede belki çekiliyor, sınırlarından çekiliyor, kampları boşaltıyorlar. Barış sürecinde silaha yüzde 60'dan daha fazla bütçeden para ayırıyorsun.

Bu sorunların cevabı kimde, onu da merak ediyorum. Bu ülkenin barışa olan ihtiyacı bu kadar açıkken kaynakların savaşa, silaha harcanması nasıl izah edilecek?" ifadesini kullandı.

DEM PARTİ’DEN 24 EKİM’DE BÜTÇE KAMPANYASI

DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partinin bütçe kaynaklarının savaş ve rant gruplarına değil, emeklilere, emekçilere ve yoksullara tahsis edilmesi için mücadele edeceğini vurguladı.

Parti olarak "Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe" sloganıyla 24 Ekim'de bir kampanya başlatacaklarını duyuran Bakırhan, kendisinin Siirt'in Kurtalan ilçesinde emekçiler ve emeklilerle bir araya geleceğini, Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları'nın ise İstanbul'da olacağını bildirdi.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Kırklareli Üniversitesi'nde COP31 kapsamında fidan dikimi
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Kırklareli Üniversitesi'nde COP31 kapsamında fidan dikimi
WhatsApp
İhbar Hattı