Türkiye genelinde gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırmaya göre, trafik sorunları çok boyutlu bir yapıya sahip. Araştırmanın detayları, İstanbul, Ankara, Eskişehir ve Malatya gibi şehirlerde sürücüler, trafik polisleri ve alanında uzman kişilerle yapılan odak grupları aracılığıyla elde edildi. Katılımcıların yüzde 61,8'i aktif olarak araç kullandıklarını belirtirken, yüzde 43,8'i ise araç sahibi olduklarını ifade etti.
Türkiye'nin trafik sorununa dair değerlendirilen rakamlar, ekonomik kayıptan sürücü davranışlarına ve trafik kültürüne kadar çeşitli alanları etkilediğini ortaya koydu.
İSTANBUL’DA TRAFİK SIKINTISININ ETKİLERİ
Raporun içerdiği hesaplamalara göre, İstanbul'daki trafik sıkışıklığının yıllık ekonomik maliyetinin yaklaşık 10 milyar dolara ulaştığı öngörülüyor. Bu maliyet yalnızca yakıt tüketimiyle sınırlı kalmıyor; trafikte kaybedilen zaman, iş gücü ve verimlilik kaybı gibi faktörler de bu hesaba dahil ediliyor. Ayrıca, İstanbul'da trafik nedeniyle oluşan ekstra yakıt tüketiminin maliyetinin yaklaşık 760 milyon dolar seviyesine ulaştığı belirtiliyor.
İstanbul'daki trafik yoğunluğu, kişi başına yılda 288 saat kayba neden oluyor. Bu süre, yaklaşık olarak 12 tam güne tekabül ediyor. INRIX 2025 verilerine dayanarak, İstanbul'da bir sürücünün sadece trafik tıkanıklığı nedeniyle yılda ortalama 105 saat kaybettiği bilgisi raporda yer aldı.
Bu iki verinin farklı metodolojilere dayanması, İstanbul'daki trafik sorununu bir kez daha gözler önüne seriyor.
ARAŞTIRMA BULGULARI VE TRAFİK SORUNLARI
Türkiye genelinde yapılan saha araştırmasında, katılımcıların yüzde 55,5'i önemli sorunlar arasında sürücülerin dikkatsizliğini, keyfi kural ihlallerini ve trafik bilinci eksikliğini öne çıkardı. Yol kapasitesinin yetersizliği ve otopark sorunlarıyla ilgili görüş bildirenlerin oranı ise yüzde 46,3 oldu. Yaya geçitleri ile alt ve üst geçitlerin yetersizliğini belirtenlerin oranı ise yüzde 30,4 olarak kaydedildi.
Ayrıca, araştırma katılımcıları kendilerini trafikte dikkatli sürücüler olarak tanımlarken, trafik risklerinin çoğunun ‘diğer sürücülerden’ kaynaklandığını düşündüklerini vurguladılar. Bu durum, trafikte bireysel sorumluluğun başkalarının davranışlarına yöneltilmesi açısından önemli bir bulgu olarak değerlendirildi. 2024 yılı verilerine göre Türkiye'de 1 milyon 444 bin 26 trafik kazası meydana gelirken, bu kazaların 266 bin 854'ü ölümlü veya yaralanmalı kazalardan oluştu.
Raporu hazırlayan ekipte yer alan Ulaşım Uzmanı Dr. Fatih Gündoğan, özellikle bu araştırmada sivil toplum kuruluşları, sürücü kursu sahipleri, zabıtalar ve polis memurlarıyla oda görüşmeleri gerçekleştirdiklerini belirtti. Gündoğan, “Raporun ilk kısmında sorunların sebeplerini ortaya koyuyoruz. Ulaşımda neden trafik sorunu yaşıyoruz, buna bakıyoruz.
Sorunların başında kapasite yetersizliği geliyor. Tarihi bir şehirde yaşadığımız için bu kapasite yetersizliği kaçınılmaz bir durum. Kapasite yetersizliği, tüm büyük şehirlerin ortak sorunu.
Bunun yanı sıra toplu taşımanın yetersizliği ve düzensiz parklanmanın da etkili olduğunu belirttik” ifadelerini kullandı. Motokuryelerin yüksek teslimat baskısı, güvencesiz çalışma şartları ve park düzenlemeleri eksikliği gibi sorunlar da trafiği olumsuz etkiliyor. Diğer sürücüler, motokuryelerin ani manevralarını ve şerit ihlallerini trafik güvenliği açısından önemli bir tehdit olarak değerlendiriyor.
Rapor, trafik sorununu oluşturacak kriterleri yalnızca bireysel sürücü davranışlarıyla değil, aynı zamanda çalışma koşulları ve ekonomik baskılarla birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Marmara Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Demir, katılımcıların yüzde 55,55'inin sürücülerin dikkatsizliği ve trafik bilincinin eksikliğini ön plana çıkardığını vurguladı.
Kadın katılımcılar, genel olarak sürücülerin dikkatsizliğini öne çıkarırken, erkek katılımcılar yol kapasitesinin düşüklüğüne daha fazla dikkat çekti. Demir, “Trafik sıkışıklığı, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 1,8 ile yüzde 3,8’i arasındaki bir kayıptır. Türkiye’nin Gayri Safi Milli Hasılasının 1,6 trilyon dolar olduğunu düşündüğümüzde, bu kaybın 40 milyar dolardan 70 milyar dolara kadar uzandığını görürüz” dedi.
2025 yılına dair yapılan öngörülere göre, kaza sayısının artacağı, ancak ölüm sayısının azalacağı ifade edildi. 2024 yılında meydana gelen ve olay yerinde ya da sonrasında bir ay içinde vefat edenlerin sayısı 6400 civarındayken, bu rakam 2025 yılında 635'e düştü. Yani yaklaşık 300 insan hayatını kaybetmekten kurtarıldı.