Van Gölü Havzası'nda, insanların tarımsal faaliyetlerini belirleyen mevsim hafızası, küresel iklim değişikliği sebebiyle önemini kaybetmeye başladı. Son yıllarda kuraklık ve yağış rejimindeki değişiklikler, havzanın iklim yapısını da etkiledi. Geçmişte, uzun yıllara dayanan iklim verilerine dayalı olarak, bölge halkı yağışların ve karın ne zaman başlayacağını, soğuk havaların hangi dönemlerde etkili olacağını öngörebiliyordu.
Bu öngörüler, tarımsal faaliyetlerde ekim ve hasat dönemlerinin belirlenmesinde kritik bir rol oynuyordu. Ancak küresel iklim değişikliği, mevsimlerin alışılmış düzenini bozduğundan, bu verilerle hareket etmek artık zorlaşmakta. Van Gölü Havzası, son birkaç yıldır kuraklıkla mücadele ederken, 2026 yılında yaz mevsimi dışındaki dönemlerde daha fazla yağış aldı.
Kış, ilkbahar ve sonbahar aylarındaki yağışlar, doğanın yeniden canlanmasına yardımcı oldu. Fakat uzmanlar, bir yılın yağışlı geçmesinin, iklim değişikliğinin etkilerinin sona erdiği anlamına gelmediğini belirtiyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü'nden Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, geçmişte insanların uzun dönemli iklim verileriyle tarımsal planlamalar yaptığını ifade etti.
Prof. Dr. Alaeddinoğlu, yağış, sıcaklık, karın yerde kalma süresi ve soğuk günlerin başlangıcı gibi unsurların öngörülebilir olduğunu vurguladı. Tarımsal faaliyetlerini bu verilere göre şekillendiren insanlar, ürünlerini hasat ederken, tarlalarını ekme zamanlarını da bu öngörülerle belirliyordu. Ancak, mevcut iklim düzeninin büyük ölçüde değiştiğini ve değişmeye devam edeceğini aktarıyor.
Uzman, geçmişteki iklim şartlarına dayalı varsayımlarla gelecekte tarımsal ürünlerin ekim ve hasat zamanlarını belirlemenin zorlaşacağını ifade etti. Bilim insanları ve karar vericilerin, insanlara bu konuda destek olması gerektiğini dile getirdi.
Geçmişten gelen iklim hafızalarına göre birçok ekonomik faaliyetini sürdüren insanların, 20-30 yıl önceki gibi tarımsal hazırlıklarını yapmasının artık mümkün olmadığını vurgulayan Alaeddinoğlu, bu dönemde insanların kar yağmasını bekleyerek buğdaylarını tarlaya ektiğini hatırlattı. Bugün ise bu tür öngörülerde bulunmak oldukça güç. Önümüzdeki aralık ve ocak aylarında mevsim normallerinin üzerinde sıcak günler yaşanabileceği öngörülüyor.
Bölgedeki iklim değişikliği, tarımsal faaliyetleri olumsuz yönde etkiliyor. Özellikle artan sıcak hava dalgaları, hava sıcaklıklarının yükselmesine yol açıyor. Erken ekim yapılan tarım ürünleri, kış mevsiminde yaşanan soğuk hava koşullarıyla karşılaştığında zarar görebiliyor veya yok olabiliyor.
GEÇMİŞTEKİ TARIMSAL DÜZEN DEĞİŞİYOR
Alaeddinoğlu, geçmişteki tarımsal düzenin değişmekte olduğunu dile getirdi. 2026 yılının yağış durumu açısından olumlu geçtiğini belirten Alaeddinoğlu, bu durumun gelecekte yanıltıcı bir izlenim yaratmaması gerektiğini vurguladı. "Evet, 2026 yılı yağışlı bir yıl oldu. Yaz aylarını göz ardı edersek, kış, ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde yağışlı bir dönem geçiriyoruz," dedi.
Ayrıca doğanın yeniden canlandığını ve bunun olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti. Ancak, bölgeye sıcak hava dalgalarının gelmekte olduğunu ve iklimin değiştiğini hatırlattı. Gelecekte, bu bölgenin ikliminin büyük ölçüde Akdeniz iklimine dönüşeceğine dair öngörülerde bulundu.
TEDBİRLERİN ALINMASI GEREKİYOR
Alaeddinoğlu, yaz aylarının daha sıcak ve kurak geçeceğini belirterek, bu duruma hazırlıklı olmanın önemini vurguladı. İklim değişikliğinin etkilerine karşı bilimsel verilere dayalı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini ifade etti. Su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi için ise insanların hayatını kolaylaştıracak bir mekanizma oluşturulması gerektiğini söyledi.
Bu kapsamda, sürekli veri toplayan ve yöneten bir sistemin kurulmasının şart olduğunu belirten Alaeddinoğlu, "Burası kapalı bir havza. Eğer su kaynaklarını doğru yönetemezsek, önümüzdeki yıllarda ciddi zorluklarla karşılaşabiliriz," şeklinde konuştu.