Goethe Üniversitesi Frankfurt'undan araştırmacıların çalışması, 8 Eylül'de Tobacco Use Insights dergisinde yayımlandı. Araştırma kapsamında Türkiye'den 11, Almanya'dan ise 4 sigara ürünü incelendi. Ayrıca, ABD menşeli bir referans sigara da değerlendirmeye alındı.
Her bir üründen belirlenen miktarda, toplamda 402 sigara, kapalı bir kabinde otomatik bir düzenekle test edildi. Testlerde, yalnızca içicinin çektiği ana duman değil, aynı zamanda sigaranın yanması sırasında ortama yayılan yan akım dumanı da göz önüne alındı.
ARAŞTIRMADAN ÇARPICI SONUÇLAR
Araştırmacılar, pasif içicilikte maruz kalınan dumanın yaklaşık yüzde 85'inin yan akım dumanından oluştuğunu vurguladı. Testlerde sigara dumanındaki PM10, PM2.5 ve PM1 parçacıklarının yoğunluğu detaylı olarak ölçüldü. En yüksek PM10 değeri, Türkiye'den alınan Parliament Night Blue ürününde metreküpte 1677 mikrogram olarak tespit edildi.
Diğer ölçümler ise PM2.5 yoğunluğunun 1675, PM1 yoğunluğunun ise 1548 mikrogram olduğunu belirtti. Almanya'dan alınan Camel Yellow ürünü ise en düşük değerleri gösterdi. PM10 emisyonları Türkiye'deki sigaralarla kıyaslandığında yüzde 3,6 ila 51, PM2.5 emisyonları yüzde 3,6 ila 50, PM1 emisyonları ise yüzde 4,4 ila 48 arasında daha düşük ölçümlendi.
En belirgin fark, Camel Yellow'da ortaya çıkmış olup, Türkiye'deki versiyonunun PM2.5 yoğunluğu 1569 mikrogram iken, Almanya’dakinin 1043 mikrogram olduğu gözlemlendi.
ÜRETİM FARKLILIKLARI NEDEN OLABİLİR
Araştırmada, L&M ürünü Türkiye'deki versiyonunun emisyonlarının yaklaşık yüzde 28, Davidoff'un yüzde 13 ve Marlboro'nun ise yüzde 3,6 daha yüksek olduğu kaydedildi. Ülkeler arasındaki bu emisyon farklılığının, tütün harmanı, katkı maddeleri, kağıt veya filtre tasarımı gibi üretim özelliklerinden kaynaklanabileceği değerlendirildi. Ancak, hangi faktörlerin bu farkı yarattığı net olarak belirlenemedi.
Tütün Eksperleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bülent İnce, üretim makinelerindeki farklılıkların bu sonuçları açıklamakta yetersiz olduğunu, ülkelerin iç pazar hedeflerine yönelik farklı düzenlemelerinin değişen tütün formüllerine yol açabileceğini ifade etti.
Türkiye’deki mevzuat, 4733 sayılı Kanun kapsamında, üreticilerin bir takvim yılı içinde iç piyasaya sunmak üzere ürettikleri ve ithal ettikleri tütünün yüzde 30’unun Türkiye’de üretilmiş olmasını şart koşuyor. Almanya'nın federal tütün mevzuatında ise bu orana benzer bir yerli tütün kullanım zorunluluğu bulunmuyor.
Araştırmada, tütün türleri, harman oranları ve katkı maddelerinin incelenmemiş olması nedeniyle yüzde 30’luk düzenleme ile yüksek parçacık emisyonları arasında doğrudan bir ilişki kurmak mümkün olmadı. Buna ek olarak, Türkiye ve Almanya'da sigaralar için belirlenen emisyon sınırları sadece zifir, nikotin ve karbonmonoksit ile sınırlıdır. Ancak PM1, PM2.5 ve PM10 parçacıkları için özel bir üst sınır bulunmamaktadır.
Bu parçacıkların ölçülmesi ya da paket üzerinde belirtilmesi zorunlu tutulmamaktadır. Araştırmada incelenen tüm ürünlerde sigara dumanındaki parçacıkların büyük çoğunluğunun PM1 grubuna ait olduğu gözlemlendi. PM1’in toplam PM10 içindeki payı ise yüzde 92,3 ile 95,3 arasında değişmektedir.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nden Doç. Dr. Pınar Mutlu, küçük boyutlu parçacıkların akciğerlerin derin bölümlerine ulaşabileceğine dikkat çekti. Doç. Dr. Mutlu, sigara dumanındaki parçacıkların toksik ve kanserojen maddelere sahip karmaşık bir aerosol bileşeni olduğunu belirtti.
Kısa süreli maruziyetin solunum yollarında tahriş, öksürük ve nefes darlığına yol açabileceğini; uzun dönem maruziyetin ise kronik solunum ve kalp hastalıkları ile akciğer kanseri riskine katkıda bulunabileceğini ifade etti. Ayrıca, kapalı alanda sigara içilmesinin yaratabileceği maruziyete de dikkat çekti ve özellikle çocuklar, hamileler, yaşlılar ile kalp veya akciğer rahatsızlığı olan bireylerin korunması gerektiğini vurguladı.