63'üncü Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin açılış galasında, oyuncular Menderes Samancılar ve Tilbe Saran Onur Ödülü'nü aldı. Yapımcı Abdurrahman Keskiner ve Suzan Kardeş, Sinema Emek Ödülü'nün sahibi oldular. Ayrıca, Cem Yiğit Üzümoğlu ve Leyla Smyrna Cabas, Genç Sinemacı Başarı Ödülü'nü kazandılar.
Bu yıl Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen festivalin açılışı Antalya Spor Salonu'nda yapıldı. Törenin sunuculuğunu ise oyuncular Pınar Altuğ Atacan ve Emre Kınay üstlendi.
SİNEMA EMEKÇİLERİ ANILDI
Törende, onur, emek ve başarı ödüllerinin yanı sıra Beşiktaş Kültür Merkezi'ne (BKM) Sinemaya Katkı Özel Ödülü de sunuldu. Gecede yaşamını yitiren sinema emekçileri büyük bir saygıyla anıldı. Özellikle bu yıl hayatını kaybeden usta oyuncu Kadir İnanır, hazırlanan özel bir sunumla anıldı. Ayrıca Emre Kınay, sinema filmlerinin müziklerini seslendirdi.
ÖZDEMİR'DEN AÇILIŞ KONUŞMASI
Törende Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, festivalin hazırlık sürecinde büyük bir çaba sarf ettiklerini aktardı. Özdemir, "Festivalimizi tasarlarken büyük bir emek verdik. Gece gündüz çalıştık.
Bu festivalin ruhunu, heyecanını ve birleştirici gücünü geleceğe taşımak için kararlılıkla yol aldık" dedi. Bazı değerlerin korunmasının yanı sıra geleceğe taşınmasının gerekliliğine de vurgu yaptı. Geçen yılın "Kalpten" teması sonrası bu yılın sloganının "Daima" olduğunu belirten Özdemir, "Sinemaya duyduğumuz sevgi geçici değil.
Antalya'nın sanatla kurduğu bağ geçici değil. Altın Portakal'a sahip çıkma irademiz geçici değil" şeklinde ifadelerini sürdürdü.
DÜNYADAKİ SAVAŞLARA DEĞİNİLDİ
Özdemir, dünya genelindeki savaşlara da değinirken, insanların yaşadığı travmaları unutmamak gerektiğini belirtti. "Ekranlarımızda yıkılan şehirler, evlerinden koparılan insanlar, hayatını kaybeden çocuklar yer alıyor. Hiçbir savaş sıradan değildir.
Hiçbir çocuğun ölümü sadece bir haber başlığı olamaz" diye konuştu. Festival programına, "Kökler, Işık ve Kamera" adını verdikleri özel bir bölüm eklediklerini açıklayan Özdemir, bu bölümde savaş ortamında yaşamaya ve üretmeye çalışan sinemacıların hikayelerine odaklanacaklarını dile getirdi.
Özdemir, Lübnan, İran, Filistin ve Ukrayna'dan 13 filmin gösterileceğini ifade ederek, "Bu filmler aracılığıyla o yıkımın ortasında yaşamaya, üretmeye ve anlatmaya devam eden insanların hikayelerine tanıklık edeceğiz" şeklinde sözlerini tamamladı. Antalya Altın Portakal Film Festivali'ndeki ödül töreninde, sanatın ve kültürün insanlığa sunduğu ortak dili vurgulayan bir mesaj verildi.
Farklı coğrafyalarda sinemanın ışığının sönmemesi gerektiği belirtilerek, dünyanın herhangi bir yerinde savaşın değil, sanatın ön plana çıkması gerektiği ifade edildi. Özdemir, Atatürk'ün "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur" sözüne atıfta bulunarak, sanatın devamı, sanatçıların üretimi ve şehrin sanatla buluşması adına gayret göstermenin kendileri için bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Ayrıca, festivali yaşatan geçmişteki belediye başkanları, jüri üyeleri, çalışma arkadaşları, sanatçılar, sinema emekçileri ve destek veren herkese teşekkür etti. Altın Portakal'ın 63 yıllık geçmişine de değinen Özdemir, festivalin her kuşaktan iz bıraktığını ve Antalya ile Türkiye'yi dünyaya bağlayan bir hikaye yarattığını ifade etti. Özdemir, "Biz de bu hikâyeyi hep birlikte yazmaya devam edeceğiz" dedi.
HAYATIMDA ALDIĞIM İLK SİNEMA ÖDÜLÜNÜ BURADA ALMIŞTIM
Ulusal Jüri Başkanı Derviş Zaim, kendi kariyerinin başlangıcının bu festivalle olduğunu belirterek, "Burada ilk filmimi 1996 yılında gösterme şansını yakaladım ve hayatımda aldığım ilk sinema ödülünü yine burada almıştım. Yıllar geçse de burada jüri başkanı olarak bulunmak benim için gurur verici.
Bu geleneği korumak zorlayıcı ama geleceği sağlamak için geçmişten gelen mirası dikkate alarak, soğukkanlı ve alçakgönüllü bir yaklaşım ile eserleri değerlendiriyoruz" şeklinde konuştu.
SAMANCILAR, ÖDÜLÜNÜ MADEN İŞÇİLERİNE VE GAZİLERE ATFETTİ
Onur Ödülü’nü oyuncu Berkay Ateş’ten alan Menderes Samancılar, ödülünü maden işçileri, şehitler, gaziler ve basın emekçilerine ithaf etti. Samancılar, "Altın Portakal Film Festivali’nin tüm emekçilerine, dünden bugüne katkıda bulunan herkese teşekkür ediyorum. Yıllarca bu festivalin devamı için mücadele eden Antalya halkına minnettarım" dedi.
SİNEMA ÜZERİMİZE YIĞILAN TAŞLARDAN ÇİÇEK OLUR
Onur Ödülü’nü Tilbe Saran’a, Mehmet Binay ve Caner Alper takdim etti. Saran, festival çalışanlarına ve sinema emekçilerine teşekkür ederken, Van Gogh’un "Normal yaşam, taş döşenmiş bir yola benzer. Üzerinde çok rahat yürürsün ama hiç çiçek yetişmez" ifadesine yer verdi.
Saran, sinemanın farklı hayatlar arasındaki bağa da değinerek, "Kamera, bir derviş gibi zamanlar, sınırlar, diller ve dinler arasında dolaşır. Unutulanları konuşturup gönülden yüreğe köprüler kurar" dedi. Sinema, üzerimize çöküşen zorlukların arasında boy verip yolumuzu kesen bir çiçek misali.
Şairin, 'E, sadece ölmek için gelmedik ya bu dünyaya. Gün ağarırken limon kokusu geldiğine göre' sözlerini anımsatıyor.
TÜRKİYE'NİN OSCAR'INI ALDIM
Sinema Emek Ödülü, kuaför, makyöz, şarkıcı ve oyuncu Suzan Kardeş'e yönetmen Ömer Faruk Sorak tarafından sunuldu. Oscar alma hayalini paylaşan Kardeş, "Oscar alacağım, koşarken de birkaç kere düşeceğim. Düşmeden geldim.
Çünkü ben Türkiye'nin Oscar'ını aldım" şeklinde konuştu. Aynı zamanda makyöz olarak farklı yaş gruplarından birçok oyuncu ile çalıştığını belirten Kardeş, "Makyöz olarak benim koltuğuma çok küçük, çok genç, çok orta yaşlı, çok da yaşlılar oturdu. Ama hepsinin aynı heyecanı vardı.
Ve ben o heyecana, onun heyecanına katıldım. İyi ki, iyi ki onlarla beraber bir ömür geçirdim. Çünkü sinema, dünyadaki hiçbir şeye benzemeyen, insanı başka bir hayal dünyasında yaşatan bir şey.
Ben bu ödülü bütün set arkadaşlarıma, bugüne kadar hayatıma girmiş bütün herkese ve dokunduğum bütün oyunculara hediye ediyorum" dedi.
KESKİNER'E "SİNEMA EMEK ÖDÜLÜ"
Yapımcı Abdurrahman Keskiner, Sinema Emek Ödülü'nü oyuncu Suna Yıldızoğlu'ndan aldı ve sinema sektörüne 61 yıl önce ilk adımını attığını söyledi. "Muhsin Bey" filmiyle 1987'de 5 ödül aldığını vurgulayan Keskiner, "70'e yakın film, 6 dizi ve sayısını bilmediğim birçok belgesel yaptım. Yeni nesil daha fazla geliyor, sansürle uğraşmaları yok" ifadelerini kullandı.