Latmos Dağları’nda doğal olarak yetişen püren bitkilerinin arıcılık, hayvancılık ve biyolojik çeşitlilik açısından taşıdığı öneme dikkat çeken EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, bu alanların korunması için bütüncül bir yaklaşım geliştirilmesi çağrısında bulundu.
Aydın ve Muğla sınırları içinde uzanan Latmos (Beşparmak) Dağları’nda püren bitkileri, hem ekosistem devamlılığı hem de yerel halkın geleneksel üretim faaliyetleri için büyük önem arz ediyor. Sürücü, pürenliklerin yalnızca bitki örtüsü sağlamadığını, aynı zamanda arıcılıktan hayvancılığa kadar pek çok yaşam aktivitesine destek olan alanlar olduğunu belirtti.
PÜREN BİTKİLERİ DOĞAL PEYZAJI RENKLENDİRİYOR
Halk arasında funda, püren ve süpürge çalısı olarak bilinen bu bitkiler, Latmos’un fıstık çamları arasında pembe ve mor çiçekleriyle doğal peyzaja katkı sağlıyor. Pürenlerin sonbaharda çiçek açması, diğer bitkilerin çiçeklenmesinin azaldığı dönemlerde bal arılarına önemli bir nektar ve polen kaynağı sunuyor.
Özellikle püren nektarından elde edilen ballar, kendine özgü keskin aromaları ve koyu renkleri ile dikkat çekiyor. Sürücü, bu bitkilerin korunmasının arıcılık faaliyetleri açısından da büyük bir fırsat sunduğunu ifade etti.
PÜREN BİTKİLERİNİN EKOSİSTEMDEKİ YERİ
EKODOSD Bilim Danışmanı Prof. Dr. Ali Çelik, Erica cinsinin (Ericaceae) dünya genelinde 700’den fazla türle temsil edildiğini belirtti. Türkiye’de bu cinsi doğal olarak yetişen beş taksonun bulunduğunu ve bunlardan birinin yalnızca Türkiye’ye endemik olduğunu aktardı.
Erica arborea ve Erica manipuliflora, Türkiye'nin kıyı bölgelerinde yaygın bir şekilde görülürken, Erica bocquetii Türkiye'ye özgü bir tür olarak dikkat çekiyor. Püren bitkileri türlerine göre farklı çiçeklenme dönemlerine sahip ve özellikle sonbaharda çiçeklenen çeşitleri, bal arıları için önemli bir besin kaynağı oluşturuyor. Bal arıları, yaşadıkları çevredeki besin kaynakları ve diğer canlılarla sürekli bir etkileşim içerisindedir.
Ancak iklim değişikliği ile doğal yaşam alanlarının zarar görmesi, bu hassas dengeleri tehdit edebilir. Arıların besin kaynaklarının azalması, hem koloni sağlığını hem de bal üretiminin miktar ve kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Püren türlerinin önemini yalnızca bal üretimindeki katkılarıyla sınırlı görmek doğru değildir.
Bu bitkiler, arıların diğer besin kaynaklarının azaldığı zaman dilimlerinde de beslenmelerine olanak tanır. Böylece kolonilerin kışa daha sağlıklı bir şekilde girmesi ve kışı daha az kayıpla geçirmesi mümkün hale gelir. Makilik alanların önemli bir parçası olan pürenler, bitkilerle hayvanlar arasındaki ekolojik ilişkilerin devamlılığında önemli bir rol üstlenir.
Bu bitkilerin ve bulundukları doğal alanların korunması, hem biyolojik çeşitliliğin hem de ekolojik dengenin sürdürülebilirliği açısından kritik bir öneme sahiptir.
KIRAÇ ARAZİLER OLARAK DEĞERLENDİRİLMEMELİDİR
Pürenlerin, bitkiler ve hayvanlar arasındaki doğal dengeyi sürdürmedeki katkısına dikkat çeken EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, "Latmos’un arıcılık geçmişi, bu coğrafyanın kültürel zenginliğinin önemli bir unsuru olarak öne çıkmaktadır. Antik dönemde Karya bölgesinde gerçekleştirilen bal üretimi ve ticareti, bölgenin ekonomik yaşamında merkezi bir rol oynamıştır." ifadesini kullandı.
Tarihi belgelerde, Latmos Herakleiası, Pidasa ve Theangela’dan Mısır’a bal gönderildiğine dair kayıtlar yer almaktadır. Bu bilgiler, Latmos ve çevresindeki arıcılık geleneğinin geçmişini aydınlatmaktadır. Dağın birçok köşesinde, halk arasında 'kovanlık' olarak bilinen arı barınaklarının bulunduğu görülmektedir; bu durum, bölgedeki arıcılığın tarihsel derinliğini gözler önüne sermektedir.
Binlerce yıl öncesine dayanan bu coğrafyada, pürenler sadece arıların beslenmesi için değil, aynı zamanda keçilerin otlatıldığı zengin bir yaban hayatının da devam ettiği makilik alanların parçasıdır. Bu şekilde, tek bir bitki topluluğu; arıcılık, hayvancılık, doğal yaşam ve yöre halkının geleneksel üretim biçimleri arasında bir bağlantı oluşturur.
Ancak Latmos’taki zeytinlikler, fıstık çamı alanları ve doğal bitki örtüsü ile kültürel varlıklar önemli bir baskı altındadır. Bu baskılar sonucunda pürenliklerin kaybolması, yalnızca bitki örtüsünün yok olmasını getirmez. Arıların besin kaynakları, keçilerin otlakları, geleneksel arıcılık ve hayvancılık faaliyetleri, bunlarla birlikte yöre kültürü de zarar görmektedir.
Pürenlerle kaplı alanların, işe yaramayan kıraç araziler olarak adlandırılması doğru değildir. Bu alanlar, antik dönemden günümüze kadar süregelen bir üretim kültürünü ve birbirine bağlı bir ekosistemi barındırmaktadır. Pürenlerin korunması, yalnızca bir bitki türünün korunması değil, aynı zamanda arıların, hayvancılığın, biyolojik çeşitliliğin ve yöre halkının yaşam biçimlerinin de korunması anlamına gelmektedir.
Latmos’taki bir bitki topluluğunun bile doğaya ve insanlara sağladığı katkı, pürenler üzerinden net bir şekilde gözlemlenebilmektedir. Bu bağlamda, doğal zenginliklerin korunması için Latmos’un arkeolojik, jeolojik ve kültürel özellikleri göz önünde bulundurularak, alanın özgün yapısına uygun bütüncül bir koruma düzenlemesi yapılması gerektiği ifade edildi.