Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Mühendislik Fakültesi, çığ tehlikelerine karşı yapay zeka tabanlı bir erken uyarı sistemi geliştirmek amacıyla çalışma başlattı. 2020 yılında Van-Bahçesaray kara yolunda meydana gelen çığ felaketlerinde 42 kişi hayatını kaybetmişti. Bu felaketten sonra riskli bölgelerde sensör, kamera, radar ve diğer elektronik sistemlerin kurulması planlanıyor.
YYÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Remzi Tuntaş, "Biz bu afetleri engelleyemeyiz ancak afetlerin oluşturacağı felaketleri engelleyebiliriz" açıklamasında bulundu. 4-5 Şubat 2020 tarihlerinde yaşanan çığ olaylarında 42 kişi hayatını kaybederken, 84 kişide yaralanmıştı. Bu olayların ardından güvenlik önlemleri artırılarak, çığ riski yüksek olan kış aylarında kara yolunun trafiğe kapatılması kararlaştırıldı.
Yoğun kar yağışı, buzlanma ve olumsuz hava koşullarının etkili olduğu dönemlerde ulaşımda yaşanan aksaklıklar, bölge halkının yaşamını da olumsuz etkiliyor. Van YYÜ, çığ riskini önceden belirleyebilmek için bir sistem geliştirmek adına harekete geçti. Proje için elektrik-elektronik, jeoloji ve çevre mühendisliği gibi ilgili bölüm akademisyenlerinden oluşan bir komisyon oluşturuldu.
Prof. Dr. Tuntaş, çalışmanın üç aşamadan oluştuğunu belirterek, ilk aşamada riskli bölgelere sensör, kamera ve radar gibi sistemlerin yerleştirileceğini, ikinci aşamada ise toplanan verilerin yapay zeka destekli yazılımlarla analiz edilerek risk seviyesinin belirleneceğini ifade etti. Üçüncü aşamada ise ilgili kurumlarla koordinasyon sağlanacağı kaydedildi.
2020 yılında yaşanan çığ felaketi, bölgede derin izler bıraktığını belirten Prof. Dr. Tuntaş, "6,5 yıl önce bölgemizde hepimizi derinden etkileyen ve hafızalarımızda derin izler bırakan bir çığ felaketi yaşadık. 42 vatandaşımızı kaybettik. Bu elim vaka sadece hayatını kaybedenlerin aileleri değil, tüm Van'ı ve ülkemizi derinden etkiledi. Hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum" dedi.
Prof. Dr. Tuntaş, yıllar geçse de aynı bölgede çığ riskinin devam ettiğini ve ulaşımda aksamalar yaşandığını ifade ederek, "Üniversite olarak bölgenin bu önemli sorununa bilimsel çözümler üretmek ve halkımıza katkıda bulunmak adına sorumluluk aldık. Akademik bilgi birikimimiz ve bilimsel araştırma kapasitemizle bu çalışmayı başlattık" şeklinde konuştu.
PROJE ÜÇ AŞAMADA TAMAMLANACAK
Prof. Dr. Tuntaş, projenin üç temel aşamasını şu şekilde açıkladı: "Öncelikle riskli bölgeleri tespit ettik. Fizibilite çalışmalarımızı tamamladık." Belirlediğimiz riskli alanlara sensörler, kameralar ve radar sistemleri gibi çeşitli elektronik aletler yerleştireceğiz.
Bu sayede bölgedeki hareketliliği ve çevresel değişimleri sürekli olarak gözlemleyerek güvenilir veriler toplayacağız. Toplanan bilgiler yapay zeka destekli yazılımlar sayesinde analiz edilecektir. Geliştireceğimiz algoritmalar ve görüntü işleme sistemleri aracılığıyla bu verileri anlamlandırarak, çığ riskinin seviyesinin ne zaman ve hangi düzeye ulaşabileceğini tespit etmeye çalışacağız.
AMACIMIZ RİSKLERİ EN AZA İNDİRMEK
Prof. Dr. Remzi Tuntaş, "Risk eşik değerlerini önceden tespit ettikten sonra erken uyarı sistemi devreye girecek. Başta Karayolları, AFAD, kaymakamlıklar, valilikler ve belediyeler olmak üzere ilgili kurumlar anında bilgilendirilecek. Böylece oluşabilecek bir afet, daha büyük tehlikelere dönüşmeden müdahale edilebilecek.
Gerektiğinde trafik akışı durdurulacak, bölge halkı ile o güzergâhtaki araçlar güvenli alanlara yönlendirilecek. Amacımız, ortaya çıkabilecek riskleri mümkün olduğunca en aza indirmek ve insan hayatını korumaktır" dedi.
FELAKETLERİN ÖNÜNE GEÇEBİLİRİZ
Prof. Dr. Remzi Tuntaş, "Hepimizin bildiği gibi bilim insanları da bunu teyit edecektir, deprem, çığ ve heyelan gibi doğal afetleri engellemek mümkün değil. Biz insanlar olarak bu afetleri engelleyemeyiz. Ancak afetlerin oluşturacağı felaketleri önleyebiliriz.
Bunu başarabiliriz. Bu nedenle odaklanmamız gereken nokta, afet meydana gelmeden önce gerekli önlemleri almak olmalıdır" şeklinde konuştu. Kış süresince iklimsel, fiziksel ve çevresel koşullar sensörlerle takip edilecektir.
Prof. Dr. Tuntaş, "Özellikle kış mevsimi boyunca bölgedeki hareketliliği, bu hareketin hangi seviyelere ulaşacağını ve çığ riskinin ne düzeye çıkabileceğini belirlemeye çalışacağız. Risk eşiğini tespit ettiğimiz an, ilgili kurumları harekete geçireceğiz. Böylece erken uyarı ve koordinasyon sistemi sayesinde gerekli önlemler zamanında alınabilecektir" ifadelerini kullandı.
YOLU KAPALI TUTMAK YERİNE RİSKLİ ZAMANLAR BELİRLENECEK
Projenin önemli hedeflerinden birinin, aylarca ulaşım imkanlarından mahrum kalınmasının önüne geçmek olduğunu belirten Prof. Dr. Tuntaş, şöyle devam etti: "İlgili kurumlardan aldığımız bildirimler ve geri dönüşler bize şunu gösteriyor, kış boyunca bölgede çığ riski artarak devam ediyor. Sürekli kar üstüne kar yağıyor, buzlanmalar yaşanıyor, yağmurlar etkili oluyor.
Böyle bir ortamda hiçbir kurum amiri veya yetkili kişi doğal olarak o bölgede trafiği açma sorumluluğunu almak istemiyor. Bu durum, bölge halkıyla kurumları karşı karşıya getiriyor. Vatandaşlarımız, sosyal yaşamlarından ve konforlarından feragat etmek zorunda kalıyorlar.
Aylarca trafiğe kapalı bir bölgede yaşam sürdürmek zorunda kalıyorlar. Bu, bir nevi izole bir yaşam demektir. Biz bu durumun önüne geçmek istiyoruz.
Yanlış anlaşılmasın, bizim çalışmamızın amacı o bölgede çığ olmasını engellemek değil. Çığ her an olabilir, bunu engelleyemeyiz. Biz sadece çığın oluşabileceği zamanı önceden doğru şekilde tespit etmek ve bu süre zarfında gerekli önlemleri almak istiyoruz."
Kış mevsiminde yolların uzun süre kapalı kalmasını önlemek amacıyla, tehlikenin en yüksek noktaya ulaştığı anlarda müdahale edilmesi planlanıyor. Projenin esas hedefi, bu durumun sağlanmasıdır.
BAŞKA BÖLGELERDE DE UYGULANACAK
Prof. Dr. Tuntaş, "Bu coğrafyada aynı fiziksel koşullara ve hava şartlarına sahip çok sayıda bölgemiz var. Eğer bu projeyi başarıyla tamamlarsak, diğer bölgelerimize de uygulayacağız. İnanıyorum ki bu çalışma, bölgemizin birçok sorununun çözümüne katkı sağlayacak. En önemli hedefimiz insan hayatını korumak ve vatandaşlarımızın yaşamını kolaylaştırmak" dedi.