Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

East-West Forum İstanbul'da toplandı: çok kutupluluk geri döndü

26-27 Eylül'de İstanbul'da düzenlenen East-West Forum, küresel güç dağılımındaki değişimleri tartıştı ve yeni güvenlik mimarisinin önemine dikkat çekti.

DÜNYA 29.09.2026 14:40 Haber Editörü 776 okuma Okuma Süresi: 8 dk
East-West Forum İstanbul'da toplandı: çok kutupluluk geri döndü
Paylaş:
N

26 Eylül tarihinde Akatlar Kültür Merkezi’nde, Harici Medya'nın ev sahipliğinde Berlin merkezli European Transcontinental Initiative (ETI) işbirliğiyle gerçekleştirilen East-West Forum, farklı kıtalardan ve siyasi görüşlerden önemli isimleri İstanbul’da bir araya getirdi.

Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Amerika'dan gelen katılımcılar, küresel güç dengesindeki tarihsel değişimleri, savaşın karakterinin dönüşümünü ve yeni güvenlik anlayışını iki gün boyunca ele aldı. Forumda, 30 farklı ülkeden uzmanların yer aldığı ve öne çıkan bir değerlendirme, dünyanın Soğuk Savaş sonrası kurulan Batı merkezli sistemden hızla uzaklaştığı yönündeydi.

Katılımcılar, vekâlet savaşlarının büyük güçler arasındaki doğrudan çatışma riskini azalttığını, nükleer tırmanma olasılığının yeniden küresel siyasetin merkezine oturduğunu ve yapay zeka destekli savaş teknolojilerinin savaşın sınırlarını belirsizleştirdiğini vurguladı. East-West Forum, mevcut krizlerin yanı sıra değişen dünya düzeninin hangi ilkeler ve güç dengeleri etrafında şekilleneceğini tartışmak için yeni bir uluslararası platform oluşturma iddiasıyla öne çıktı.

Forumun açılışında konuşan Harici Medya Genel Yayın Yönetmeni Tunç Akkoç, etkinliğin farklı siyasi ve entelektüel gelenekleri bir araya getirme amacı taşıdığını ifade etti. Akkoç, “Bugün hep birlikte yeni bir başlangıç yapıyoruz. Farklı bakış açılarına sahip insanların buluşup konuşabileceği bir zemin kuruyoruz.

Bu ilk buluşmanın her yıl daha da güçlenen bir geleneğe dönüşmesini umuyoruz” dedi.

KITADAKİ BÜYÜK KRİZ

Açılış konuşmasını European Transcontinental Initiative (ETI) kurucularından Prof. Dr. Ulrike Guérot yaptı. Guérot, dünyanın üçüncü bir dünya savaşının eşiğinde olduğunu belirterek, küresel eleştirel topluluğun sesini yükseltmesi gerektiğine dikkat çekti.

Immanuel Kant’ın “Ebedi Barış” tezine ve 1789 İnsan Hakları Bildirisi ile Birleşmiş Milletler Şartı’nda güvence altına alınan “bütün insanların özgür ve eşit doğduğu” ilkesine atıfta bulunan Guérot, 21. yüzyılda eksik olanın kaynak ya da enerji değil; diplomasi, bilgelik, siyasi irade ve sevgi olduğunu vurguladı.

Avrupa'nın eski barışçı ideallerinin tahrif edildiğini söyleyen Guérot, Rusya ile savaş istemeyen ve Amerikan stratejik çıkarlarına kurban edilmekte olan sessiz çoğunluğun sesi olmaya devam edeceğini ifade etti. Kuzey Akım boru hatlarına yönelik saldırıyı hatırlatarak, kritik altyapısının eski müttefiki tarafından tahrip edilmesi üzerine Alman kamuoyunun derin rahatsızlık duyduğuna dikkat çekti.

Guérot, Avrupa'nın içinde bulunduğu nihilizmi özetleyerek, “Avrupa tehlikelidir; ancak gücünden dolayı değil, kabullenemediği zaafından ötürü tehlikelidir. Kendi siyasi başarısızlığı ve suçluluğuyla yüzleşmemek adına savaşı tırmandırmayı tercih ediyor. Avrupa Transkontinental Girişimi olarak iki temel hedefimiz var: Avrupa Birliği’nin ötesinde bir Avrupa ve çok kutuplu bir dünya için Avrupa.

Bu dengede Türkiye kritik bir rol üstleniyor” dedi. Guérot, forumun her yıl eylül ayının üçüncü haftasında İstanbul’da düzenli olarak toplanacağını da duyurdu. Tunç Akkoç’un teşekkür konuşmasının ardından, forumun “Dönüşen Dünya: Çok Kutupluluk ve Liberal Düzenin Sonu” başlıklı ilk genel kurul oturumuna geçildi.

Moderatörlüğünü üstlenen Guérot, paneli ABD’li akademisyen Prof. Pilkington’ın yeni yayımlanan “The End of the Liberal Order” (Liberal Düzenin Sonu) kitabından bir alıntıyla başlattı. Guérot, katılımcılara şu tespiti sundu: “Bugün bir ideoloji olarak liberalizm, Amerikan çizgisi doğrultusunda yorumlanmaktadır.

Yani temel olarak, zaman içinde ABD’de inşa edilen ve özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası öne çıkan liberalizmin belirli bir varyantı üzerinden tanımlanmaktadır.”

BEŞ YÜZ YILLIK HAKİMİYET SONA ERDİ

Fudan Üniversitesi Çin Enstitüsü Direktörü Prof. Zhang Weiwei, çok kutuplu yapının ekonomik verilerle kesinleştiğini ifade etti. BRICS ülkelerinin toplam ekonomik büyüklüğünün, satın alma gücü paritesine dayalı gayrisafi yurt içi hasıla hesaplamalarında G7 ülkelerini geride bıraktığını belirten Zhang, bu durumun beş yüz yıllık Batı hakimiyetinin sona erdiğini kanıtladığını vurguladı.

Zhang, “Bizim düşünce dünyamızda bir aktör ya dosttur ya da potansiyel dosttur. Batı’nın dünyayı felakete sürükleyen ‘ya dostsun ya düşmansın’ ayrımı bizde yer almaz. Çin diplomasisi askeri zorlamadan kaçınır; tahakküm yerine uyumu, dayatma yerine eşitliği esas alır” dedi.

AVRUPA LOJİSTİK ÜSSE DÖNÜŞTÜ

Güneydoğu Norveç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Glenn Diesen, 1990 Paris Şartı ile vaat edilen bölünmemiş Pan-Avrupa güvenlik mimarisinin, NATO’nun doğuya genişlemesi uğruna feda edildiğini belirtti. Diesen, bu politikanın kıtayı çatışma sarmalına soktuğunu ifade ederek, güvenliğin bölünmezliği ilkesinin hiçe sayıldığını aktardı.

Avrupa başkentlerinin stratejik sorumluluklarını Washington’a devrettiğini belirten Diesen, “Kendi enerji hatlarını tahrip eden, sanayisini zora sokan yaptırımlara imza atan ve diplomasiyi reddeden bu yaklaşım, Avrupa’yı küresel bir aktör olmaktan çıkarıp Atlantik ötesinin lojistik üssü haline getirdi” değerlendirmesinde bulundu.

ABD HEGEMONYASININ ÖRTÜSÜ

Quincy Sorumlu Devlet Yönetimi Enstitüsü Avrasya Programı Direktörü Anatol Lieven, Batılı hükümetlerin dilinden düşürmediği “kurallara dayalı uluslararası düzen” ifadesinin Amerikan hegemonyasını gizleyen diplomatik bir örtü olduğunu dile getirdi. Lieven, kuralların bizzat Washington tarafından belirlendiğini ve çıkarlar gerektirdiğinde yine Washington tarafından çiğnendiğini, bu durumun egemen eşitliği yok ettiğini belirtti.

Stockholm Güney Asya ve Hint-Pasifik İşleri Merkezi Başkanı Prof. Jagannath Panda, Asya güçlerinin yükselişinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin temsil kabiliyetini sarstığını anlattı.

Hindistan gibi 1,5 milyarı aşan bir nüfusa sahip bir gücün daimi karar alma süreçlerinden dışlanmasının sistemin meşruiyetini aşındırdığını belirten Panda, Yeni Delhi’nin stratejik özerkliğini koruduğunu ve Asya ülkelerinin kendi sınır anlaşmazlıklarını doğrudan müzakerelerle çözecek diplomatik olgunluğa sahip olduğunu kaydetti.

ANKARA’NIN ÖNEMLİ ROLÜ

Forumun “Kontrolden Çıkan Tırmanma: Yıkıcı Bir Dünya Savaşını Önlemek, Yeni Bir Düzeni Birlikte Barışçıl Şekilde Kurumsallaştırmak” başlıklı ikinci oturumunu yöneten Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Yeni Dünya Çalışmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Ünal, diplomasinin tasfiye edilmesinin küresel barışı tehlikeli bir duruma getirdiğini vurguladı.

Ünal, Batı ile Küresel Güney ve BRICS arasında kutuplaşmanın kontrolsüz bir tırmanma yarattığını aktararak, silah kontrol anlaşmalarının yürürlükten kalktığı ve yapay zeka destekli sistemlerin devreye girdiği bu dönemde Türkiye gibi orta ölçekli güçlerin dengede hayati rol oynadığını belirtti.

YAPAY ZEKA ALGORİTMALARI

Tsinghua Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve Strateji Merkezi Uzmanı, emekli albay Zhou Bo, insansız sistemler ve yapay zeka algoritmalarının karar alma sürelerini saniyelere indirdiğini, bu durumun askeri yanlış hesaplama riskini azami düzeye çıkararak nükleer eşiği aşağı çektiğini ifade etti.

Büyük güçlerin modern savaş teknolojilerini denetleyen kurallar üzerinde derhal uzlaşması gerektiğini belirten Zhou, aksi halde distopik bir felaketle karşılaşılacağı uyarısını yaptı. Emekli ABD Ordusu Yarbayı ve Savunma Öncelikleri uzmanı Daniel Davis, Washington’daki güvenlik bürokrasisinin askeri gücü her sorunun tek çözümü olarak gördüğünü söyledi.

Davis, Ukrayna’dan Ortadoğu’ya uzanan vekalet savaşlarının nükleer güçleri doğrudan karşı karşıya getirme sınırına yaklaştırdığını belirterek, Birinci Dünya Savaşı öncesindeki diplomatik kilitlenmenin benzerinin yaşandığına dikkat çekti. Amerikan savunma sanayisinin sürekli yeni düşmanlar yaratarak bütçesini büyüttüğünü ve sınırsız müdahaleciliğin Amerikan halkına zarar verdiğini vurguladı.

AVRUPA PARLAMENTOSU ÜYESİNDEN UYARI

Avrupa Parlamentosu Üyesi ve eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Michael von der Schulenburg, Avrupa Birliği’nin tehlikeli bir askeri tırmanma tuzağına sürüklendiğini, barış müzakerelerini savunan seslerin marjinalleştirildiğini söyledi. Schulenburg, Brüksel bürokrasisinin halkların iradesini yok sayarak kıtayı militaristleştirdiğini ifade etti.

YAPTIRIMLAR VE RUSYA

Rusya Federasyon Konseyi Kaliningrad Temsilcisi ve Bütçe ile Finansal Piyasalar Komitesi Birinci Başkan Yardımcısı Alexander Shenderyuk-Zhidkov, Rusya’yı küresel ekonomiden izole etme girişimlerinin başarısız olduğunu, ticaret yollarının ve finansal ödeme hatlarının Asya ile Küresel Güney’e yöneldiğini bildirdi.

Eski İran Atom Enerjisi Kurumu Temsilcisi ve Viyana Uluslararası Orta Doğu Çalışmaları Enstitüsü Başkanı Ali Asghar Soltanieh, Ortadoğu’daki yabancı askeri üslerin istikrarsızlığın başlıca kaynağı olduğunu vurguladı. Soltanieh, Tahran ile Riyad arasındaki diplomatik diyalog zemininde Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve ortak su arıtma tesisleri gibi projelerin hayata geçirilebileceğini kaydetti.

İsviçre merkezli Die Weltwoche dergisi sahibi ve eski parlamenter Roger Köppel, İsviçre’nin tek taraflı yaptırımlara katılarak tarihi tarafsızlık ilkesini zedelemesini eleştirdi. Barışın silah sevkiyatlarıyla değil, tarafsız arabuluculuk mekanizmalarıyla korunabileceğini belirtti.

EUROPEAN VALUES IN DANGER

“AB'nin Ötesinde Avrupa ve Felsefi Temelleri: Atlantikçilik, Avrasya ve Stratejik Özerklik” başlıklı üçüncü oturumu araştırmacı Isabelle Casel yönetti. Tarih felsefecisi Dr. Hauke Ritz, Avrupa medeniyetinin hümanizm ve Aydınlanma ideallerinden uzaklaştığını belirtti. Ritz, kontrolsüz yapay zeka ve genetik mühendisliğinin Doğu bilgeliği ile Avrupa hümanizminin bir araya gelmesiyle dizginlenebileceğini kaydetti.

İktisatçı Thomas Fazi, Avrupa Birliği’nin sosyal devlete dayalı ekonomi modelinin sermaye tahakkümü uğruna tasfiye edildiğini dile getirdi. Fazi, Brüksel ve Frankfurt merkezli yapıların demokratik iradeyi çiğneyen oligarşik mekanizmalara dönüştüğünü ifade etti.

Belgrad Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dragana Mitrovic, Doğu Asya’nın küresel imalat ve ticaretin merkezi haline geldiğini, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin Balkanlar üzerinden Avrupa’ya bağlandığını belirtti. Mitrovic, Brüksel’in ideolojik engelleri kaldırması gerektiğini vurguladı. Fransız analist Georges Kuzmanovic, Fransa’nın Gaullist bağımsızlık çizgisinden uzaklaştığını ve savunma alanında bütünüyle ABD lojistiğine bağımlı hale geldiğini ifade etti.

Verilerini ve iletişim ağlarını Amerikan teknoloji şirketlerine teslim eden Avrupa’nın dijital egemenliğini kurmadan bağımsız karar alamayacağını belirtti. Oturum yorumcusu Walter Komarek, Avrasya’daki enerji boru hatları ile demiryollarının barışın somut teminatı olduğunu ekledi.

GAZZE VE GELECEĞİN KURALSIZ SAVAŞLARI

Forumun Dr. Pascal Lottaz yönetimindeki son oturumunda bölgesel vekalet savaşları ele alındı. Gazze doğumlu araştırmacı ve insan hakları savunucusu Muhammad Shehada, bölgedeki yıkımın yerel çatışma sınırını aştığını belirtti. Shehada, “Gazze’deki soykırım yerel bir vaka değildir.

Bizler kömür madenindeki kanarya görevi görüyoruz; tüm dünyaya sıranın kime geleceğini, geleceğin savaşlarının nasıl yürütüleceğini haber veriyoruz” dedi. Yapay zeka destekli hedefleme ve gözetleme sistemlerinin Gazze’de tüm sivil halkı hedef aldığını ifade eden Shehada, İsrail ordusunun küçük çocukların cep telefonu sinyallerini izleyerek aileleri yok ettiğini belirtti.

Batılı hükümetlerin çifte standardına dikkat çeken Shehada, üst düzey bir Avrupalı yetkilinin kendisine “Sabahları Gazze halkına yiyecek ve sargı bezi gönderiyoruz; öğleden sonraları ise İsraillilere sivil yerleşim yerlerine atmaları için bomba temin ediyoruz” dediğini aktardı. Kent Üniversitesi Emekli Profesörü Richard Sakwa, günümüz krizlerinin 1945’in çözülmemiş çelişkilerinden kaynaklandığını belirtti.

İkinci Soğuk Savaş’ın ideolojik netlik ve kurallar taşımadığı için daha tehlikeli olduğunu kaydetti. The American Conservative kıdemli editörü Andrew Day, Amerikan halkının Washington elitlerinin sonu gelmeyen askeri maceralarını ve özellikle İran merkezli savaş politikalarını onaylamadığını ifade etti.

Waseda Üniversitesi Kürsü Başkanı Prof. Abdullah Baabood, Körfez ülkelerinin dış müdahale olmaksızın kendi yerli güvenlik sistemlerini kurabileceğini, Tahran ile Riyad arasındaki normalleşmenin bu yönde hayati bir adım olduğunu belirtti.

KURUMSALLAŞMA İÇİN BEŞ TEMEL KARAR

Forumun kapanışının ardından 27 Eylül sabahı düzenlenen çalışma kahvaltısında katılımcılar, girişimi daimi bir uluslararası ağa dönüştürme konusunda mutabakata vardı. Toplantıda beş maddelik eylem planı kamuoyuna duyuruldu:

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Ziraat Bankası, Tera Yatırım'a 585 milyon TL teminat sağladı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Ziraat Bankası, Tera Yatırım'a 585 milyon TL teminat sağladı
WhatsApp
İhbar Hattı