İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 81’inci Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda gerçekleştirdiği konuşmada, ABD Başkanı Donald Trump'ın ülkesine yönelik tehditlerine yanıt verdi. Pezeşkiyan, Trump'a hitaben, "Şunu bilmelidir ki İran halkının yaptırımlar, artan baskılar ve giderek yoğunlaşan zorbalık karşısındaki direnişi yalnızca daha da güçlenecektir. Biz asla başımızı eğmeyecek, asla diz çökmeyeceğiz" dedi.
Gazze'deki İsrail saldırılarına da değinen Pezeşkiyan, "İsrail, Gazze'de 80 binden fazla masumu öldürürken, binlerce kişiyi de evlerinden ayırdı. Bu konumda biz mi terörist oluyoruz? Hiçbir hukuk maddesine uymamaktadırlar.
Biz sadece bağımsız yaşamayı arzuluyoruz. Asla diz çökmedik ve boyun eğmedik. Üniversitelerimizi, okullarımızı, hastanelerimizi, altyapı sistemlerimizi hedef aldılar; bunların hepsi uluslararası hukuka aykırıdır" şeklinde konuştu.
Pezeşkiyan, sözlerine, "ABD Başkanı Donald Trump bizi terörizmin sponsoru ilan etti ancak biz terörün mağduruyuz. Liderimizin yasal çerçeve olmadan suikaste uğradığı İran'dan geliyorum. Okul çocuklarının öldürüldüğü İran'dan geliyorum.
ABD ve İsrail füzeleriyle öldürüldü bu masum çocuklar. Spor salonunda oyun oynayan çocuklar, ABD tarafından hedef alındılar. Masum çocuklar, erkeklerimiz, kadınlarımız katledildi.
Bizler terörist ilan ediliyoruz ancak terörün mağduruyuz. Ülkemizi hedef alan korkak saldırılar karşısında kendimizi koruduk" diyerek devam etti. Halklarının ABD ve İsrail'in saldırılarına karşı durduğunu belirten Pezeşkiyan, "Üniversitelerimizi, hastanelerimizi, okullarımızı hedef aldılar ve hepsi de uluslararası hukuka aykırı olarak gerçekleşti.
İsmail Haniye, ben göreve başladığım gün suikaste uğradı. Gazze'de 80 binden fazla insan vahşice katlettiler. Ellerindeki son teknoloji ile soykırım işlediler.
Biz mi terörist oluyoruz? Soykırımı onlar işliyor, biz 'terörist' oluyoruz. Hukukun hiçbir kısmına uymayan onlar.
Biz de yanıt verdik. Kendini savunmaya imkanı olmayan insanlar bugün yerle bir edilir. Güçlüler, insanlığı düşünmek yerine yıkımı yaratıyorlar.
Bizi terörist ilan ediyorlar. İran, onlarca yıldır hiçbir ülkeye saldırmamışken istikrarsızlığın kaynağı olarak gösteriliyor. Seçtiğimiz yol, kendimizi savunmak için güce ihtiyacımız olduğunu gösteriyor" dedi.
Pezeşkiyan, kimseyi silahlarla tehdit etmediklerini vurguladı: "Aradığımız şey işbirliği. İsrail ve Amerika tarafından silahlandırılmış, eğitilmiş gruplar halkları tehdit ediyor. Bizim halkımız her gece sokakta; onlar gücümüzün temini.
Biz gücümüzü hakimiyet için değil halkımızın güvenliği için istiyoruz. Barış, savaş sahasında gelmeyecek. İran'daki halkın güvenlik taahütlerini vermeliler.
Öyle bir bölgedeyiz ki, savaşın sınır tanımadığı ülkelere taştığı bir bölge. Biz, komşularımızla sorun istemiyoruz. Güçlü komşular istiyoruz.
Füzelerini ve askeri teknolojilerini bölgede istikrarsızlık yaratmak için kullanıyorlar. Bu savaşın genişlemesi güvenlik ile sonuçlanmayacak. Aynı şekilde Gazze de uluslararası toplumun vicdanında yara olarak kalmaya devam ediyor.
Gazze'de ve Filistin'de işgal sürerken barıştan bahsedemeyiz. Gazze, durmak bilmeyen korkunç felaketlere rağmen mukavemetini göstermiştir. İşgal sürdükçe de direniş devam edecek" dedi.
Pezeşkiyan, "Ama şunu bilmelisiniz ki İran hiçbir zaman savaş başlatmadı, ancak pes de etmeyecek. Bu savaş bize diretildi. Savaştan korkmuyoruz.
Biz vatanımızı savunuyoruz. Bu toplantının konusu karşılıklı güven, ancak sadece kelimeler ile tesis edilemez. Atom ve nükleer silahlar, İsrail'in elinde ama bunu denetleyenler İran'a gelmek istiyor.
İsrail, Gazze'de 70 binden fazla insanı katletti. İran müzakere masasındayken bombalanmaya devam etti. İsrail denetlenmiyor, İsrail öldürüyor ama İran'a yaptırım uygulanıyor.
Biz özel muamele değil, eşit haklar istiyoruz. İran, bu gururlu tarihinde şu dersi çıkardı: Gücü olmayan bir dünya tehlikeli, sadece zorbaların dilini konuşan dünya ise güvensizlik yaratır. Sadece güçlünün ve zorbanın hakim olduğu dönemlere dönmemeliyiz" şeklinde konuştu.
Son olarak Pezeşkiyan, "Terörizmin siyaset ve müzakerelerin yerine geçtiği dünyaya geri dönmemeliyiz. Dünyaya davette bulunuyoruz. Zayıflıktan değil, hoşgörümüze dayanarak davette bulunuyoruz.
Ya birlikte güveni inşa ederiz ya da güvensizlik içinde hep beraber yaşarız. Her halkın kendi kaderini tayin ettiği bir gelecek istiyoruz. Bir barış, tüm halkları kapsamıyorsa barış değildir.
Bay Trump ve diğer zorbalar tarafından anlaşılmalıdır, İran boyun eğmeyecektir!" diyerek konuşmasını sonlandırdı.