İsrail’de 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan İsrail-Hamas çatışmalarının akabinde gerçekleştirilen seçimlerde, henüz kesinleşmemiş sonuçlara göre Başbakan Netanyahu’nun liderliğindeki blok, muhalefet bloğunun önde yer alıyor. 120 sandalyeli Knesset’te, güvenoyu alabilmek için gerekli olan 61 sandalyeye her iki blok da ulaşamazken, kilit rol ise Arap partilerine düşmüş durumda.
Seçim projeksiyonlarına göre Netanyahu blokunun 54 milletvekili ile temsil edilmesi bekleniyor. Muhalefet bloğu ise 48 vekilde kalırken, Arap partileri 18 vekil çıkararak Knesset’te rekor bir başarı elde etti. Peki, bu sonuçlar neyi ifade ediyor? 7 Ekim’de Hamas, İsrail’e kapsamlı bir saldırı gerçekleştirdi.
Bu saldırıya karşılık olarak Netanyahu hükümeti, Gazze’ye ağır bombardıman gerçekleştirerek savaş suçları işlemekle suçlandı. Aşırı sağcı hükümet, sadece bu olayla sınırlı kalmayarak uluslararası hukuku hiçe sayarak Lübnan, Suriye, Irak, Katar ve İran’a sık sık saldırılarda bulundu. Netanyahu hükümeti, savaşın etkilerini tüm Orta Doğu’ya yayarak iktidarını sürdürmeye çalıştı.
Bu süreçte, Netanyahu bir yolsuzluk davasıyla da yüzleşmek zorunda kaldı. Seçim sürecinin özellikle son dönemlerinde, İsrail medyası Netanyahu’nun 7 Ekim’den önce Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır tarafından bir saldırı olacağı yolunda uyarıldığı ancak bu uyarıları dikkate almadığını iddia etti.
Netanyahu, 7 Ekim’de yaşanan ölümler için hazırlık yapmamakla suçlandı. 2022 seçimlerinde 32 vekil çıkaran Netanyahu’nun partisi, bu süreçlerin ardından 27 vekil çıkarabildi, bu da yüzde 15’lik bir düşüş anlamına geliyor. Likud, 30 vekil barajını aşamayan bir görünüm sergiliyor. Ancak Netanyahu’nun liderliğindeki iktidar bloğu, 54 vekil çıkararak beklenenden daha az yıprandığını gösteriyor.
Tüm uluslararası mahkeme kararları ve Batı dünyası halklarının tepkilerine rağmen, iktidar bloğunu destekleyen seçmenlerin yalnızca yüzde 10’undan azının tercihleri değişti. Netanyahu’nun kaybettiği oyların büyük bir kısmı koalisyon içindeki diğer partilere dağılmış gibi görünüyor. Yashar Partisi’nin lideri Eishenkot, sonuçların açıklanmasıyla yaşanan heyecan sonrasında hayal kırıklığına uğradı.
Muhalefet bloğu, ilk sonuçlarda 52 vekil alarak Netanyahu’nun 50 vekil alması karşısında öne geçmişti. Ancak ilerleyen saatlerde, durum Netanyahu bloğunun lehine değişti. Eishenkot liderliğinde bir hükümetin kurulması, İsrail’in Filistin’e yönelik politikalarını köklü bir şekilde değiştirir mi?
Cevap hayır; zira Eishenkot, 2015-2019 yılları arasında İsrail Genelkurmay Başkanı olarak görev yaptı. Eishenkot’un oğlu, 7 Ekim’de başlayan çatışmalar sırasında, İsrail ordusuna bağlı bir asker olarak görevdeyken Gazze’de hayatını kaybetti. Netanyahu’nun iddialarının aksine, Eishenkot da Arap partileriyle herhangi bir ortaklık kurmayı reddediyor.
İsrail’in Filistin’e karşı sürdürdüğü hukuksuz yaklaşım, artık bir devlet politikası haline gelmiş durumda. Eishenkot, Netanyahu’nun yarattığı yıkıma karşı değil, bunu daha etkin bir biçimde yönetebileceğini savunan bir lider konumundadır.
Büyüyen nüfusu sayesinde İsrail’de iktidarın anahtarını elinde tutan grup, İsrail vatandaşı Araplardır. 2020 yılında 15 milletvekili çıkararak en yüksek temsil düzeyine ulaşan Arap partileri, bu seçimde 18 vekil kazanarak yeni bir zirveye ulaşmış durumdalar. Matematiksel olarak bakıldığında, hiçbir blok Arap partilerinin güvenoyunu almadan iktidara gelemez.
Arap partileri, seçim sonuçlarının Filistin halkının iradesini yansıttığını belirterek, Netanyahu’nun koalisyon ortağı aşırı sağcı Ben-Gvir’in yeniden iktidar parçası olmamasını en önemli hedefleri olarak belirliyor. Ben-Gvir ve Smotrich’in savunduğu aşırı görüşler o kadar insanlık dışı ki, Birleşik Krallık, Avustralya, Norveç gibi birçok ülke bu iki isme yaptırım uygulamış, ülkeye kabul etmeyeceklerini açıklamıştır.
2022 seçimlerinde 14 vekil çıkaran bu iki ortak, bu seçimde 13 vekil kazanmıştır. Netanyahu’nun en büyük destekçisi olan ABD Başkanı Donald Trump, tüm devletler arası kuralları hiçe sayarak Netanyahu’ya seçim öncesinde açık destek verme yolunu seçmiştir. İsrail’deki Knesset’te Cumhurbaşkanı Herzog’a hitaben "Netanyahu’nun yolsuzluk dosyasını affedin" ifadelerini kullandı.
Seçim öncesi kabinesinin önde gelen isimlerini İsrail’e göndererek, hem söylemsel hem de fiziksel olarak Netanyahu’ya destek sağlamıştır. Muhalefet, bu durumu seçim güvenilirliğine yönelik bir saldırı olarak değerlendirse de Trump, bu adımından oldukça memnun görünmektedir. Sandıkların açılmasından saatler sonra Netanyahu’yu destekleyen bir paylaşım yaparak, bu durumu kendi açıklamalarının bir sonucu olarak değerlendirdi.
Trump, Netanyahu’nun beklenenden çok daha az oy kaybetmesinin kendisi sayesinde olduğunu öne sürmektedir. İsrail siyaseti, sağın alternatifinin yine sağ olduğu bir yapıdadır. Arap partileri, artık ülkenin en güçlü üçüncü bloku konumuna ulaşmıştır.
Bu siyasi düzlem, koalisyonlara ve uzun müzakerelere alışkındır. Bu seçimlerin ardından uzun bir müzakere sürecinin yaşanması bekleniyor ve bu süreçte Netanyahu’nun başbakanlık görevine devam etmesi öngörülüyor. Ancak Eishenkot’un liderlik ettiği muhalefet bloğunun bir parçası olan merkez solcu Demokrat Parti, Eishenkot’u ve diğer ortakları Arapların desteğini almaya ikna edebilirse, birleşik muhalefet aşırı sağ karşısında iktidara gelebilir.