Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD tarafından kaçırılmasının ardından ülkedeki yönetim değişikliği tartışılmaya devam ediyor. Financial Times, ülkenin hükümeti ile muhalefet arasındaki yeni bir anlaşmayla ilgili dikkat çekici bir bilgi paylaştı.
Financial Times’ın haberine göre, Venezuela hükümeti ve muhalefeti arasında sağlanan ve son aşamalara gelen mutabakat ile birlikte, İngiltere'de 2018 yılından beri dondurulmuş durumda bulunan yaklaşık 4 milyar dolar değerindeki 31 ton altının ABD Merkez Bankası'nın (Fed) New York'taki kasalarına nakledileceği belirtildi.
Altınların hukuki kontrol yetkisi yeni Venezuela yönetimine geçecek, ancak anlaşmanın şartları gereği bu altınların satılması mümkün olmayacak. Söz konusu altınlar, yalnızca uluslararası finans kuruluşlarından alınacak kredilerin teminatı olarak kullanılabilecek. Bu durumun, Haziran ayında yaşanan iki büyük depremin ardından gerçekleştirilecek yeniden yapım süreçlerinde ve artan enflasyon sorunuyla mücadelede kullanılacak uluslararası finansman sağlaması planlanıyor.
İNGLTERE'DE ALTIN KRİZİ
Venezuela'nın altın rezervine yönelik kriz, 2018'deki devlet başkanlığı seçimleri sonrası patlak vermişti. O dönemdeki tartışmalı seçimleri kazanan Nicolas Maduro, İngiltere tarafından meşru devlet başkanı olarak tanınmamış ve bu nedenle Venezuela'nın altın varlıkları teslim edilmemişti. Bunun ardından, Venezuela Merkez Bankası'nın Londra'daki altınlarının kontrolü için uzun bir hukuki süreç başlamıştı.
Nicolas Maduro’nun Ocak ayında ABD tarafından kaçırılmasının ardından, Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, İngiltere Kralı Charles’a yaptığı diplomatik taleplerine rağmen altınların Caracas yönetimine erişimi sağlanmamıştı.
DİĞER ÜLKELERİN STRATEJİLERİ
Öte yandan, Hollanda Merkez Bankası da ABD ve Kanada’da bulunan 86 ton altın rezervini bu yıl içerisinde Mart ve Ağustos aylarında İngiltere'ye taşımıştı. Açıklamada, İngiltere Merkez Bankası'nda bulunan altınların, dünya genelinde en kolay alınıp satılabilen altınlardan biri olduğu ve böylelikle Londra’daki rezervlerin olası kriz durumlarında daha hızlı kullanılabileceği ifade edilmişti.