Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı ocak-eylül dönemi ile ilgili verilerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel'in bulunduğu derneğin verilerine göre, yılın ilk dokuz ayında 6 ana ürün kategorisindeki iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 oranında azalma gösterdi.
Dış piyasalarda ise bir süredir devam eden düşüş eğilimi, bu yıl da devam etti ve ihracat yüzde 17 azalarak 12 milyon 637 bin 299 adede geriledi.
Üretimde de benzer bir düşüş yaşandı: üretim miktarı yüzde 11'lik bir azalma ile 19 milyon 773 bin 167 adet olarak kaydedilirken, toplam satışlar yüzde 12 azalarak 20 milyon 16 bin 756 adede düştü. Eylül ayına bakıldığında, iç satışlar geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16 artarak 973 bin 363 adede ulaştı.
Ancak, ihracat miktarı yüzde 13'lük düşüşle 1 milyon 593 bin 29 adet olarak gerçekleşirken, üretim yüzde 1 oranında artış göstermiş olup 2 milyon 614 bin 418 adet seviyesine ulaştı. Toplam satışlar ise yüzde 4'lük gerileme ile 2 milyon 566 bin 392 adet olarak kaydedildi.
Türkiye, küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık yüzde 7'sini gerçekleştiriyor ve Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise ikinci en büyük beyaz eşya üretim merkezi konumunda. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik bir üretim kapasitesine sahip olan sektör, doğrudan 60 bin, dolaylı olarak ise 600 bin kişiye istihdam sağlıyor.
Geçen yıl 20,2 milyon adet ihracat yapan sektör, küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarına devam ediyor. TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, sonuçları değerlendirirken, 2026 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla iç pazar satışlarında bazı olumlu gelişmeler gözlemlediklerini ifade etti.
Bunun pazarda kısa vadede iyi etkiler yarattığını belirten Şengül, piyasadaki uzun süreli durgunluğun ve ihracat pazarlarındaki kayıpların telafi edilemediğini vurguladı. Şengül, küresel pazardaki daralma sırasında iç pazarın, sanayinin sürdürülebilirliği ve üretim gücünün korunması açısından kritik bir rol üstlendiğini aktardı.
Kredi kartı taksit imkanlarının artırılmasının iç pazardaki toparlanmayı sürdürülebilir hale getireceğini ifade eden Şengül, yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesinin de önemli bir gereklilik olduğunu belirtti.
DESTEKLEYİCİ TEDBİRLERİN HIZLA DEVREYE ALINMASINA İHTİYAÇ VAR
Sektördeki öncelikler arasında ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün tekrar kazanılması gerektiğini vurgulayan Şengül, Türkiye’nin beyaz eşya üretiminin yaklaşık yüzde 70’inin dışarıya ihraç edildiğine dikkat çekti.
Dış pazarlarda yaşanan kayıpların toplam üretim üzerinde olumsuz bir etki yarattığını belirten Şengül, üretim hacmindeki düşüşün sektörün ölçek ekonomisi avantajını zayıflatacağını ve uluslararası rekabet gücü için bir risk oluşturmaktan kaçınılması gerektiğini ifade etti.
Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajı ile Avrupa pazarında daha fazla hakimiyet kurmasının yanı sıra, artan girdi maliyetleri ve finansman güçlükleri, üreticilerin uluslararası alandaki rekabet gücünü negatif yönde etkilediğini belirtti. Bu bağlamda, çelik gibi temel girdi maddelerinde ek maliyetler yaratabilecek ticaret önlemlerinden uzak durulmasının önemine vurgu yaptı.
Şengül, Türk beyaz eşya sektörünün global ölçekteki liderliğini ve istihdam kabiliyetini sürdürebilmesi için maliyet yüklerini hafifletici destekleyici önlemlerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.
ENERJİ VERİMLİ ÜRÜNLERE TEŞVİK SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜMENİN ANAHTARI
İç pazarı uzun vadede destekleyecek yapısal önlemler üzerinde duran Şengül, enerji verimliliğine odaklanan kapsamlı bir anlayışın iç talebi artırma ve sürdürülebilir büyümeyi destekleme açısından etkili bir yol sunabileceğini dile getirdi.
Sektörün daha az enerji ve su tüketen, daha yüksek enerji verimliliği sağlayan ürünler geliştirmekte olduğunu belirten Şengül, bu ürünlerin doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağladığını, aynı zamanda tüketicilerin bütçelerine de destek sağladığını ifade etti.
Tüketicilerin enerji verimli ürünlerle ulaşımını kolaylaştıracak vergi indirimleri, finansman desteği ve benzeri teşviklerin önemine değinen Şengül, bu tür adımların uzun vadede ülke ekonomisine ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkıda bulunacağını vurguladı.
Şengül, Türkiye’nin ev sahipliğini üstleneceği bu yıl Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’nin enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü öne çıkarması açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti.
ANTİ-DAMPİNG UYGULAMALARI İHRACAT REKABETÇİLİĞİ ÜZERİNDEKİ BASKIYI ARTIRIYOR
TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine uygulanan yüksek vergilerin ve artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabetçiliklerini zorladığını vurguladı. Yavuz, yassı çeliğin beyaz eşya üretimi için mühim bir girdi olduğunu belirterek, bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirildiği vergilerin, üretim maliyetlerini doğrudan artırdığını ifade etti.
Ayrıca bu durumun ihracat pazarlarındaki rekabet gücünü de olumsuz yönde etkilediğini kaydetti. Üretim ve ihracat alanındaki daralmanın nedenlerinin çok yönlü olduğunu ifade eden Yavuz, küresel talebin düşük seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizliklerin sektörde önemli sorunlara yol açtığını belirtti.
Ayrıca, temel girdi maliyetlerindeki artışın mevcut şartları daha da zor hale getirdiğini kaydeden Yavuz, Türkiye'nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerine ulaşabilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması gerektiğinin altını çizdi.
GEKAP YÜKÜ SEKTÖRÜN ULUSLARARASI REKABET GÜCÜNÜ ZORLUYOR
TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı'nın (GEKAP) üreticiler için önemli bir maliyet unsuru haline geldiğini belirtti. Sektörün önde gelen uluslararası rakiplerinde benzer bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticileri açısından rekabet dezavantajı oluşturduğunu vurguladı. Özkadı, 2020-2025 yılları arasında sektörden toplanan toplam GEKAP miktarının yaklaşık 250 milyon dolar düzeyinde gerçekleştiğini açıkladı.
Üretim ve ihracatta yaşanan kayıpların göz önüne alındığında mevcut uygulamanın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az yüzde 50 oranında düşürülmesinin sektörün rekabet gücünü artıracağını savundu.
GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özel yapısını daha iyi dikkate alması gerektiği görüşünü dile getiren Özkadı, ürünlerin ağırlıkları ve uzun kullanım ömürleri açısından diğer ürünlerden farklılık gösterdiğine dikkat çekti.
Ayrıca, yalnızca ürün ağırlığını esas alan hesaplama yönteminin gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmadığını belirten Özkadı, ürün bazında farklılaştırılmış ve daha dengeli bir sisteme geçiş yapılmasının önemli olduğunu vurguladı.
GÜVENLİ SERVİS HİZMETİ İÇİN TÜKETİCİLERİ RESMİ KANALLARI KULLANMAYA DAVET EDİYOR
TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, beyaz eşya sektörünün üretim aşamasından satış sonrası hizmetlere kadar geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirtti. Türkiye genelinde faaliyet gösteren 3 bin 500'den fazla yetkili servisin bu zincirin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Kuseyri, yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine neden olabileceğine dikkat çekti.
Kuseyri, teknik destek ya da onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerin, arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi web siteleri ya da Ticaret Bakanlığı’nın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını önerdi.