Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Cevdet Yılmaz hayat pahalılığına yönelik açıklamalar yaptı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yabancı basına hayat pahalılığıyla mücadeleyi anlattı. Hazine Bakanı Şimşek ise ABD ile işbirliğine vurgu yaptı.

EKONOMİ 10.09.2026 10:17 Haber Editörü 0 okuma Okuma Süresi: 7 dk
Cevdet Yılmaz hayat pahalılığına yönelik açıklamalar yaptı
Paylaş:
N

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, uluslararası medya ile bir araya geldi. Toplantı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirildi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Şimşek, ABD’nin bağımsızlık kutlamasına katıldığını ve ülkelerle yakın işbirliği içinde olduklarını belirtti.

Şimşek, temel hedeflerinin finansal sistemin birliğini korumak olduğunu ifade etti ve uluslararası finansal sistemin istikrarına katkı sağlamak için çalıştıklarını vurguladı. Türkiye, terör finansmanı ve yasadışı mali işlemlerle mücadelede kararlı bir tutum sergiliyor. Şimşek, şeffaf bir finansal sistem oluşturmak için uzun süredir yatırımlar yapıldığını ve bu çabaların devam ettiğini vurguladı.

Türkiye'deki tüm işletmelerin ulusal mevzuata uygun şekilde faaliyet göstermesi gerektiğinin altını çizdi. Finans sektörü ve diğer alanlarda yetkili kurumların, her türlü iddia ve açıklamayı titizlikle inceleyeceği belirtildi. Şimşek, ABD yaptırımları çerçevesinde geçmişte belirli ülkelerden doğalgaz alımında muafiyet sağlandığını hatırlattı.

İran'dan doğalgaz alımında ise ödemelerin nasıl yapıldığına dair açıklamalar yaptı. Şimşek, İran’a ödeme yapılmadığını ve bunun yerine belirli kalemler için ABD ile mutabakat sağlandığını ifade etti. Ödeme sürecinin, belirlenen hesap aracılığıyla yönetildiğini, bu hesapta yalnızca gıda ve ilaç gibi ihtiyaçların karşılandığını belirtti.

İran'ın yaptırım rejimi çerçevesinde belirlenen ürünleri satın alması durumunda, ilgili hesapta biriken paranın bu ürünler için harcandığını vurgulayan Şimşek, Türkiye’nin doğalgaz ithalatındaki İran payının görece küçük olduğunu da sözlerine ekledi. Şimşek, alternatif kaynaklara ve depolama kapasitesine yönelik ciddi yatırımlar yapıldığını belirterek, ABD'nin Türkiye için önde gelen LNG tedarikçilerinden biri olduğunu vurguladı.

Müttefiklerle yakın işbirliği içinde olunduğunu ifade eden Şimşek, bu tür meselelerin gelecekte yönetimi konusunda kendilerine güvenlerinin olduğunu aktardı. Para Politikası Kurulu toplantısının sebebiyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın katılamadığını belirten Şimşek, kur rejimiyle ilgili bir soruya cevap verdi.

Öncelikle, serbest dalgalı kur rejimine geçmenin arzulanan bir durum olduğunu kaydeden Şimşek, bu yaklaşımın şok emici bir işlev üstlendiğini belirtti.

SERBEST DALGALANMAYA DÖNMEK İÇİN GEREKEN KOŞULLAR

Ancak, yönetimli dalgalanma rejimindeyken serbest dalgalanmaya geçmek için belirli koşulların oluşması gerektiğini ifade eden Şimşek, burada önemli olanın, bu koşulların sağlıklı ve doğru bir biçimde meydana gelmesini sağlamak olduğunu vurguladı. Serbest dalgalanmanın sağlanması için genelde daha düşük bir enflasyon oranının hedeflendiğini belirtti.

Şimşek, mevcut durumda enflasyon oranının hala yüksek olduğunu, ayrıca enflasyon beklentilerinin de istenen seviyede olmadığını kaydetti. Ayrıca, döviz piyasasında alıcı ve satıcıların varlığının normalde gerekli olduğunu dile getirdi.

Yeni programın 2023'ün ortalarında devreye girdiğinden itibaren piyasanın Türk varlıklarına yoğun bir ilgi göstermeye başladığına dikkat çeken Şimşek, hareketlerin genellikle tek yönlü olduğunu veya dış şokların çıkışlara yol açtığını belirtti. Kur rejimi hakkında spekülasyonların dayanağı olmadığını ifade eden Şimşek, bu konunun Merkez Bankası tarafından yönetilmesi gerektiğini kaydederek, günlük döviz kuru politikasının Banka tarafından yürütüldüğünü hatırlattı.

FİYAT İSTİKRARINA BAĞLILIK

OVP’yi hazırlarken nötr bir reel döviz kuru varsayıldığını belirten Şimşek, döviz kuru üzerine bahis yapan bir kurum olmadıklarını ifade etti. Enflasyon hedeflerinin hükümet ve Merkez Bankası tarafından ortaklaşa belirlendiğine fakat modellemelerin çoğunlukla Merkez Bankası’na dayandığına dikkat çekti.

2027 enflasyon tahmininin para politikasını gevşetme amacıyla yukarı yönlü revize edildiği yönündeki iddiaların gerçekleri yansıtmadığını belirten Şimşek, bu konuda şunları söyledi: "Bizim böyle bir gündemimiz asla olmamıştır. Bu tür söylemlerin hiçbir geçerliliği yoktur. Fiyat istikrarına olan bağlılığımız tamdır ve çok güçlü bir şekilde sürdürülmektedir."

Şimşek, programları hazırlarken sihirli bir küreye sahip olmadıklarını ve küresel dinamikleri kontrol etmenin kendi başlarına mümkün olmadığını ifade etti. Son birkaç ayda enerji, tarımsal ve endüstriyel emtia fiyatlarının yükselişinin ortada olduğunu belirten Şimşek, dünyanın şu anda karşı karşıya olduğu arz şokunun tarihteki en büyük şoklardan biri olduğunu kaydetti.

Cevdet Yılmaz, yapılan çalışmaların küresel ve jeopolitik zorlukları yansıttığını ifade etti. Yüksek enflasyon koşullarında enflasyon katılığının etkisine dikkat çeken Şimşek, enflasyonun önemli bir bölümünün geçmiş verilerden kaynaklandığını ve geçmişteki enflasyonun mevcut durumu etkilediğini aktardı.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde enflasyon ataletinin yaklaşık yüzde 40 civarında bir oranı kapsadığını belirten Şimşek, 'Eğer bugünkü enflasyon yüzde 10 seviyesindeyse, her şey mükemmel işlese bile bunun yaklaşık yüzde 4'ü doğrudan bir sonraki yıla sarkar' değerlendirmesinde bulundu.

Şimşek, hedef ve tahminlerin siyasi faktörlerden bağımsız olarak, tamamen gerçek durumların yansıması olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin son yıllarda küresel ve bölgesel koşullar açısından pek şanslı olmadığını, ancak buna rağmen önemli gelişmeler kaydedildiğini ifade etti.

Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki hükümetin, deprem sonrası tahrip olan konutları hızla yenilemek için deprem bölgesinin yeniden inşasına öncelik verdiğini aktardı. 'Deprem bölgelerine şu ana kadar 104 milyar dolarlık önemli bir kaynak sağladık. Deprem bölgesinde 621 bin konut ya teslim edildi ya da teslim aşamasındadır' dedi.

Depremden etkilenen illerde kira artışlarının yaklaşık yüzde 20 seviyelerine kadar gerilediğini anlatan Şimşek, ülkenin geri kalanındaki verilerin hâlâ yüzde 40-50 aralığında seyrettiğini belirtti. Bu durumu değerlendirirken arz yönlü adımların somut sonuçlar oluşturduğuna vurgu yaptı.

Bu bağlamda, 500 bin yeni sosyal konut projesinin başlatıldığını ve daha önce belirlenen 250 bin konutla birlikte önümüzdeki birkaç yıl içinde devlet destekli toplam 750 bin sosyal konut inşa edileceğini dile getirdi. 'Amacımız, geçim maliyetinin neredeyse yüzde 40'ını oluşturan konut ve kira baskısını azaltmaktır' diye ekledi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Şimşek, özellikle imalat sanayisine yönelik seçici kredi politikasını kararlılıkla sürdüreceklerini açıkladı. Mevcut inisiyatifleri geliştirerek devam edeceklerini belirten Şimşek, sanayi dönüşümünün yanı sıra dijital ve yeşil dönüşüme de vurgu yaparak, geleneksel sektörlere destek vereceklerini ifade etti.

Finansmana erişim, aktif iş gücü politikaları ve diğer teşviklerin birleşimi ile mevcut istihdamı koruyup, önemli ölçüde yeni istihdam fırsatları yaratmayı hedeflediklerini belirten Şimşek, gelir dağılımında kaydedilen gelişmelere dikkat çekti. Gini katsayısına bakıldığında, gelir dağılımında belirgin bir iyileşme görüldüğünü ifade eden Şimşek, 'Katsayı hâlâ yüksek, yanlış anlamayın, işimiz henüz tamamlanmadı.

Ancak dezenflasyon süreci başladığından bu yana Türkiye'de gelir dağılımında önemli ilerlemeler sağlandı' dedi. İlerlemelerin henüz başlangıç aşamasında olmasına rağmen, önemli gelişmeler yaşandığına dikkati çeken Şimşek, iş gücünün GSYH’den aldığı payın son 3 yılda kayda değer bir artış gösterdiğini belirtti.

Bazı muhalefet kesimleri tarafından yapılan eleştirilere karşın, ücretlerin milli gelir içindeki payının belirgin bir biçimde yükseldiğini ve uzun dönem ortalamalarının üzerine çıktığını söyledi. Hayat pahalılığına dair endişeleri ciddiye aldıklarını ifade eden Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı'nın bu konudaki yönlendirmeleri doğrultusunda çalışmalara devam ettiklerini belirtti.

Yılmaz, bu sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini ve ekonomi programlarının dinamik bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. Yılmaz, dış etkenlerin ekonomi üzerindeki etkilerinin sürekli değiştiğini, bu nedenle programın güncellenmesi gerektiğini söyledi. Yalnızca hedeflerin iddialı olmasının eleştirilere yol açabileceğini kabul eden Yılmaz, bu durumu bir zayıflık olarak görmediklerini ifade etti.

DEZENFLASYON HEDEFİ

Yılmaz, programa olan bağlılıklarının tam olduğunu ve dezenflasyonu sağlama hedefinde kararlılıkla ilerleyeceklerini belirtti. Gidilen yolda net bir hedefleri olduğunu söyleyen Yılmaz, sınırlı ilerlemenin bile duraksamaktan daha değerli olduğunu dile getirdi.

ÇİN İLE TİCARET HACMİ

Şimşek, İkinci Çin Şoku ile ilgili bir soruya verdiği yanıtta, Çin'in ihracatının Afrika'ya yüzde 27, Asya'ya yüzde 16, Avrupa Birliği'ne yüzde 14 ve Türkiye'ye yüzde 11 oranında arttığını, ancak ABD'ye olan ihracatın yüzde 19 düştüğünü açıkladı. Küresel ticaretteki dengesizliklere dair endişelere işaret eden Şimşek, Türkiye'nin Çin ile ticaret hacmine de değindi.

Bu yıl Çin'e yapılan ihracatın 4 milyar dolar civarında olduğu, ithalatın ise 52 milyar dolara ulaştığı ifade edildi. Şimşek, Çin ile karşılıklı fayda sağlamaya yönelik sürdürülebilir bir ticaret ilişkisi geliştirmek için görüşmelere devam ettiklerini söyledi. Asya'nın büyük bir potansiyele sahip olduğunu kaydeden Şimşek, bu bölgeye daha fazla odaklanma gereği olduğunu belirtti.

REFAH ARTIŞI HEDEFİ

Programın nihai amacının Türk halkının refahını artırmak olduğunu vurgulayan Şimşek, hedeflerinin sürdürülebilir yüksek büyüme oranları ve daha adil bir gelir dağılımı sağlamak olduğunu ifade etti. Bu süreçte birçok alanda olumlu sonuçlar alındığını kaydeden Şimşek, dezenflasyon süreci ilerledikçe büyüme ile diğer politikalar arasında denge sağlanacağını sözlerine ekledi.

Son olarak, 1990'larda enflasyonun ortalama yüzde 70 civarında seyrettiğini ve reel GSYH büyüme oranının yüzde 3'e yakın olduğunu hatırlatarak, geçmişin yansımalarıyla günümüzü değerlendirdi.

ENFLASYON VE BÜYÜME ORANI ÜZERİNE AÇIKLAMALAR

2002 ile 2013 yılları arasında enflasyon oranları tek hanelere düşerken, ekonomik büyüme neredeyse iki kat arttı. Hedefimiz, sürdürülebilir ve yüksek bir büyüme sağlamak; ancak bu hedefe ulaşmak için enflasyonu daha da düşürmemiz gerekiyor.” Bakan Şimşek, sıkı para politikalarının etkisinin bu dönemde kaçınılmaz olarak hissedildiğini belirtti.

Ayrıca, orta ve yüksek teknoloji alanındaki yatırımcılar için kredi imkanları sunduklarını, çiftçilere ve küçük işletmelere sübvansiyonlu kredilerle destek sağladıklarını ifade etti. İmalatçıların krediye erişiminde kolaylıklar sağlandığını da vurguladı. İşsizlikle ilgili hedeflerine ulaştıklarını bildiren Şimşek, Kur Korumalı Mevduat (KKM) çıkışı ve rezervlerin güçlendirilmesi gibi konularda da olumlu sonuçlar elde ettiklerini aktardı.

DEZENFLASYON SÜRECİNE DİKKAT ÇEKİLDİ

Şimşek, bu programın birçok hedefi başarıyla tamamladığını vurgulayarak sözlerine devam etti: “Sonuç almanın zor olduğu alanlar da mevcut. Enflasyon üzerinde petrol fiyatları gibi faktörlerin etkisi, dezenflasyon sürecini olumsuz yönde etkiledi. Önemli olan, izlenen yolun doğruluğudur ve biz bu rotayı sürdüreceğiz. Bizim duruşumuz budur.”

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Niğde Halk Eğitimi Merkezi Türkiye 3'üncüsü oldu
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Niğde Halk Eğitimi Merkezi Türkiye 3'üncüsü oldu
WhatsApp
İhbar Hattı