Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), 19-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirilecek. Mensah, iklim diplomasisinin bir süreç olduğunu ve her COP zirvesinin, önceki zirvelerin belirlediği yön ve ilerlemeye dayandığını ifade etti. Mensah, COP28'in fosil yakıtlardan uzaklaşmayı, COP30'un ise uygulamaya odaklanmayı pekiştirdiğini belirtti.
COP31'in bu ivmeyi sürdürmesi gerektiğini vurgulayan Mensah, taahhütlerin daha büyük ölçekte ve aciliyet duygusuyla eyleme dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Bu konferansı farklı kılan unsurlardan biri, Başkanlığın 2035 yılına kadar küresel elektrifikasyon oranını yüzde 35'e çıkarma hedefidir. Ayrıca sıfır atık ve döngüsellik gibi temalar, iklim değişikliğiyle mücadelede metan azaltımı, kaynak verimliliği, gıda sistemleri ve dirençli şehirlerle birleştirilmiştir.
Mensah, bu önceliklerin birbirini güçlendirdiğini belirtti. Küresel İklim Eylem Gündemi’nin, yaklaşık 500 girişim ve 120'den fazla Çözümleri Hızlandırma Planı sunduğunu ifade eden Mensah, mevcut zorluğun bu çalışmayı daha da ileri taşımak olduğunu dile getirdi. Mensah, vurgunun uygulamadan uygulamanın yoğunluğu, ölçeği ve hızı üzerine kaydırılması gerektiğine dikkat çekti.
Daha fazla projenin hayata geçirilmesi, daha güçlü ortaklıkların kurulması, finansmanın sahaya ulaştırılması ve kanıtlanmış çözümlerin ülkeler ve sektörler arasında çoğaltılması gerektiğini belirtti. Başarının gerçek ölçüsünün, bu çabaların insanların hayatlarında somut sonuçlar doğurup doğurmayacağı olacağını söyleyen Mensah, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve arazi bozulumunu ayrı sorunlar olarak ele almayı bırakmak gerektiğini vurguladı.
Üç Rio Sözleşmesi'nin gündemlerin bir araya getirilmesi için önemli bir çerçeve sunduğunu belirten Mensah, COP31'in Rio sinerjilerine odaklanmasının daha bütüncül politikaları ilerletmek için bir fırsat sunduğunu ifade etti. Mensah, sıfır atık, kaynak verimliliği, gıda sistemleri, metan azaltımı, kirliliğin önlenmesi ve kentsel dirençliliği birbirine bağlayan bir mekanizma olarak gördüğünü anlattı.
Daha fazla dikkat çekici bir nokta ise hızlı kentleşmenin, şehirler, altyapı ve temel hizmetler üzerinde büyük baskı oluşturmasıdır. Mensah, bu durumun, en kalabalık şehirler arasında yer alan ve iklim risklerine giderek daha fazla maruz kalan kıyı şehirleri için özellikle önemli olduğunu vurguladı.
İklim dirençliliği üzerine yapılacak yatırımların önemine değinen Mensah, iklim krizinin olumsuz etkilerine ilk maruz kalan toplulukların organizasyon becerilerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu toplulukların yerel dirençlilik planlamalarının içerisine dahil edilmesi gerektiğini ifade eden Mensah, yapı sektörünün sürdürülebilir altyapı, kaynak verimliliği, malzemelerin yeniden kullanımı ve yeşil altyapı konularında hızlı bir gelişime ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Mensah, şehirlerin planlanma, inşaat, işletme ve bakım süreçlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Mensah, malzemelerin daha etkin kullanımı, enerji verimli yapılar, doğaya dayalı çözümler ve entegre atık yönetim sistemlerinin çevresel baskıları azaltarak kentsel alanları daha sağlıklı ve dirençli hale getirebileceğini ifade etti.
Sıfır Atık prensibinin iklim eylemini daha kapsayıcı, uygulanabilir ve erişilebilir hale getirdiğini belirten Mensah, bu nedenle COP31 için önem taşıdığını dile getirdi. Gıda israfını önlemek, malzemeleri döngüde tutmak, metan emisyonlarını azaltmak ve kaynakların daha verimli kullanılmasının, hükümetler, işletmeler, şehirler, haneler ve topluluklar düzeyinde ortaklaşa gerçekleştirilebilecek eylemler olduğunu söyledi.
Mensah, Sıfır Atık yaklaşımının küresel iklim sorununu halkın anlayabileceği, katılım gösterebileceği ve uygulayabileceği bir konuma getirdiğini aktardı.
TÜRKİYE'NİN SIFIR ATIK HAREKETİ
Mensah, Türkiye'nin Sıfır Atık Hareketi'nin deneyimlerini uluslararası iklim gündeminde ön plana çıkarma ve ulusal girişimlerin daha kapsamlı küresel çözümlere nasıl katkı sağlayabileceğini gösterme fırsatına sahip olduğunu belirtti. Bu deneyimin diğer ülkeler ve şehirler için uyarlanabilir ortaklıklara ve pratik modellere dönüştürülmesinin önemli olduğunu ifade etti.
Mensah, Sıfır Atık Vakfı aracılığıyla bu hedefe katkı sağlayan çeşitli projeleri geliştirdiklerini kaydetti. İstanbul Platformu, sıfır atık ve döngüsel ekonomi çözümlerini hızlandırmak amacıyla hükümetleri, şehirleri, işletmeleri, yatırımcıları ve sivil toplumu bir araya getiriyor. Sıfır Atık Mahalleleri Girişimi, bu yaklaşımı yerel düzeye taşıyarak şehirlerin taahhütlerini ölçülebilir eylemlere dönüştürmelerine yardımcı oluyor.
Sıfır Atık Forumu, uluslararası düzeyde diyalog ve işbirliği için bir platform sağlarken, #OneBillion Challenge ise gıda kayıplarının ve israfının önlenmesi yönünde harekete geçiyor. Bu çabalar, daha geniş Küresel İklim Eylem Gündemi ile ilişkilidir.
Mensah, Türkiye'nin COP31 Başkanlığı'nı, uluslararası işbirliğini güçlendirmek, mevcut taahhütlerin uygulanmasını hızlandırmak ve çözümlerin sektörler ve coğrafyalar genelinde nasıl ölçeklendirilebileceğini göstermek için kullanma beklentisinin olduğunu vurguladı. Antalya'nın iklim sürecinde sadece bir kilometre taşı olarak değil, aynı zamanda ortaklıkların somut ilerlemelere dönüştüğü bir an olarak anılması gerektiğini sözlerine ekledi.