Hidrojen yatırımlarına yönelik motivasyonların coğrafyaya göre farklılık gösterdiği belirtildi. Hidrojenin enerji dönüşümündeki önemi, karbonsuzlaşma, enerji arz güvenliği, sistem dayanıklılığı ve sanayi büyümesi gibi hedeflerle daha stratejik bir hale geliyor. Yatırımların yüzde 60’ından fazlası, bu alanlarda yoğunlaşacak.
Hidrojen alanındaki taahhüt edilen yatırım miktarı, Eylül ayı itibarıyla 130 milyar dolara yükseldi. Bu yatırımların toplam kapasitesi yıl bazında 6,9 milyon ton seviyesine ulaşmış durumda. Bu kapasiteye ulaşmak için 570’in üzerinde proje üzerinde çalışılmakta.
PROJELERİN DURUMU
Projelerin yaklaşık yüzde 90’ı ya inşaat aşamasında ya da işletme aşamasında yer alıyor. Raporda, yerel ölçekte temiz hidrojen ve ilgili ürünlerin, enerji ve ham madde ithalatına bağımlı ülkelerin tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesine yardımcı olacağı ifade ediliyor. Bu çözümler, tarım ve sanayi için yeni kaynaklar oluşturarak, tedarik zinciri sorunlarını ve kritik mineral bağımlılıklarını azaltma potansiyeline sahip.
YENİLENEBİLİR ENERJİ ENTEGRASYONU
Dünya elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 34’ü yenilenebilir kaynaklardan gelmektedir. Hidrojen teknolojilerinin, yenilenebilir enerjinin sisteme entegrasyonundaki önemi giderek artmaktadır. Ayrıca, hidrojenin elektrik sektöründe daha fazla yaygınlaşmasıyla maliyet avantajlarının da sağlanacağı vurgulanmaktadır.