Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Antalya'da 13 aylık bebeğin şüpheli ölümü sonrası aile şikayetçi

Antalya'nın Serik ilçesinde 13 aylık Gökçe bebek, hastaneye götürülmesine rağmen hayatını kaybetti. Aile, sağlık çalışanlarını ihmalle suçluyor.

GÜNDEM 13.10.2026 14:02 Haber Editörü 19 okuma Okuma Süresi: 5 dk
Antalya'da 13 aylık bebeğin şüpheli ölümü sonrası aile şikayetçi
Paylaş:
N

Antalya'nın Serik ilçesinde, 13 aylık Gökçe bebekle ilgili trajik bir olay meydana geldi. İddiaya göre, diş çıkardığı için ateşi yükselen Gökçe, ailesi tarafından Serik Devlet Hastanesine götürüldü. Yapılan tedavi sonrasında evine gönderilen Gökçe, gece saatlerinde yeniden ateşlenince annesi tarafından ateş düşürücü ilaç verildi.

İHA'nın haberine göre, sabah saat 07.00'de çocuklarını bakıcıya bırakan aile, sadece 10 dakika sonra bebeklerinin vücudunda morluklar oluştuğunu öğrendi. Bakıcı, durumu kötüleşen çocuğu hastaneye götürdü. Hastaneye vardıklarında kalp durması tespit edilen Gökçe bebek için yaklaşık 2.5 saat kalp masajı yapıldı, ancak kurtarılamadı.

Bakıcısının kollarında hayatını kaybeden Gökçe bebek, 10 Ekim Cumartesi günü gözyaşları arasında toprağa verildi. Bebeğin ani ölümü üzerine aile, yanlış ilaç ve ihmal iddiaları ile karakola başvurarak hastane yönetiminden şikayetçi oldu. Gökçe bebeğin kesin ölüm nedeni, yapılacak otopsi raporu ile belirlenecek.

Aile, yanlış ilaç verildiğini ve hastanede yer olmadığını gerekçe göstererek bahçede bekletildiğini ileri sürdü. Gökçe'nin ailesi, daha önce hiçbir sağlık sorununu olmadığını belirtirken, acil servise başvurmadan 45 dakika önce çekilen görüntülerinin sağlıklı ve neşeli olduğunu vurguladı. Bu süreçte, aile otopsi sonuçlarının hızlandırılmasını ve ihmali olanların cezalandırılmasını talep etti.

Anne Duygu Nur Kaya, yaşadıkları acıyı gözyaşlarıyla anlatarak, "Bebeğimizi hastaneye götürmüş, akşam 21.30-22.00 civarında dişleri nedeniyle ateşlendiğini söylemişlerdi. Doktor, ağzını açıp baktıktan sonra bizi tedavi için yönlendirdi ve ilaç verileceğini bildirdi. Ardından bir görevli, evrakla kadın doktorun yanına gidip geri geldi.

İlaç şırınganın yarısına serum ilacı, diğer yarısına ise dedikleri ilacı çekti ve çocuğuma vermemizi istediler. Sonrasında bizi müşahedeye yönlendirdiler," dedi. Anne Kaya, müşahedeye gittiklerinde çocuğa müdahale için yer olmadığını, dışarıda yapmaları gerektiğini aktardı.

"Dışarıda, soğukta çocuğa tampon yaptık. Sonra içeri girdiğimizde, 'Eğer ateşlenirse, diş için yapabileceğimiz başka bir şey yok; evde tamponla devam edeceksiniz, ılık suya sokacaksınız' denildi," şeklinde konuştu. Gece 03.00 sıralarında bebeğinin durumunun kötüleştiğini belirten anne Kaya, "Hemen tampon yapıp ateş düşürücü verdik; çünkü başka bir şey kullanamıyorduk," ifadelerini kullandı.

Sabah 7.00'ye kadar çocuğu yanımda uyuttum. Saat 07.00 civarında bebeğimi bakıcısına teslim ettim. Bakıcım, benden yaklaşık 10 dakika sonra beni arayarak, çocuğun kaşında morluklar olduğunu belirtti.

Hatta bunun fotoğrafını göndererek, "Çocuk düştü mü?" diye sordu. Buna karşılık, "Biz çocuğu hiç düşürmedik, sabaha kadar başında bekledim, hiçbir sıkıntısı yoktu," cevabını verdim. Ardından, bakıcım, "Bu çocuk normal değil," diyerek vücudundaki diğer morarmaları gösterdi; morlukların hızla yayıldığını belirtti.

"Hastaneye gidiyorum, ben sizi bekleyemem," dedi. Araçta giderken çocuğumun nefesinin kesildiğini fark ettim. Hastaneye ulaştığımda, doktorlar kalbinin durduğunu bildirdi.

Kalp masajı yaparak hayata döndürmeye çalıştıklarını öğrendim, ancak 2.5 saat boyunca yapılan müdahalelere rağmen çocuğum geri gelmedi. Hastaneye gittiğimde, çocuğumun cansız bedeniyle karşılaştım. Daha sonra otopsiye yolladılar ve şüpheli ölüm olduğunu söylediler, çünkü uygulanan ilacın içeriğinden haberim yoktu.

Bebeğimin daha önce de ateşlendiğini ve o zaman hastaneye gittiğimizi anlatan acılı anne, "Daha önceden, diş nedeniyle gitmiştik ve sadece ateş düşürücü vermişlerdi; içindeki ilaçta herhangi bir karışım yoktu. Sadece ateş düşürücüyü şırıngayla çekip vermiştik, sabahında hiçbir şey kalmamıştı," şeklinde konuştu. Acılı anne, "Bu ilk kez karşılaştığım, bilmediğim bir tedavi oldu," dedi.

Annesi, "İlk defa farklı bir ilacın çekildiğini gördüm ve bu ilaç kokuyordu. Çocuğum normalde önce ilacın tadına bakar, sonra içerdi, ama bunu içmek istemedi. Sabaha kadar hiç kusma olmadı.

Sabah bıraktığımda nefes almıyordu ve kalbi durmuştu," ifadelerini kullandı. Ayrıca, çocuğuna yanlış ilaç uygulandığına inandığını belirtti. "Alerjisi olabilir ya da başka bir durumu olabilir.

Bana, 'Bekleyin, alerjisi varsa ona göre bir işlem yapalım,' denmedi. Eğer böyle bir şey söylenmiş olsaydı orada beklerdim. Sadece, 'Eve git, tampon yap, ılık duşa sok, yapabileceğimiz hiçbir şey yok,' dediler," dedi.

Ayrıca, müşahade alanına gittiğinde, "Burada yer yok, dışarı çıkartın," denildiğini dile getirerek, "Çırılçıplak, ayağında beziyle rüzgarlı ve soğuk havada hastane bahçesinde tampon yapmak zorunda kaldım," şeklinde sözlerini sürdürdü. "Ben bunların hepsinden şikayetçiyim. Çocuğum geri gelmeyecek ama konunun araştırılmasını istiyorum.

Otopsi raporunu bekliyorum, tam olarak ne olduğunu bilmiyorum," dedi. Çocuğunun hiçbir kronik rahatsızlığı olmadığını, hastaneye gitmeden kısa bir süre önce çekilen videolarda son derece neşeli ve enerjik olduğunu belirten baba Murat Bahtiyar Kaya ise şu açıklamalarda bulundu: "Çocuğum 13 aylıktı. Daha geçen ay doğum gününü kutlamıştık.

Çocuğum sapa sağlamdı; kesinlikle kronik veya önceden süregelen hiçbir hastalığı yoktu. Olay akşamı, ateşlenmeden önce çok daha sağlıklıydı. Evde yapılması gerekenleri yaptık; ateş düşürücüsünü verdik, banyosunu yaptırdık."

Ateşi düşmeyen bebeğimiz için acil servise gittik. Doktor, çocuğumuzu muayene ederek ağzına tahta çubuk soktu ve bunun dişten kaynaklanan normal bir ateş olduğunu ifade ederek yan tarafa yönlendirdi. Eşim, müdahaleyi gerçekleştirecek hemşirenin muayene kağıdını alıp tekrar doktorun yanına döndüğünü fark etti.

Bu durum, ya doktorun yanlış yazımından ya da doğru yazımın ardından aralarında yaşanan farklı bir iletişimden kaynaklanmış olabilir. Normalde damar veya kas yoluyla verilmesi gereken bir ilacın cam tüpünü gözlerimizin önünde kırarak şırıngaya çektiler. Ardından ateş düşürücü şurubu da şırıngayla hazırladılar.

Daha önce hiç karşılaşmadığımız bu uygulamayı çocuğa ağız yoluyla verdik. Ancak çocuk, ilacın tadından ve kokusundan hoşlanmadığı için içmek istemedi; zorla içirdik. Eve döndüğümüzde gece boyunca çocuğumuzun inlediğini duyduk.

Müşahede için gittiğimiz hastanede yer olmadığını söyleyerek bizi dışarıda bıraktılar. Sabah evimize döndüğümüzde, taburcu olduktan sonra nöbetçi eczaneden ateş düşürücü aldık. Gece saat 3 civarında tekrar ateşlendi.

Soğuk tampon ile ateşini düşürmeye çalıştık. Sabah 7.30 civarında çocuğumuzu hazırlayıp bakıcısına bıraktık. Vücudunu kontrol ettiğimizde herhangi bir morluk veya ezik yoktu.

Bakıcısına bıraktıktan kısa bir süre sonra aldığımız telefonla yıkıldık. Bakıcı, çocuğun vücudunda morluklar belirmeye başladığını söyledi. Hızla yola çıktık ama bakıcı, çocuğun hastaneye varmadan kollarında hayatını kaybettiğini bildirdi.

Hastaneye vardığımızda müdahale yapıldı ancak kurtarılamadı. İçeri girdiğimizde çocuğumuz tanınmayacak haldeydi, neredeyse mosmor olmuştu. Hiç böyle bir durumla karşılaşmamıştık.

Yanlış tedavi uygulandığından şüpheleniyoruz. Doktor ve hemşirenin o andaki şüpheli davranışları ve daha önce hiç uygulanmayan bu iğneli tedavi, bu şüpheyi artırıyor. Çocuğumuzu aynı gün akşam defnettik.

Yaşanan trajediden 45 dakika önce çekilen videoda, çocuğum sağlıklı, neşeli ve enerjik görünüyordu. Hastane yönetimi, olayın adli vaka olarak kaydedildiğini ve emniyetin talep etmesi durumunda evrakları teslim edeceklerini bildirdi.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Taksim çatışmasında Tarık Durucan hayatını kaybetti
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Taksim çatışmasında Tarık Durucan hayatını kaybetti
WhatsApp
İhbar Hattı