Türkiye'nin önemli meyve ve sebze üretim merkezlerinden biri olan Gürsu Ovası'nda, kadın istihdamını artırmak ve tarımsal üretimde yaşanan kayıpları önlemek amacıyla turşu üretimine başlanmıştır. Gürsu Belediyesi, Gürsu Sebze ve Meyve Pazarlama Kooperatifi ve Gürsu Ziraat Odası'nın iş birliğiyle açılan 600 metrekarelik Gürsu Yaş Sebze ve Meyve Kurutma Tesisi'nde katkısız ve düşük tuzlu turşular üretilmektedir.
Üretim, 3 yıllık AR-GE çalışmasının ardından, hasat sırasında küçük boyutları ya da yüzeysel kusurları nedeniyle satışa sunulamayan meyve ve sebzelerin turşu olarak değerlendirilmesiyle gerçekleştirilmektedir. Geleneksel yöntemlerden esinlenerek üretilen bu turşular, yoğun tuzlu ve ekşi alternatiflerin aksine, daha düşük tuz oranına ve meyvelerin doğal tadına odaklanmaktadır.
Yeni nesil turşular, zerdeçallı ve hibiskuslu armut, kiraz, nektarin ve şeftali gibi ürünlerin yanı sıra lahana, kornişon, biber ve çeşitli karışık sebze türlerini içermektedir. Üretim süreci tamamen kadın emeğine dayanmakta olup, fabrikasyon yerine geleneksel bir model tercih edilmektedir. Tesiste makine kullanımı yoktur; Gürsulu kadınlar, meyve ve sebzeleri tek tek ayıklayıp doğrayarak kavanozlara doldurup hazırlamaktadır.
Koruyucu ve kimyasal katkı maddesi içermeyen, tuz oranı yüzde 1'in altında olan bu turşular, üretim yöntemleri sayesinde uzun süre bekletilmeden tüketilebilmektedir. Hazırlandıktan 12 saat sonra tadılabilen ürünler, 5-6 gün içerisinde asıl lezzetine ulaşmaktadır. Tesis, hasat sezonunda 30 kişiye kadar istihdam sağlarken, günlük üretim kapasitesi 5 bin kavanoza kadar çıkabilmektedir.
Meyve ve sebzelerin en bol olduğu dönemlerde işlenmesi, üreticinin elinde kalan ürünlerin değerlendirilmesi ve maliyetlerin düşürülmesi hedeflenmektedir. Bursa'daki marketlerde satışa sunulan turşuların internet üzerinden tüketiciye ulaştırılması için hazırlıklar sürerken, Almanya ve Hollanda pazarlarına açılmak için de çalışmalar devam etmektedir.
Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, ilçede yetiştirilen tarım ürünlerinin bir kısmının iç piyasa ile bir kısmının ihraç edildiğini, ancak önemli miktarda ürünün değerlendirilemediğini ifade etti. Işık, "Gürsu'da dünyanın en bereketli topraklarında yaşıyoruz ve bu topraklarda çok lezzetli ürünler yetiştiriyoruz. Elimizde kalan ürünleri nasıl katma değere dönüştürebiliriz diye AR-GE çalışması yaptık.
Yaklaşık 15 bin ton ürünü değerlendiremediğimizi fark ettik," şeklinde konuştu. Geleneksel yöntemlerden yola çıkarak, gençlerin ilgisini çekebilecek özgün turşu çeşitleri geliştirdiklerini ifade eden Mustafa Işık, "Amacımız, ovada kalan bu ürünlerin tamamını işleyerek ekonomiye kazandırmak" dedi. Işık, Türkiye genelinde üretilen klasik turşulardan farklı bir ürün sunmak istediklerini de vurguladı.
"Annelerimizin, anneannelerimizin yaptığı gibi katkı maddesi kullanmadan tamamen doğal turşu üretmeyi hedefledik," şeklinde konuştu. Gençlerin damak zevkine hitap eden yeni nesil turşular üzerinde çalıştıklarını belirten Işık, bir yıl boyunca vatandaşların lezzet, koku ve tat konusundaki görüşlerini alarak olumlu sonuçlar elde ettiklerini aktardı. Bu geri dönüşlerin ardından üretim aşamasına geçtiklerini söyledi.
Ürünleri değerlendirmek adına turşu üretiminin yanı sıra soğuk kurutma yöntemiyle armut cipsi geliştirdiklerini belirten Işık, "10 kilogram yaş armuttan yaklaşık 1 kilogram kuru armut elde ediyoruz. Uzun raf ömrüne sahip bu ürünü, gençlerin tükettiği cipslere alternatif olarak tasarladık," dedi. AR-GE çalışmalarının tamamlandığını ve deneme üretimlerine başladıklarını ifade etti.
Gürsu Ziraat Odası ve Kooperatif Başkanı Kamil Dönmez ise Türkiye'deki her 4 armuttan birinin Gürsu Ovası'nda yetiştiğini belirterek, özellikle görünüşleri nedeniyle pazarlanamayan meyveleri değerlendirme amacıyla bu projeye başladıklarını dile getirdi. Dönmez, "Armutların küçük boyutları ve toplama sırasında oluşan ufak hatalar nedeniyle nasıl değerlendirilmesi gerektiğini araştırdık. Bu meyveler çürük değil, sadece dış görünüşleri yüzünden satılamıyor," dedi.
Yaklaşık üç yıllık AR-GE sürecinin ardından meyve turşusu üretimine geçtiklerini anlatan Dönmez, Türkiye'de turşu denildiğinde genelde tuzlu ve ekşi ürünlerin akla geldiğini, ancak Avrupa'da meyve turşularının daha yaygın olduğunu belirtti. Türk damak tadına uygun farklı bir ürün geliştirdiklerini vurguladı.
Meyve ve sebzelerin her aşamasının kadınların emeğiyle yapıldığını dile getiren Dönmez, makineleşmeyi tercih etmediklerini, böylece kadınlara iş imkanı sağlarken el emeğine dayalı üretimi sürdürmek istediklerini aktardı. Dönmez, ürettikleri turşuların geleneksel ürünlerden farklı olarak düşük sodyum oranına sahip olduğunu belirterek, "Ben de tansiyon hastasıyım. Bu nedenle düşük sodyumlu bir ürün geliştirmek bizim için önemliydi.
Ürünlerimiz, klasik turşulardan çok daha kısa sürede tüketilebiliyor. Bir gün sonra bile tüketebilirsiniz, hatta 12 saat önce hazırladığımız turşuyu bile tadabilirsiniz. Ancak lezzetinin tam oturması 5-6 günü buluyor," şeklinde konuştu.
Turşu çeşitlerinin meyve ve sebzelerin hasat dönemlerine göre değişiklik gösterdiğini aktaran Dönmez, kornişonun mayıs ve haziran aylarında, nektarin, şeftali ve armudun ise kendi sezonlarında işlendiğini belirtti. "Her ürünü bol olduğu dönemde değerlendirmek zorundayız. Böylece maliyeti düşürüyor ve ürünlerin tarlada kalmasını önlüyoruz.
Yaz aylarında günlük 4-5 bin kavanoz üretim kapasitesine ulaştık," dedi. Yoğun dönemlerde, çalışanın sayısını artırarak üretim kapasitesini daha da yükseltmek mümkün oluyor. Günümüzde 4 personel ile yaklaşık 650-700 kavanoz ürün üretimi gerçekleştiriliyor.
Tüm ürünler cam kavanozlarda hazırlanıyor. Oteller ve büyük işletmelerden plastik ambalaj talepleri gelse de, cam kavanoz kullanma kararı sürdürülüyor.
AVRUPA PAZARINA AÇILMA HEDEFİ
Yeni nesil turşularla Avrupa pazarına da açılma planları olduğunu belirten Dönmez, "Almanya ve Hollanda üzerinden çalışmalarımız devam ediyor. Avrupa'da tatlı turşu olarak bilinen ürünlere alışkın bir tüketici kitlesi var. Bizim meyve turşularımız da bu damak tadına uygun.
Türkiye'de alışılmışın dışında olduğu için insanlara önce tattırmamız gerekiyor. Şimdiye kadar tadına bakıp beğenmediğini söyleyen kimseyle karşılaşmadım. Hedefimiz bu ürünleri yurt dışına da ulaştırmak" şeklinde konuştu.