Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

İmamoğlu'nun yolsuzluk davasında savunma süreci başladı

İmamoğlu'nun yolsuzluk davası başladı. 11 Kasım 2025'te hazırlanan iddianamede 142 eylem nedeniyle 2 bin 352 yıla kadar hapis talep ediliyor.

GÜNDEM 14.10.2026 21:02 Haber Editörü 17 okuma Okuma Süresi: 5 dk
İmamoğlu'nun yolsuzluk davasında savunma süreci başladı
Paylaş:
N

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'na yönelik yolsuzluk soruşturması tamamlandı ve 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede, İmamoğlu'nun örgüt lideri olarak rol aldığı ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet, suç gelirlerinin aklanması gibi 14 ayrı suçlamayla karşı karşıya olduğu belirtildi.

İmamoğlu'nun toplamda 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

DURUŞMA BAŞLADI

Marmara Ceza İnfaz Kurumu Silivri Yerleşkesi'ndeki duruşma saat 12.00'de başladı. İmamoğlu, duruşmada savunmasını yapıyor. Duruşmaya Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve bazı milletvekilleri de katıldı.

İMAMOĞLU'NDAN AÇIKLAMALAR

İmamoğlu, duruşmada yaptığı konuşmasında, "Son medya vurgunu, Halk TV operasyonu. Güzelim ülkemizi operasyon sahasına çeviren akıl, Halk TV’ye el koyup yayınlarını kesti. Neymiş?

İhaleye fesatmış, aklamaymış... Boy boy yalanlar, boy boy iftiralar. Akılları sıra milleti kandıracaklar," ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, AK Parti'yi eleştirerek, "Yalancılar girdabına tüm AK Parti’yi sürüklemiştir. Herkesi uyarıyorum. AK Parti’yi baştan aşağıya uyarıyorum.

Sizi bir operasyon girdabına sokan bir süreçle iç içesiniz. Milletin güvenini kaybetmişler," dedi.

EKONOMİK ETKİLERİ VURGULADI

İmamoğlu, 6 Mayıs'ta milli irade vurgusunun ekonomik faturasını hatırlatarak, "Millet de piyasalar da bunu çok algılayamadığı için Türk Lirası değer kaybetti," şeklinde açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, 31 Mart 2019 tarihinde, "anamın ak sütü kadar helal bir seçimi milletçe kazandık İstanbul'da" ifadesiyle halkın desteğiyle elde ettikleri seçim başarısını vurguladı.

Ancak, 6 Mayıs 2019'da seçim sonuçlarının bir kararla iptal edildiğini belirtti. İmamoğlu, bu kararı "ucube bir karar" olarak tanımlayarak, bir zarfa atılan üç oydan birinin, yani bir oyunun seçimde usulsüzlük iddiasıyla geçersiz sayıldığını ifade etti.

Seçim sonuçlarının iptalinin, sandıkta yenilen iradenin masa başında ortadan kaldırılma girişimi olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, "Bugün yaşadığımız düzenin ilk provası oydu" dedi. Bunun sonucunda, halkın ve piyasanın durumu yeterince kavrayamadığını, Türk Lirası'nın değer kaybettiğini, ülkenin risk priminin yükseldiğini ve Hazine'nin borçlanma maliyetinin arttığını dile getirdi.

Ayrıca, Hazine'ye ek bir faiz yükü bindiğini ve borsada ilk işlem gününde 1.7 milyar doların buharlaştığını açıkladı.

2 MİLYAR 160 MİLYON DOLARIN BEDELİ

İmamoğlu, seçim iptali kararının millet için 2 milyar 160 milyon dolara mal olduğunu belirtti. Ancak, halkın bu durumun farkına varamadığını ve bu bedeli ödediğini ifade etti. "Milletin oyunu yok saymanın bedelini o kararı verenler ödemedi; millete ödettiler" diye ekledi.

O PARANIN KİME AİT OLDUĞUNU ARTIK BİLİYORUZ

İmamoğlu, Kur Korumalı Mevduat uygulamasının yeni bir skandal olduğunu savundu. Bu uygulamanın, liyakatsiz bir ekonomik düzende ülke ekonomisini vurguna dönüştürdüğünü ve halka önemli bir kayba neden olduğunu aktardı. Ayrıca, "Mutlak butlan kararı geldi" dediği borsa çöküşünün sonucunda, o gün herkesin bildiği TERA üzerinde tek günde 1 milyar 870 milyon dolarlık alım yapıldığını söyledi.

İmamoğlu, bu süreçteki kayıpların sadece piyasa çöküşleriyle sınırlı kalmadığını, 500 bin yurttaşın etkilendiğini, aileleriyle birlikte toplamda 2 milyon insanın zarar gördüğünü ifade etti. "Şimdi devletin kasasından ödeyeceklermiş. Yani millet bir kazık yedi, bir kazık daha yesin!" diyerek durumu eleştirdi.

577 MİLYAR 160 MİLYON DOLAR

Ekrem İmamoğlu, sadece 5 kalemde halkın cebinden çıkan toplam paranın 577 milyar 160 milyon dolar olduğunu, borsa değer kaybı ile birlikte, toplam maliyetin 90 milyar dolara ulaştığını belirtti. Seçim iptali, kur korumalı mevduat ve diğer ekonomik vurgunların sonuçlarına dikkat çekerek, halkın bu kayıpların hesabını günün birinde soracağından kimsenin şüphesi olmaması gerektiğini vurguladı.

İmamoğlu, iktidarın emekli, öğretmen ve esnaf gibi grupların sorunlarıyla ilgilenmediğini, fonların battığını ve paranın buharlaştığını belirterek, devlete ait bütçenin 900 milyar lirayı aştığını dile getirdi. Ülkenin ekonomik sorunlarına dair vurgularını sürdürdü. Emekli vatandaşların ve asgari ücretlilerin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Ekrem İmamoğlu, bu durumun toplumda yarattığı kaygıları ifade etti.

"Sonra emeklimiz niye asabi, işçiniz niye asabi, asgari ücretliniz açlık sınırının altında. Bu milletin insanları, bu evler, bu evlatların geleceğinden şüphe ettiği Türkiye'nin sadece 5 kalemde cebinden alınan çalınan para budur" dedi. İmamoğlu, bu durumun arkasında bir düzen olduğunu belirterek, "Bakınız, bu düzenin bir formülü var.

Siyaset, sermaye, suç" sözleriyle durumu özetledi. Sermayenin bazı kesimlerinin vurgun yaparken, siyasetin bu kişileri koruduğunu söyleyen İmamoğlu, suçluların ortadan kaybolmasının her defasında devlete ve millete zarar verdiğini ifade etti.

Aynı zamanda, "Bir tarafta birkaç ayda servetine servet katanlar, özel jetler, yatlar, sıradan bir insanın ömrü boyunca yaklaşamayacağı paralar, öbür tarafta ise bu ülkenin büyük çoğunluğunun hayatı var" şeklinde konuştu.

Kiraya ödedikten sonra kalan parayı düşünen, kasabın önünden geçerken fiyat kontrolü yapan emeklilerden, iki vasıta parasından tasarruf etmek için kilometrelerce yürüyen işçilere kadar toplumun çeşitli kesimlerinin yaşadığı zorlukları sıralayan İmamoğlu, üniversiteyi kazanmasına rağmen barınmadığı için eğitimine devam edemeyen gençlerden de bahsetti.

RAKİBİ MİLLET ÜRETİR

İmamoğlu, "Bir demokrasiyi öldürmenin 3 yolu vardır. Hakemleri ele geçirmek, oyuncuları oyundan atmak, oyunun kurallarını değiştirmek" sözleriyle demokratik sürecin nasıl tehlikeye atıldığını ifade etti. Hakemlerin yargı ve seçim kurulları olduğunu, oyuncuların ise adaylar, liderler, partiler ve belediye başkanları olduğunu kaydetti.

İmamoğlu, "Kurallar ise anayasa ve meclistir. İktidarı denetleyecek kurumlar zayıflatıldıktan sonra geriye tek bir denetim kalır, milletin sandıkta iktidarı değiştirme gücü" şeklinde konuştu. Siyasi rekabetin yok edilmesinin sinsi bir yöntemle gerçekleştiğini belirten İmamoğlu, seçimlerin kaldırılmadığını, ancak iktidarın kimin seçileceğine ve hangi partinin yönetimde kalacağına karar vermeye başladığını vurguladı.

"O zaman seçme hakkı kağıt üstünde kalır. Seçenek üretme hakkı ortadan kalkar. Bunu 3 kelimeyle anlatabilirim: adaysızlaştırma, lidersizleştirme, partisizleştirme.

Bu üç kelime, içinde bulunduğumuz bu davanın, bu mahkemenin, içinde olduğu iddianamenin, yani iftiranamenin aslında net tarifidir" diyen İmamoğlu, bu durumların birbirinden ayrı olmadığını belirtti. "Seçim sonuçlarına müdahale, demokratik siyasetin temel kurallarının çiğnenmesidir. İktidar kendi rakibini seçemez, rakibi millet üretir.

Bu kuralın bu ülkedeki ilk büyük kırılması 2019'da İstanbul'da yaşandı ve nasıl bir millet tepkisi yaşandığını da ifade ettim. İkincisi; milletin kararının tanınmaması artık bu ülkede gerçek bir ihtimaldir. Sonra gelen her şey aslında o günün, o sürecin devamıdır" diyerek sözlerini tamamladı.

DURUŞMA ERTELENDİ

Duruşma, Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının devamı için yarın saat 10.00'a ertelendi. *Haberin görselleri ANKA tarafından servis edilmiştir.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Zeynep Sönmez, Japonya Açık'ta ikinci tura yükseldi
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Sönmez, Japonya Açık'ta ikinci tura yükseldi
WhatsApp
İhbar Hattı