1960 yılı, 25 Ocak... İstanbul'un Kadıköy Moda semtinde, gece yarısı sokakta bir adamın çığlıkları yankılanıyordu. "Polis yok mu?
Adam öldürüyorlar!" diye bağıran bu kişi, durumu bir taksiciye bildirdi. Taksicinin ardından, saldırıya uğradığını belirten genç adam, kendi evine girdi. Onu karşılayan manzara gözleri kanlandırıyordu: 21 yaşındaki hamile eşi Feride ve 2 yaşındaki çocuğu kanlar içinde yerde yatıyordu.
Çığlıkları duyan komşular durumu hemen polise bildirdi. Olay yerine gelen polis, Anne ile çocuğun boğularak öldüğünü tespit etti. İkinci Şube Cinayet Masası ekipleri olay yerine gelirken, bu cinayet kısa süre içinde dönemin en çok tartışılan olaylarından biri haline geldi.
Ekipler, anne ve çocuğun boğulma izleriyle karşılaştı; Feride’nin eşarbıyla, çocuğun ise elle öldürüldüğü belirlendi. Yapılan incelemelerde Feride’nin cinsel saldırıya uğramış olabileceği ortaya çıktı. Evin içindeki kan lekeleri ise soruşturmayı kasvetli hale getirmek üzereydi.
Zemin ve yataktaki kan miktarı dikkate alındığında, Feride ve çocuğun vücudunda kanamayı açıklayacak yaralar tespit edilemedi. Peki, o zaman kan kime aitti? Bu sorunun peşinde koşarken, yangın gibi yayılan olayın içindeki karmaşık detaylar da ortaya çıkmaya başladı.
Feride’nin 27 yaşındaki kocası Mustafa’nın yaptığı açıklamalar, durumu daha da karmaşık bir hale getirdi. Cinayet Masası, ilk olarak onun ifadesine başvurdu. Garsonluk yapan Mustafa, olay gecesi eve geldiğinde öncelikle elektriği açmak istediğini, fakat ışığın yanmadığını, mutfaktaki ışığın açık olduğunu fark ettiğini aktardı.
Karanlık odaya girmek zorunda kalan Mustafa, tam o esnada başına bir çekiç darbesi aldı. Bu durum, ikili arasında bir boğuşmanın yaşanmasına neden oldu. Mustafa, saldırganın onu boğmaya çalıştığını ve kurtulmayı başardıktan sonra dışarı çıkarak yardım istediğini bildirdi.
Yardım çağrısını duyan sokaktaki birkaç kişi de onu gözlemledi. Mustafa’nın çığlıkları ile Kadıköy’den Moda’ya müşteri getiren taksici Mümtaz, onun panik içinde “Polis yok mu? Adam öldürüyorlar!” diye bağırdığını gördü.
Polis eve girdiğinde Feride ve çocuğu yaşamını yitirmiş haldeydi. Ancak Mustafa’nın tanımladığı saldırgandan hiçbir iz kalmamıştı. Cinayet Masası ekipleri ayrıntılı bir inceleme gerçekleştirdi.
Evdeki kan lekeleri özellikle dikkate alındı çünkü ilk yapılan adli incelemelerde Feride ve çocuğun bedenlerinde bu kadar kanama olabileceğini gösteren yaralar olmamıştı. Mustafa’nın başında ise bir yara izi bulunuyordu. Bu unsurlar, evde cinayet esnasında başka bir kişinin de bulunmuş olabileceği olasılığını gündeme getirdi.
Mustafa'nın verdiği bilgiler, bir saldırganla boğuştuğuna dair izler taşıyor görünüyordu. Ancak aynı zamanda, bu duruma ilişkin alternatif bir senaryonun da dikkate alınması gerektiği anlaşıldı. Acaba, Mustafa'nın anlattığı saldırgan gerçekte var olmamış olabilir mi?
Böylece Mustafa, cinayet soruşturmasının bir numaralı şüphelisi haline geldi. Cinayet Masası, inceleme sürecine Mustafa ve onun bahsettiği “ikinci adam” hakkında bilgi toplamakla devam etti. Özellikle Mustafa'nın başındaki yaralanmanın, kendisinin belirttiği gibi bir çekiç darbesine dayanıp dayanmadığını araştırıldığı belirtildi.
Olay yerindeki ampullerin üzerinde Mustafa'ya ait parmak izleri bulunduğu tespit edildi. Kan lekelerinin kime ait olduğunu belirlemek amacıyla da yoğun bir çalışma başlatıldı. Ancak soruşturmanın önünü tıkayan önemli bir durum mevcuttu.
Mustafa'nın eşi ve 2 yaşındaki çocuğunu öldürmesi için geçerli bir motivasyon bulunamadı. Yapılan araştırmalar, Mustafa'nın ailesine ve özellikle de çocuğuna bağlı biri olduğunu gösteriyordu. Tüm bunlara rağmen, Cinayet Masası, Mustafa'nın anlattığı saldırgan hikâyesine şüpheyle yaklaştı.
Bu nedenle, Mustafa gözaltına alındı ve sorgulama sürecine tabi tutuldu. Bu süreçte, cinayetle bağlantılı olabileceğini düşündüğü bir isim verdi. Bahsettiği kişi, deniz eri olan Sabri adında biriydi.
Mustafa, Sabri'nin kız kardeşiyle evlenmek istediğini, ancak kendisinin buna karşı çıkmış olması nedeniyle Sabri’nin kendisinde kin gütmüş olabileceğini öne sürdü. Polis, Sabri'yi bulmak için araştırmalara başladı, ancak Sabri'nin izine ulaşılamadığı belirlendi. Yapılan araştırmalar sonucunda, Sabri'nin birliğinden izinsiz olarak ayrıldığı ortaya çıktı.
Cinayetten sonra kaybolmuş olması, Mustafa'nın verdiği ismin daha fazla önem taşımasına neden oldu. Cinayet Masası, şimdi iki farklı senaryoyu araştırma yoluna gitti. İlk senaryo, Mustafa'nın eşini başka bir erkekle yakalamış, boğuşma sırasında bu kişinin kaçmasının ardından Feride ile çocuğunu öldürmüş olabileceğiydi.
İkinci senaryo ise, Mustafa'nın doğruyu söylediği ve cinayetin evde bulunan başka biri tarafından işlendiği yönündeydi. Bu durumda polisin peşinde olduğu isim de Sabri'ydi. Mustafa’nın bahsettiği boğuşma gerçekse, evdeki ikinci kişinin yaralanmış olma olasılığı yükseliyordu.
Cinayet Masası, bu ihtimali değerlendirmeye aldı. Anadolu yakasındaki hastaneler, doktorlar ve eczaneler üzerinde araştırmalar sürdürüldü. Cinayet gecesi yaralanmış olan birinin tedavi için başvurup başvurmadığı incelendi.
Fakat yapılan araştırmalarda, böyle yaralı birine dair herhangi bir bilgi elde edilemedi. Olay yerindeki kan lekelerinin kaynağı ise hala netlik kazanamamıştı. Anne ve çocuğun ölüm şekli, boğulma olarak kayıtlara geçti.
Vücutlarında kanı açıklayabilecek bir yara tespit edilemedi. Ayrıca, Mustafa'nın başındaki sıyrığın bu kadar kanı sağlayamayacağı değerlendirildi. Bu durum, soruşturmayı olağandışı bir üçüncü senaryoya yönlendirdi.
Evdeki kanın kime ait olduğu sorusu hala belirsizliğini korurken, Sabri’nin kaybolması cinayetle ilgili şüpheleri derinleştiriyordu. Günlerdir sorgulanan Mustafa, gerekli işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edildi. Sulh Ceza Hâkimliği, Mustafa'nın serbest kalmasına karar verdi.
SAVCILIK İTİRAZDA BULUNDU
Bunun üzerine, soruşturmayı sürdüren savcı bu karara itiraz etti. Savcılık, olay yerinde elde edilen delillerin yanı sıra Mustafa hakkındaki şüphelerin tutuklamayı gerektirecek derecede kuvvetli olduğuna inanıyordu. İtiraz sonrasında dosya Asliye Ceza Mahkemesi'ne iletildi.
Mahkeme, bu defa yeni bir karar alarak Mustafa hakkında tutuklama kararı çıkardı. 27 yaşındaki garson, 8 aylık hamile eşi Feride ile 2 yaşındaki küçük oğlu için cinayetle suçlandı ve cezaevine gönderildi. Ancak Mustafa, kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti.
CİNAYETİN ÇÖZÜLMESİ İÇİN BAŞKA BİRİ VAR MI?
Mustafa, eşini ve çocuğunu öldürmediğini savunarak, cinayetin aydınlatılması için aynı isme ulaşılması gerektiğini belirtti. Cezaevine alınan Mustafa'nın durumu devam eden soruşturmayı etkilemedi; zira henüz cezaevine gönderilen Mustafa’nın belirtilen ikinci bir kişinin varlığına dair kesin bir delil bulunmamıştı. Cinayet Masası, Sabri’nin peşine düştü.
Olayın üzerinden 33 gün geçmişti ve hala hiçbir iz bulunamamıştı. Mustafa’nın her zaman bahsettiği deniz eri Sabri hala kayıptı. İstanbul'da yapılan aramalar sonuçsuz kalırken, Cinayet Masası bu kez Sabri’yi Türkiye genelinde arama kararı aldı.