Roma İmparatorluğu tarafından 2 bin yıl önce oluşturulan yol sisteminin yapısı ve günümüz ulaşım ağları üzerindeki kalıcı etkileri, yeni bir araştırmayla sayısal olarak incelendi. Avrupa'daki farklı üniversitelerden araştırmacılar, Roma İmparatorluğu'nun en kapsamlı dijital yol veri setini oluşturarak yaklaşık 299 bin kilometrelik kara yolu ağını yüksek mekânsal çözünürlükte analiz etti.
Çalışmada, yolların doğruluğu ve topoğrafyayla ilişkisi, kentlerin ağ içindeki merkezi konumları ve antik yolların günümüz ulaşım sistemleriyle bağlantıları değerlendirildi.
ŞAŞIRTICI SONUÇLAR
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, Roma İmparatorluğu'nun kara ulaşım ağında Roma'dan daha merkezi konumda olan kentlerin belirlenmesi oldu. Buna göre, Antiochia (Antakya), Ancyra (Ankara), Byzantium (İstanbul) ve Corinth (Korint), imparatorluk ölçeğinde kara ulaşımındaki geçiş noktaları açısından Roma'dan daha merkezi konumdaydı.
Çalışmanın yazarlarından Aarhus Üniversitesi Kültür ve Toplum Fakültesi Klasik Arkeoloji alanında Doç. Dr. Tom Brughmans, “Bütün yollar Roma'ya çıkar” ifadesinin Roma İmparatorluğu döneminden değil, Orta Çağ'a ait ve büyük ölçüde sembolik bir ifade olduğunu belirtti.
Brughmans, İstanbul'un konumunu vurgulayarak,” Örneğin günümüzdeki İstanbul, yani antik Byzantium, Avrupa ve Asya trafiğini birbirine bağlayarak tüm imparatorluk içinde gerçekten çok merkezi bir konumdaydı,” diye ekledi.
KENTLER ARASINDAKİ BAĞLAR
Brughmans, Roma'nın Akdeniz'deki konumunun imparatorluğun önemli merkezlerinden biri olmasını sağladığını, ancak kara yolları dikkate alındığında İstanbul'un Roma'ya kıyasla daha merkezi bir konumda bulunduğunu ifade etti. Araştırmanın diğer yazarlarından Queen Mary University of London Veri Bilimi Bölümü Öğretim Görevlisi Matteo Mazzamurro, kentlerin ulaşım ağındaki öneminin üç farklı merkezilik ölçütü üzerinden hesaplandığını belirtti.
Bu ölçütler, bir kentin kaç farklı yola sahip olduğu, diğer bölgelere erişiminin ne kadar pratik olduğu ve farklı rotalar arasında ne ölçüde köprü görevi gördüğünü içeriyor.
Mazzamurro, İstanbul için şunları söyledi: “Byzantium veya daha sonraki adıyla Konstantinopolis, yani günümüz İstanbul'unun bulunduğu bölge, kelimenin tam anlamıyla iki kıtanın kesişim noktasında yer alıyor, bu yüzden doğal olarak aralarında bir köprü görevi görüyor. Bu nedenle çalışmamızda çok merkezi ve önemli bir nokta olarak öne çıktı.”
Araştırmada ayrıca Ankara'nın Roma dönemindeki ulaşım ağı açısından dikkat çekici bir konumda olduğu belirlendi. Antik Ancyra'nın Roma'nın Galatia eyaletinin başkenti olduğu hatırlatıldı. Brughmans, Ankara'nın Anadolu yarımadasındaki konumuna ilişkin, “Anadolu yarımadasında çok merkezi bir konumda yer almaktadır.
Bu karasal ve etrafı karayla çevrili yarımadada doğudan batıya doğru hareket eden tüm trafiği yapılandırmak için mükemmel bir konuma sahiptir,” diye konuştu. Bugünkü güncel durumla kıyaslandığında, 2 bin yıl önce de bir başkent olarak konumlanması gerektiği vurgulandı.
Yine Brughmans, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki bazı modern yolların Roma döneminde kullanılan güzergahları takip etmeye devam ettiğini belirtti. Bu durumun, özellikle antik dönemde kurulan kentlerin günümüzde de önemli nüfus merkezleri olarak varlıklarını sürdürmeleriyle bağlantılı olduğunu söyledi.
Sanayi Devrimi ve motorlu ulaşımın yaygınlaşması sonucunda yol ağlarında büyük değişiklikler meydana gelmesine rağmen, araştırmacılar Roma döneminden günümüze ulaşan belirgin bir süreklilik tespit etti. Araştırmanın yazarlarından Dr. Adam Pazout, Roma yol ağının önemli bir bölümünün askeri ihtiyaçlarla şekillendiğine dikkat çekti. Pazout, imparatorluğun sınır bölgelerinde yoğun askeri yol ağlarının bulunduğunu belirtti.
Ren, Tuna ve Fırat boyunca bu yol ağlarının yer aldığını dile getirdi. Özellikle Doğu Anadolu'da Toros Dağları boyunca deniz seviyesinden yaklaşık 2 bin metre yükseklikteki bazı yolların da askeri ihtiyaçlarla bağlantılı olduğu ifade edildi. Pazout, “Bu bölgelerde nüfus ve yerleşim az olmasına rağmen Roma ordusu, sınırdaki birlikleri birbiriyle bağlamak amacıyla yollar inşa etti,” dedi.
Anadolu'daki antik yol araştırmalarına ilişkin İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Şahin de dikkat çekici veriler paylaştı. Şahin, antik güzergahların belirlenmesinde kentler arasındaki mesafeyi gösteren mil taşlarının, antik kaynakların ve arkeolojik bulguların birlikte değerlendirildiğini vurguladı.
Türkiye'deki çalışmaların son 15-20 yılda arttığını da belirten Şahin, “Bu ülkede hâlâ her yıl, 400 ile 500 arasında yeni yazıt tespit ediliyor,” dedi. Şahin, bu yazıtların önemli bir bölümünü mil taşları ve antik yollarla bağlantılı parçaların oluşturduğunu ifade etti. Araştırmacılar, çalışma kapsamında oluşturdukları yaklaşık 299 bin kilometrelik Roma yolu ağını dijital ortama da aktardı.
Itiner-e adlı açık veri platformunda, Roma İmparatorluğu'nun yol ağı görüntülenebiliyor; farklı güzergahlar ve antik yerleşimlere ilişkin veriler sorgulanabiliyor. Araştırmacılar, veri setinin gelecekte arkeoloji, tarih, ekonomik coğrafya, kent çalışmaları ve ulaşım tarihi gibi alanlardaki araştırmalara kaynak oluşturmasını amaçlıyor.