Ankara'nın Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, son günlerde kendisi ve siyasi görüşleri hakkında yapılan yorumları eleştirdi. Bu şekildeki spekülasyonların artması nedeniyle kamuoyuyla bazı konuları net bir dille paylaşma ihtiyacı hissettiğini ifade etti. Yavaş, 'Ben, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanıyım.' diyerek görevini vurguladı.
Yavaş, vatandaşların kendisine verdiği görevin, siyasi dedikodularla vakit kaybetmek değil, Ankara'nın sorunlarını çözmek ve 6 milyon insanımıza hizmet sağlamak olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşmenin odak noktasının da sadece Ankara olduğunu vurguladı. Yavaş, Erdoğan'ı Ahlat'tan dönüşünde havalimanında karşıladığını ve görüşme talebini kendisine ilettiğini aktardı.
Bu görüşmeye olumlu yanıt almasının ardından, Ankara’nın önemli projeleri, metro yatırımları ve diğer meseleler hakkında bilgi alışverişinde bulunma fırsatı bulduklarını dile getiren Yavaş, ‘Ankara’nın geleceği ve yatırımları görüşmemizin merkezindeydi.’ şeklinde konuştu. Başkanlık sistemi gereği büyükşehir belediyelerinin hayata geçirmek istedikleri bazı projelerin merkezi hükümetin onayını alması gerektiğini de hatırlattı.
Yavaş, 'Eğer Ankara'nın bir sorunu için Cumhurbaşkanı ile görüşmek gerekiyorsa, bunu bugün de yaparım, yarın da.' dedi. Siyasi sonuçlar çıkarmaya çalışanlara da açıkça hitap eden Yavaş, kendisine güvenen ve destek veren kişileri üzmeyecek bir tutum içinde olmayacağını ifade etti.
Ayrıca, Erdoğan ile görüşme öncesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve parti sözcüsü Özgür Özel ile bu konunun paylaşıldığını kaydetti. Yavaş, gerçekleşen bu görüşmenin amacının net olduğunu ve başka bir anlam yüklenmesini doğru bulmadığını belirtirken, siyasi konuların her gün farklı senaryolarla tartışılmasına da değindi.
Geçtiğimiz günlerde Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'nde bir seçim gerçekleştiğini hatırlatan Yavaş, dışarıdan bakıldığında kolay görünen durumların gerçekte daha karmaşık olduğunu vurguladı. Meclis içindeki dengelerin sarsılmasının, belediye başkanlarının işlerini yapmasını zorlaştırdığını da belirten Yavaş, Üsküdar'daki olaylara ve Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nde meclis toplantısının yapılamamasına örnek vererek, bu tür olumsuzlukların göz ardı edilemeyeceğini ifade etti.
Belediye başkanlarının, ekonomik zorluklar ve vatandaşların hizmet beklentileri ile mücadele ettiğini belirten Yavaş, siyasi tartışmaların belediye meclislerine sirayet etmesinin hizmet üretimini zorlaştırdığını belirtti. Mansur Yavaş, sağduyuya vurgu yaparak, Ankara'da izlediği denge politikasının olumlu sonuçlarını Belediye Meclisi'nde gözlemlediğini belirtti. Bunun sonucunda Cumhuriyet Halk Partisi ve Yeni Parti olarak, herhangi bir kayıp vermeden seçimi kazandıklarını ifade etti.
Yavaş, izlediği yolun doğruluğuna inandığını ve mevcut durumunu sürdürmeye kararlı olduğunu dile getirdi. Şu anki dönemin normal olmadığını, her iki tarafı destekleyen kitleler arasında ciddi bir öfke ve kırgınlık bulunduğunu gözlemlediğini kaydetti. Bu duyguların zamanla azalacağına inandığını fakat mevcut öfke ve kırgınlığın henüz ortadan kalkmadığını da vurguladı.
Yavaş, böyle bir ortamda taraf olmanın ve atacağı adımların birine destek olarak algılanmasının doğru olmadığını ifade etti. Bunun yanı sıra, iki tarafı destekleyenlerin onun aracılığıyla tekrar karşı karşıya gelmesini istemediğini belirtti. Görevini bu gerginliği artırmak değil, mümkün olduğunca azaltmak ve sağduyunun hâkim kılınmasına yardımcı olmak olarak tanımladı.
Yavaş, bugün yeni çatışma alanları olşturmanın gerekli olmadığını vurguladı. Öncelikli ihtiyacın, zaman geldiğinde aynı masanın etrafında yeniden buluşabilecek bir zemin oluşturmak olduğunu söyledi ve bu zemini korumaya çalıştığını aktardı. Her iki partinin merkezleri tarafından tutumunun rahatsızlık oluşturduğuna dair bir mesaj almadığını belirtti.
Açık bir duruş sergilediğini belirten Yavaş, gerilimi artırmak yerine azaltmanın ve yapıcı bir diyalog kurmanın önemine vurgu yaptı. Son olarak, kendisi hakkında “kulis bilgisi” adı altında gerçek dışı iddialar ortaya atan gazetecilere seslenerek, yalanlamaktan bıktıklarını, ancak yalan söylemekten bıkmadıklarını söyledi.
Siyasette ne düşündüğünü veya hangi kararı alacağını öğrenmenin yolunun televizyon ekranlarında senaryo yazmak olmadığını belirtti; kendisine ait olmayan hiçbir ifadeye itibar edilmemesi gerektiğini vurguladı.