Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Bu haftanın dikkat çeken kitapları belli oldu

Bu hafta, Faruk Aksoy'un 'Batia' romanı ve Gonca Saygın'ın 'Benibeşer Seni N'eyler?' eserleri öne çıkıyor.

KÜLTÜR SANAT 19.09.2026 09:08 Haber Editörü 1704 okuma Okuma Süresi: 8 dk
Bu haftanın dikkat çeken kitapları belli oldu
Paylaş:
N

Faruk Aksoy'un kaleme aldığı 'Batia' adlı roman, Osmanlı demiryollarının başmühendisi Heinrich August Meissner ile Heidelberg'de tanışan Batia'nın imkansız aşkını anlatıyor. Meissner, İstanbul'dan Şam'a, Medine'den Bağdat'a kadar uzanan demir yolları inşa ederken, bu süreçte Batia ile karşılaşması ise her ikisi için de unutulmaz bir anı oluşturuyor.

Batia, evli bir Yahudi kadınıdır ve Meissner, kısa bir süre sonra İstanbul'a ve ardından çöllere geri dönmeye zorlanır. Birlikte geçirdikleri kısa zaman diliminden geriye, iki bakır bilezik, ulaştırılması zorlu mektuplar ve ömür boyu sürecek bir aşk kalmaktadır. İmparatorluklar yıkılmakta, savaşlar meydana gelmekte ve sınırlar sürekli değişmektedir.

Heinrich'in insanları birleştirme umuduyla yaptığı bu demir yolları, zamanla acı bir tarih anlatımının aracı haline gelecektir. Heinrich, "Sevgili Jantis... Yüreğimi dağlayan, Batia'yı harlayan o kızgın rayları kara yazılar gibi çöle sererken, meğer kendi kaderimi yazıyormuşum.

Tanrı'ya inanmadığı için kadere inanan Batia'ya mahcup oluyorum. Dilimde ezberlenmemiş dualarla Ayasofya'nın göğüne bakıyorum" sözleriyle içsel bir yolculuğa çıkar.

BİR DİĞER HİKAYE: BENİBEŞER SENİ N'EYLER?

Gonca Saygın'ın İletişim Yayınları'ndan çıkan 'Benibeşer Seni N'eyler?' adlı eseri, insanların birbirlerine yaptıkları etkileri ve yaşamlarının üzerindeki etkilerini ele alıyor.

Kitap, on üç farklı öykü aracılığıyla, hayalleri çalınmış bir genç kadının yeniden kendini oluşturma çabası, yarım kalmış bir hikayenin kahramanının aşkı, zamanın durduğu bir dünyadan kaçış arayan bir bireyin serüveni ve idealist bir öğretmenin engellerle dolu çabalarını anlatıyor. Öyküler, insanlığa dair çeşitli durumlarla dolu. Bazen komik, bazen ise trajik.

Saygın, okumaların içinde yer alan farklı karakterlerle okuyuculara yolculuk ettiriyor. "Annem sancılarla hastaneye yetişmeye çalışırken arabanın arka koltuğunda doğuvermişim. Acilden gelen hemşireler kapıyı açtığında, tünel çift şeritli bir otoyola döndüğümü ve son sürat gaz verip çıkışa ulaştığımı fark etmişlerdir.

Onlara yalnızca düdük çalıp sağa çek demek kalmış" diyerek hayatın tuhaflıklarını gözler önüne seriyor.

AVFÎ’DEN DOĞU’NUN HİKAYELERİ

VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Avfî'nin yazdığı 'Bir Kıssa Bin Hisse - Doğu'nun En Güzel Hikâyeleri' adlı kitabın ikinci cildini okurlara sundu. On üçüncü yüzyılda kaleme alınmış klasik Fars edebiyatının en özgün eserlerinden biri olan Cevâmiü'l-hikâyât, Avfî tarafından titizlikle seçilmiş hikâyelerin bir araya getirildiği geniş bir derleme niteliğindedir.

Osmanlı döneminde yalnızca bazı kısımları çevrilen bu eser, günümüz Türkçesine tamamen aktarılmamıştı. Serinin ikinci cildi olarak yayımlanan "Bir Kıssa Bin Hisse - Doğu'nun En Güzel Hikâyeleri" adlı eserde, Avfî, insan ve toplum yaşamını olumsuz yönde etkileyen kötü karakterlerin ele alınmasına odaklanmaktadır.

Haset, hırs, aç gözlülük, yalan söyleme, cehalet ve sözünde durmama gibi tutumlar, Kur'an, hadis ve klasik ahlak eserlerine yapılan atıflarla tanıtılmakta; her biri, ibret verici ve çoğunlukla mizahi unsurlar taşıyan hikâyelerle desteklenmektedir. Avfî sadece kötü huylardan bahsetmekle kalmamakta, aynı zamanda bu olumsuzluklardan kurtulmanın ve erdemli davranışların peşinden gitmenin yollarını da üzerine eğilmektedir.

MEDUSA'NIN KAHKAHASI

Hélène Cixous, kadınları bedenleri ve arzuları aracılığıyla yazmaya davet eden, kadın tarihinin sessiz kalan yönlerine karşı yeni bir dil ve yazım biçimi oluşturmayı savunan etkileyici bir deneme olan Medusa'nın Kahkahası ile karşımıza çıkıyor. 1975 yılında yayımlanan bu eser, 20. yüzyılın ikinci yarısında dil, özne, beden ve yazma etrafında gelişen kuramsal tartışmaların öncü metinlerinden biri olarak dikkat çekmektedir.

Yayınlandığı günden bu yana feminist teorinin temel kaynaklarından biri olarak kabul edilen bu eser, psikanalizden yapısöküme, edebiyattan toplumsal cinsiyet incelemelerine kadar geniş bir etki alanına sahiptir ve cinsiyet, kimlik, dil ve özgürlük konularında gerçekleştirilen tartışmaların en dinamik ve yaratıcı metinlerinden biri olmaya devam etmektedir.

Feminist kuramın önemli referans noktalarından biri olan kitap, Can Yayınları tarafından yayımlanmıştır.

HALE ASAF

Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşayan önemli kadın ressamlardan biri olan Hale Asaf, İstanbul, Paris, Berlin ve kısa bir süreliğine Bursa’da hayat sürdü ve çalıştı. Kısa ama etkileyici bir yaşam serüvenine sahip olan Asaf, az sayıda ama dikkat çekici eser yarattı.

Hale Asaf’ın sanata ve hayata yaklaşımı, içinde bulunduğu dönemin toplumsal dinamikleri açısından önemli bir kırılma noktası oluşturuyor. Sanat tarihçisi Burcu Pelvanoğlu, Hale Asaf’ın hayat hikayesini, sosyal durumunu ve eserlerini titiz bir araştırmayla gün yüzüne çıkarıyor.

Asaf’ın sanatını ve bohem yaşam tarzını kişisel tanıklıklar, belgeler ve karşılaştırmalı analizlerle aktarırken, resim tarihi ve sosyal tarihimize dair önemli bir bakış açısı sunmaktadır. Daha önce yayımlanmamış tablo ve belgeler içeren bu çalışma, Hale Asaf’ı yeniden okurlarla buluşturarak, sanat tarihinde bıraktığı izlerle dikkatleri üzerine çekmeyi sürdürüyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanmıştır.

SUYUN TATLILIĞI

2021 Booker Ödülü uzun listesinde yer alan, New York Times çok satanlar listesine giren Suyun Tatlılığı, Nathan Harris tarafından kaleme alınmıştır. Gaines Edebiyatta Mükemmellik Ödülü'ne layık görülen Nathan Harris'in Suyun Tatlılığı adlı eseri, Vis Kitap tarafından Türk okurlarına sunuluyor.

Roman, Amerikan İç Savaşı'nın son dönemlerinde Georgia'da yaşanan toplumsal dönüşüm sürecinde farklı yaşamların kesiştiği etkileyici bir hikâye sunmaktadır. Özgürlüklerini kazanan Prentiss ve Landry kardeşler, geçmişe veda edip yeni bir yaşam inşa etme çabası içindeyken, oğullarını kaybetmiş olan George ve Isabelle Walker çiftinin yolları da kesişir.

Eski düzenin çöküşüyle birlikte, kasabanın gelenekleri, korkuları ve sadakatleri test edilmektedir. Tarihsel arka planı insan ilişkileriyle harmanlayan Suyun Tatlılığı, kayıplar ve umutlar, önyargı ve merhamet, geçmiş ile yeni bir başlangıç arasındaki gerilimi etkileyici bir dille ortaya koymaktadır.

LEV TOLSTOY

ALFA Yayınları, dünya edebiyatının en önemli isimlerinden Lev Nikolayeviç Tolstoy'un yaşamını ve eserlerini detaylı bir biçimde irdeleyen Viktor Şklovski'nin Lev Tolstoy biyografisini okuyucularla buluşturdu. Rus edebiyatının önde gelen kuramcılarından biri olan Şklovski, kapsamlı arşiv belgeleri, Tolstoy'un günlükleri ve mektuplarına dayanarak büyük yazarın karmaşık hayatını ve düşünsel evrimini derinlemesine inceliyor.

Biyografi, Tolstoy'un Yasnaya Polyana'daki çocukluk anılarından başlayarak, yazarın hayatındaki önemli dönüm noktalarını titizlikle izliyor. Kafkasya ve Sivastopol'deki askerlik döneminden edebi kariyerine uzanan süreç, köylü çocukları için kurduğu okul ile aristokrat yaşam tarzı ve halkın basitliği arasındaki derin vicdani çatışmaları içeriyor. Şklovski, Tolstoy'un mekânlar, insanlar ve dönemin sosyal atmosferiyle kurduğu bağı tarihsel gerçeklerden sapmadan sunmayı amaçlıyor.

SESSİZ DÖNÜŞÜMLER

François Jullien'in Sessiz Dönüşümler adlı eseri, İdeal Kültür Yayıncılık'tan yayımlandı. Jullien, olayların üzerimizde yarattığı baskıdan kurtulduğumuzda, dilin alışkanlıklarından sıyrıldığımızda ve yaşam tarzımızı değiştirdiğimizde geriye ne kalacağını sorguluyor. Sürekli gerçekleşmesine rağmen, hayatımızı köklü bir biçimde dönüştüren ama çoğu zaman göz ardı ettiğimiz dönüşüm olgusunu ele alıyor.

Çağdaş felsefenin dikkat çeken isimlerinden biri olan Jullien, Batı felsefesinin olaylar üzerinden yaşamı yorumlama alışkanlığını bir kenara bırakarak, Doğu düşünce geleneğindeki dönüşüm kavramını irdeliyor. Felsefenin göz ardı ettiği bu çarpıcı gerçeğin izini, Marcel Proust, Tolstoy ve Maupassant gibi ustaların eserlerinde arayan yazar, sessiz dönüşümlerin fısıltısını okuyucuya sunuyor.

YAZMA DERSLERİ

Necip Tosun'un Yazma Dersleri adlı eseri, Türkiye'de edebiyat ortamının çözülmesi gereken önemli meselelerinden birine değiniyor. İyi bir okur-yazar olmayı arzulayan bireylerin, hangi yöntemleri izleyeceklerini bilmemeleri ve okur-yazarlık sürecinin belirli araçlar ve yöntemlerden yoksun oluşu, edebiyat alanındaki gelişimi olumsuz etkiliyor.

Ketebe Yayınları tarafından yayımlanan -Marcel Proust ile Ursula K. Le Guin’in- Yazma Dersleri, edebiyat dünyasının önemli yazarlarının kaleme aldığı eserlerin yazım süreçlerini derinlemesine incelemektedir. Kitap, farklı yazarların ortak deneyimlerini ve yazarlık pratiğindeki evrensel ilkeleri bir araya getirerek, edebi birikim sunmayı amaçlamaktadır.

Yaratıcı yazarlık kaynaklarından farklı kılan en belirgin özellik ise, bu eserin doğrudan alanında uzman şair, öykücü ve roman yazarlarının gerçekleştirdiği konuşmalar ve kaleme aldıkları metinlerden oluşmasıdır.

Bu sayede, dışarıdan bir bakış açısıyla elde edilemeyecek derinlikte bilgiler aktarılmaktadır. -Marcel Proust ile Ursula K. Le Guin’in- Yazma Dersleri, sadece genç yazarlar için değil, aynı zamanda iyi bir okuyucu olmayı hedefleyenler için de oldukça faydalı ve işlevsel bir rehber niteliği taşımaktadır.

FELAKETLER ÇAĞI (SENAA AHMAD)

Magus Kitap’tan çıkan Felaketler Çağı, Senaa Ahmad’ın geçmiş dönemin gözünden günümüz dünyasına dikkat çekici bir bakış açısı sunmaktadır. Ölümün korkutuculuğunu düşlerle, yaşamın karanlık yönlerini ise mizahi bir dille dengelemektedir. İçinde “oyuncaklı” dokuz öykü barındıran kitapta, tarihi figürler Jül Sezar, Lizzie Borden, Jeanne d’Arc ve Napolyon Bonapart gibi karakterler gerçeküstü anlatılarla bir araya geliyor.

"Ölmecilik Oynayalım mı?" öyküsünde VIII. Henry, Anne Boleyn’den kurtulmaya çalışırken, bu uğurda yaşadığı zorluklarla karşılaşmaktadır; zira Boleyn, ne olursa olsun yeniden hayata dönmektedir. "Tarihçi'nin Evinde" adlı öyküde, Nefertiti, Kraliçe Victoria, John Adams ve Marilyn Monroe gibi tarihe yön veren isimlerin yer aldığı cinayet gizemi dolu bir akşam yemeğine katılmaktayız.

"Kıyametlerden Kıyamet Beğen" ise okuyucuyu 1945 yılına götürerek Manhattan Projesi’ndeki bir teknisyenin perspektifinden sonu belirsiz bir maceraya sürüklüyor.

BİR GECE YARISI (ARZU BAHAR)

Arzu Bahar, Bligi Yayınevi’nden yayımlanan Bir Gece Yarısı eserinde, insan doğasının en derin duygularından toplumsal olaylara kadar geniş bir pencere açmaktadır. Cevat Bey’in umutsuzluğuna, kafasını kaldırması yasak olan Hasan’a, çaycı Karafaki’nin sıkıntısına, Pısırık Osman’ın cesaretine ve Melek’in güzelliğinin kaybolmasına değinerek, okuyucuyu yaşamın gerçekleriyle yüzleşmeye davet etmektedir. "Biri uyandırmak istercesine sarsıyor.

Hiç istemiyor bunu. Rahat böyle, huzurlu. Kimse dokunmasın, kimse uyandırmasın istiyor.

Üstelik sarsıldıkça canı acıyor. İtiraz etmeye, bırakın demeye çalışıyor, ağzından sadece iniltiler dökülüyor."

PİKONYO KAPANI (ÖNAY YILMAZ)

Gazeteci Doğu Gediz, yalan haber temalı bir sempozyumda konuşma yapmak için sahneye çıkarken, gazeteciliğin en temel ve en karmaşık sorularından biriyle karşılaşacaktır: Hakikat nasıl korunur? Toros Yayınları’ndan çıkan Pinokyo Kapanı, gazetecilik ile polisiye gerilimi bir araya getiren sürükleyici bir roman sunmaktadır.

Gerçeklerin bedeli, yalanların açtığı yaralar ve bireyin kendi mesleğiyle hesaplaşması, hızlı bir tempoya sahip ve son ana kadar heyecanını koruyan bir kurgu ile işlenmektedir. Önay Yılmaz, gazetecilik deneyiminden yola çıkarak, haber merkezlerindeki yoğunluğu, manşetlerin oluşturulmasındaki baskıyı, doğrulama sorumluluğunu ve kalemin vicdanı ile olan karmaşık ilişkisini derinlemesine ele alıyor.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Hülya Avşar, kanlı nigar müzikalinde başrol oynayacak
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Hülya Avşar, kanlı nigar müzikalinde başrol oynayacak
WhatsApp
İhbar Hattı