Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Haftanın kitapları: Kavafis, Gogol ve Barbaros'un hikayeleri

Haftanın öne çıkan kitapları arasında Kavafis'in şiirleri, Gogol'ün 'İki İvan'ın Münakaşası' ve Barbaros Hayreddin Paşa'nın destanı yer alıyor.

KÜLTÜR SANAT 12.09.2026 09:15 Haber Editörü 1638 okuma Okuma Süresi: 6 dk
Haftanın kitapları: Kavafis, Gogol ve Barbaros'un hikayeleri
Paylaş:
N

Kavafis'in tüm şiirleri, Yapı Kredi Yayınları tarafından okurlarla buluştu. Daha önce birçok şair tarafından Türkçeye kazandırılan Kavafis, özellikle ‘Barbarları Beklerken’, ‘İthaka’ ve ‘Şehir’ şiirleriyle büyük ilgi görmüştü. Küçüklüğünden itibaren şiirle ilgilenen Kavafis, zamanla Helenistik dönemi konu alan tarihi şiirlere yöneldi; geçmişte yaşanan olayları modern insanın yalnızlığı, tutkuları ve hayal kırıklıkları ile cinsel kimliği üzerinden ilişkilendirdi.

Kendine has, sade bir anlatım geliştiren Kavafis, Yunan şiir geleneğini farklı bir boyuta taşıdı. Tarih ve coğrafyaya duyduğu hassasiyetle keder ve mutluluğu ironiye dönüştürmesi ve kişisel hafızayı tarihsel gerçeklerle birleştirmesi, onu modern şiirin büyük ustalarından biri yaptı.

GOGOL'ÜN TAŞRA YAŞAMI ELEŞTİRİSİ

Rus edebiyatının önemli yazarlarından Nikolay Gogol, ‘İki İvan'ın Münakaşası’ adlı eserinde kibir, bürokrasi sorunları ve taşra yaşamının gerçeklerini ustalıkla yansıtıyor. İki komşu olan İvan İvanoviç ve İvan Nikiforoviç, kasabalarında gündelik yaşamın akışı içerisinde önemsiz bir konu yüzünden ömür boyu sürecek düşmanlık içine düşerler. İlk başlarda komik görünen bu tartışma, zamanla ciddi bir mesele haline gelir.

Bu süreçte dedikodular, kızgınlık ve inat, iki adam arasında geri dönülmez bir ayrım yaratır. Barıştırma çabaları ve iyi niyetli sözler çabalara rağmen, çatışma artık sıradan bir anlaşmazlık olmaktan çıkmış, kişilerin kendilerini ve çevrelerindeki insanları nasıl algıladıkları üzerine bir mücadeleye dönüşmüştür.

Gogol'ün keskin gözlem gücü ve alaycı dili, küçük bir olayın nasıl absürd bir boyut kazanabileceğini gösterirken, taşra hayatının sorunlarını ustaca ortaya koyuyor.

BARBAROS'UN DESTANİ

‘Osmanlı'nın Mavi Gücü: Barbaros’ eseri, Akdeniz'i Osmanlı denizi haline getiren seferlerin, savaşların ve tanıklıkların izini sürüyor. Barbaros Hayreddin Paşa'nın hayatı, korsanlık serüveninden kaptan-ı deryalığa uzanarak destansı bir anlatıma dönüşüyor. XVI. yüzyılda yaşayan şair Murâdî'nin kalemiyle tarihi ve şiir bir araya geldi.

Kanûnî Sultan Süleyman'ın emriyle kaleme alınan Gazavât-ı Hayreddin Paşa, Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin Paşa'nın savaşlarını, Preveze'den Nova'nın fethine kadar olan mücadele süreçlerini, deniz seferlerinin hazırlıklarını ve askerî operasyonları detaylı bir biçimde anlatıyor.

Yediler Teknesi ile Vedat Türkali Jüri Özel Ödülü'nü kazanan Abdullah Aren Çelik, okuyucularını aile sırları, gerçekler, vicdan ve hafıza arasındaki karmaşık ilişkilerle dolu bir romanla buluşturuyor. "Bunca dil öğrendim de ne oldu?

İnsan kendi dilinde bile kendini anlatamadıktan, anlatacak birini bulamadıktan sonra diğer dilleri anlasa ne olur anlamasa ne olur?" diyerek, dili ve ifade etme biçimlerini sorguluyor. Roman, Everest Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.

ÇİN MİTOLOJİSİ

Mitolojik eserler dizisinin yeni kitabı olan Çin Mitolojisi, Kronik Kitap tarafından yayımlandı. Bu eser, kozmolojik inançlardan folklorik öykülere, tanrılardan ölümsüz figürlere kadar uzanan zengin bir mitolojik yapıyı detaylı bir şekilde sunuyor. Çin mitolojisi, başlangıçtaki kaosun içinden filizlenir.

Pangu'nun gökyüzünü ve yeri birbirinden ayırması, Nüwa'nın insanları yaratması ve gökyüzünü onarması gibi figürlerle başlar. Diğer yanda, dokuz güneşi yok eden kahraman Hou Yi ve ölümsüzlük iksiri ile Ay'a yükselen Chang'e gibi karakterler yer alır. Bu hikâyeler, insan ve doğa, ilahi ile dünyevi olan arasındaki bağlantıları ortaya koyan bir dünyanın kapısını aralar.

Eser, Tao'nun genel akışından başlayarak Yin ve Yang'ın sürekliliğine, Yeşim İmparatoru'nun gökyüzündeki sarayına ve Yanwang'ın yönettiği yer altı diyarına kadar geniş bir perspektif sunuyor. Çin kültürü, kadim şamanik gelenekler, çeşitli etnik grupların hikâyeleri, Taoizm ve Budizm gibi inançların nasıl iç içe geçtiğini sergiliyor.

Long ejderhaları, Sekiz Ölümsüz, Sun Wukong ve Nezha gibi sayısız karakterin bu mitolojide nasıl yer aldığını incelemekte. Bu eser, yalnızca tanrıları, kahramanları ve efsanevi varlıkları anlatmakla kalmaz; aynı zamanda dünyanın en eski medeniyetlerinden birinin evren anlayışını, doğayı ve insanın bu düzen içindeki rolünü nasıl yorumladığını gözler önüne seriyor.

KAPALIÇARŞI'DA FECİ BİR CİNAYET

Armağan Tunaboylu’nun kaleme aldığı Kapalıçarşı'da Feci Bir Cinayet kitabında, cinayet sahnesine dair dikkat çekici detaylar yer alıyor. Olay yeri tespit edilen tren rayı şeklindeki izler, ortada soluk, kenarları morarmış olarak görünmektedir. İki kenar boyunca, on beş ile yirmi beş santimetre arasında değişen kesikler bulunmakta.

İnceleme sırasında, kesimlerin düzensiz ve pürtüklü olduğu ortaya çıkıyor. Kanamalara bağlı olarak, böbrek ve karaciğer yaralanmaları tespit edilmiştir. Ölümün, gerçekleşmesinin ardından on veya on beş dakika gibi bir süre içerisinde olduğu tahmin edilmektedir.

Bu kadar uzun süre birine fiziksel şiddet uygulamak için olağanüstü güç harcandığı düşünülmektedir. Ayrıca, kamçının yukarıdan aşağıya doğru uygulandığı göz önüne alındığında, uygulayan kişi oldukça güçlü ve uzun boylu olmalıdır.

On bir yıl önce Kapalıçarşı'da işlenen bir cinayeti araştırmakla görevlendirilen Komiser Berkun İstanbullu, olayın sıradan bir cinayetten çok, yasal olmayan derin ilişkilerle bağlantılı olduğunu açığa çıkaracak.

DÜNYANIN SONUNDAKİ DÜNYA

Luis Sepúlveda'nın eseri, "Aşk ve nefret" temaları etrafında şekilleniyor. Yaşam ve ölüm, sır ve ifşa temaları etrafında dönen "Dünyanın Sonundaki Dünya", Moby Dick'i okuduktan sonra Patagonya'nın geniş topraklarında balina avlayarak yaz tatilini geçirmek isteyen on altı yaşındaki bir gencin olgunlaşma yolculuğunu ele alıyor.

Luis Sepúlveda, bu eserinde insanlığın dünyayı nasıl acımasızca sömürdüğünü, açgözlü şirketlerin balina avındaki sınırsız hırsını ve kıtanın acı verici sömürge tarihini derinlemesine işliyor. Roman, Everest Yayınları tarafından yayımlandı ve yazarın kadim kıtaya olan sevgisini, tüm canlılara duyduğu ilginin yanında hissettiriyor.

TORUNKA KAFE

Satoshi Yagisawa'nın kaleme aldığı "Torunka Kafe" adlı eser, "Geçmişi değiştiremeyiz ama yaralarımızı birlikte sarabiliriz..." sözüyle başlıyor. Tokyo'nun dar sokaklarında gizli kalmış olan bu küçük kafe, yalnızca kedilere ve tesadüfen oraya gelenlere ait bir yer değil; aynı zamanda hayatın akışı içinde kaybolmuş ruhlar, yarım kalmış hayaller ve geçmişin izlerinden kaçanlar için bir sığınak.

Her ziyaretinde masaya peçeteden bir balerin bırakan gizemli Chinatsu, kaybettiği mutluluğu yıllar sonra aynı mahallede arayan Hiroyuki ve sessizce yas tutan genç Shizuku, Torunka Kafe’nin ahşap masalarında yolları kesişen bu üç kişi, birbirlerinin acılarına ayna tutarak en büyük mucizelerin sıradan günlerde gizli olduğunu keşfedecekler.

Athica Yayınları'ndan çıkan bu sıcak hikaye, Morisaki Kitabevi Günleri'nin yazarı Yagisawa'nın kaleminden çıkmıştır.

MİLLİ SARAYLAR ATLASI

Kübra Nur İşcan’ın yazdığı "Millî Saraylar Atlası" adlı eser, dört sarayın ve onların etrafında dönen yüzlerce hikayenin anlatıldığı bir çalışmadır. Topkapı'nın avlularında devletin izlerini sürmek, Dolmabahçe'de zamanın akışını gözlemlemek, Beylerbeyi'nde dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerle tanışmak ve Yıldız'ın bahçelerinde sürprizleri keşfetmek isteyenler için bu eser ilgi çekici bir fırsat sunuyor.

Aile Yayınları'ndan çıkan kitap, okuyucularını sarayların ardında saklanan tarihsel gerçeklerin peşine düşmeye davet ediyor.

ÇOCUĞUNUZU KİM YETİŞTİRİYOR

Salih Uyan, Timaş Yayınları'ndan çıkan "Çocuğunuzu Kim Yetiştiriyor" adlı kitabında dijital dünyanın ve sosyal medya algoritmalarının aile yapısını nasıl sessizce değiştirdiğine ışık tutuyor. Eser, ebeveynleri sürekli bir yetersizlik hissiyle sınayan "Kusursuz Ebeveynlik Podyumu" illüzyonunu eleştirirken, çocuk yetiştirmenin bir "proje yönetimi" değil, kadim bir "emanet" ve "halden anlama sanatı" olduğunu vurguluyor.

Algoritmaların tek tipleştirdiği modern ebeveynlik yaklaşımlarını sorgulayan yazar, okurlarına yapay zekadan dopamin tuzaklarına kadar geniş bir dijital farkındalık sunuyor. Ebeveynlerin mükemmel olma baskısını azaltmayı hedefleyen yazar, çocuklara dair kesin bir rehber olmadığını vurguluyor. Bu bağlamda, ebeveynleri otomatik yöntemlerden uzaklaşarak içsel sezgi ve vicdanlarına güvenmeye yönlendiriyor.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Ziraat Türkiye Kupası'nda 1. eleme turu heyecanı başladı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Ziraat Türkiye Kupası'nda 1. eleme turu heyecanı başladı
WhatsApp
İhbar Hattı