Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, ABD'den 100 eser iade etti

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ABD'den Türkiye'ye iade edilen 100 kültür varlığını tanıttı.

KÜLTÜR SANAT 02.11.2026 13:25 Haber Editörü 628 okuma Okuma Süresi: 5 dk
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, ABD'den 100 eser iade etti
Paylaş:
N

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ABD’den Türkiye’ye iadesi gerçekleştirilen 100 kültür varlığının sergilendiği "Kaçış Yok: Boubon Sergisi"nin açılışına katıldı. Ersoy, "Biz yılmayacağız, hep beraber eserlerimizin peşinden tüm dünya olarak koşmaya devam edeceğiz. Sadece bizim değil, bütün ülkelerin eserleri peşinden koşması gerekiyor.

Artık tüm dünyanın çalınan malları iade etmesi ve bu malların aslında yerinde değerli olduğunu öğrenmesi lazım," ifadelerini kullandı.

İADE EDİLEN ESERLERİN TANITIMI

Bakan Ersoy, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ndeki açılışta, Manhattan Bölge Savcı Yardımcısı Matthew Bogdanos’un da yer aldığını belirtti. Duyurulan 100 kültür varlığının iadesiyle birlikte, geçmişte farklı ülke ve koleksiyonlarda dağılmış Boubon kökenli eserlerin bir araya getirildiği serginin açılışının yapıldığını aktardı.

Ersoy, "Bugün burada kültürel mirasımızın korunması adına uzun yıllardır sürdürdüğümüz çalışmaların önemli iki sonucunu paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz," dedi.

İŞBİRLİĞİ İLE İADELER SAĞLANDI

Bakan Ersoy, ABD ile yapılan işbirliğinin, Anadolu'nun farklı dönemlerinden eserlerin yeniden topraklarına dönmesini sağladığını belirtti. "Bazı eserlerin satış aşamasındayken tespit edilmesi, bu işbirliğinin sahadaki güçlü etkisini göstermektedir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nden bir müzayede evinin Mayıs 2026 tarihli müzayedesinde Anadolu kökenli eserlerin satışa sunulduğu belirlenince, bakanlığımız hemen harekete geçti.

Bilimsel veriler ile belgelerimiz Manhattan Bölge Savcılığı ve HSI ile paylaşıldı," dedi.

TOKAT'TAN İADE EDİLEN ESERLERİN ÖNEMİ

İade edilen 100 parça eser arasında önemli bir grup ise Tokat ili Erbaa ilçesindeki Horoztepe kökenli 40 eserden oluşmaktadır. M.Ö. 2300-2000 yıllarına tarihlenen bu eserler, törensel müzik aletleri, silahlar ve metal kaplar gibi ürünleri içeriyor.

Bu eserler, erken Tunç Çağı Anadolu’nun gelişmiş metal işçiliğini yansıtmakta ve kazı buluntularının karşılaştırılmasıyla elde edilen veriler, eserlerin yurtdışına çıkarılma süreçlerine ışık tutuyor.

BURDUR'DAN İADE EDİLEN ESERLER

Bakan Ersoy, ayrıca iadesi sağlanan ikinci eser grubunun Burdur ili Düver Köyü kökenli 44 pişmiş toprak mimari levhadan oluştuğunu belirterek, bu eserlerin M.Ö. 6. yüzyıla, yaklaşık M.Ö. 700-480 yılları arasındaki Arkaik Dönem’e tarihlendiğini vurguladı. Ersoy, "Her bir parça, bize kararlılığın birleştirici gücünü anlatacak," diyerek sözlerini tamamladı.

Bu döneme ait yapıların çatı ve kaplama düzenlerine ilişkin parçaların bezemeleri, biçimleri ve üslupları mevcut örneklerle karşılaştırıldı; arşiv ve koleksiyon kayıtları doğrultusunda dağılımları izlendi. Sonuç olarak; 2022 yılında ABD’den, 2024 yılında Danimarka’dan ve 2025 yılında Virginia Güzel Sanatlar Müzesinden elde ettiğimiz iadelerin ardından, bugün J. Paul Getty Müzesinden bu eser grubunu ülkemize kazandırmış olduk.

Bu eserleri, hazırlayacağımız bir proje çerçevesinde İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonlarındaki diğer parçalarla birleştireceğiz. Her bir parça, geçmişte yaşanan yağmanın izini taşırken, aynı zamanda kararlılığın birleştirici gücünü de simgeleyecek. Aphrodisias Antik Kenti’ne ait bir portre üzerinde Bakanlığımız uzmanları, arşiv belgelerini geçmiş koleksiyon kayıtlarıyla karşılaştırarak portrenin kentiyle olan bağını ve yurtdışındaki koleksiyonlara uzanan geçmişini araştırdı.

Bu süreçte, 1976 yılında savcımızın; "Tespit edilip belgelenenler dışında başka eserlerin de çalındığı yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır." şeklinde olay yeri tutanağına kaydettiği cümle, yıllar sonra Aphrodisias kökenli eserler üzerindeki haklarımızı savunmamızı sağlayan önemli bir dayanak oldu. Arkeolojik verilerle birlikte değerlendirilen bu belgeler, eserin izlediği yolun aydınlatılmasına ve iade talebimizin somut kanıtlarla desteklenmesine büyük katkı sağladı.

Öne çıkan bu eserlerin yanı sıra iadesini sağladığımız 100 eser arasında tiyatro maskları ve tanrıça heykelcikleri gibi özel parçalar da yer almakta. Artık hepsi, ait olduğu topraklarda, doğduğu kültürün diğer unsurlarıyla bir arada bulunmaktadır. HAKLININ VE ADALETİN DE SESİ OLDULAR.

Ersoy, bugünkü programımızın ikinci ayağını oluşturan "Kaçış Yok: Boubon" sergisinin, tarihi eser kaçakçılığına karşı kararlılıkla sürdürdüğümüz mücadelenin sonuçlarını, onlarca yıla yayılan özel bir örnekle gözler önüne serdi. Burdur ili Gölhisar ilçesi İbecik Köyü yakınındaki Boubon Antik Kenti’nde, Roma imparatorları ve imparatorluk ailesinin onurlandırıldığı Sebasteion’da bulunan bronz heykeller, 1960’lı yıllardaki kaçak kazılarla parçalanıp yurtdışına çıkarıldı.

Başlar, gövdeler ve uzuvlar birbirinden ayrıldı; aynı topluluğun parçaları farklı ülkelerde, farklı koleksiyonlarda karşımıza çıktı. Burada, insan boyutunu aşan anıtsal bronz heykellerden bahsediyoruz. Bronz, o dönemde değerli ve pahalı bir malzemeydi.

Heykellerin eritilerek metalinin tekrar tekrar kullanılması, bu eserlerin günümüze ulaşmasının önündeki en büyük engellerden biri olmuştur. Boubon’u özel kılan, bu nadir heykelleri bir topluluk olarak, yazıtlı kaideleri ve ait oldukları yapıyla birlikte araştırma imkânı sunmasıdır. Yaşananlara bu açıdan baktığımızda, toplu kaybın, tek tek heykellerin kaybından çok daha büyük olduğunu görmekteyiz.

Topraktan sadece bir eser çıkarmanın ötesinde, insanlık tarihine dair bilgileri, o bilgileri anlamlı kılan çevreleriyle birlikte korumaya yönelik bir çaba içerisindeyiz. Bilimsel bilginin bütünlüğüne dair sorumluluğumuz burada başlıyor. Bakanlığımızın uzmanları tarafından yürütülen arşiv ve literatür çalışmaları, bir kazı defteri, eski bir fotoğraf ya da mektubun yıllar sonra bir eserin ait olduğu yeri belirleyebileceğini ortaya koyuyor.

Bugünkü iadelerin arkasında, bu belgeler arasındaki bağlantıları titizlikle kuran kişilerin çabaları yatıyor. Bu sergi, Bogdanos ve ekibinin kültürel varlıkların iadesine dair dünya genelindeki yaklaşımı değiştirdiklerinin en önemli kanıtıdır. Onlar sadece eserleri ait oldukları topraklara geri kazandırmakla kalmadı; aynı zamanda adaletin ve haklının sesi oldular.

ESERLERİMİZİN PEŞİNDEN TÜM DÜNYA OLARAK KOŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Ersoy, bir eserin buraya gelmesinin yıllar süren araştırmalara, takiplere ve ısrarla yapılan hukuki süreçlere bağlı olduğunu ifade etti. Eserin ülkesine geri dönüşünün büyük zorluklardan sonra gerçekleştiğini vurguladı. Bu süreçlerin son derece önemli olduğunu, birlikte eserlerimizin peşinden koşmaya devam edeceğimizi belirtti.

Sadece bizim değil, tüm ülkelerin eserlerine sahip çıkmasının gerekliliğini ve tüm dünyanın çalınan malların iadesine yönelik daha fazla sorumluluk alması gerektiğini dile getirdi. Bu ortak çaba ile birlikte, Lucius Verus, Septimius Severus, Caracalla ve Marcus Aurelius’a ait eserlerin de bulunduğu Boubon kökenli kültürel varlıklarımızı ülkemize kazandırdık.

Bu geri dönüşü yalnızca fiziksel bir kavuşma olarak değerlendirmek doğru değil. İade için yürütülen soruşturmalar ve eserlerin dönüşü, alandaki bilimsel araştırmalara da yeni bir ivme kazandırdı. Burdur ili Boubon Antik Kenti’nde 2023 yılı itibarıyla yeniden başlatılan kazılar hala devam etmektedir.

Bir eserin iadesi, onun taşınması ve bir müzeye yerleştirilmesiyle sona ermiyor. Yeni kazılar başlamakta, yeni sorular gündeme gelmekte ve bilim insanları daha önce birlikte inceleyemedikleri parçalar üzerinde çalışabilmektedir. Köken ülkeler için iadenin bu denli önemli olmasının sebeplerinden biri de budur.

Eserin, o ülkenin bilim insanlarına, sanatına ve halkına yeniden hizmet edebilme imkanı sağladığını ifade etti.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Bodrum'da sağanak yağış sonrası evleri su bastı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bodrum'da sağanak yağış sonrası evleri su bastı
WhatsApp
İhbar Hattı