Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

İNSTAGRAM FENOMENLERi NASIL BU KADAR ZENGİNLEŞTİ?

Dün sıradan bir hayat süren, orta sınıf otomobillere binen sosyal medya fenomenleri bugün milyonluk villalarda yaşıyor, değeri on milyonlarla ifade edilen otomobiller kullanıyor ve dünyanın en pahalı tatil noktalarından paylaşımlar yapıyor. Elbette sosyal medyadan para kazanmak mümkün. Peki birkaç yıl içinde gerçekleşen bu olağanüstü servet artışlarının ekonomik modeli nedir? Toplumun, özellikle de gençlerin bunu bilmeye hakkı yok mu?

Paylaş:
N

Pandemi yalnızca günlük hayatımızı değiştirmedi. Evlerimize kapandığımız o dönemde hayatımıza yeni bir meslek grubu da çok daha güçlü biçimde girdi:

Instagram fenomenleri…

“Papatyalarım…”

“Orkidelerim…”

“Canlarım…”

“Ballarım…”

“Pampişlerim…”

Her sabah telefon ekranlarımızdan evlerimize girdiler.

Önce kahvelerini gördük. Sonra kıyafetlerini, sofralarını, alışverişlerini, evlerini, otomobillerini ve tatillerini…

Derken bazı hesaplarda inanılması güç bir ekonomik dönüşüm izlemeye başladık.

 

BU DEĞİRMENİN SUYU NEREDEN GELİYOR?

Birkaç yıl önce mütevazı bir apartman dairesinde yaşayan bazı fenomenlerin bugün villalardan paylaşım yaptığını görüyoruz.

Bir dönem sıradan otomobiller kullanırken bugün fiyatı milyonlarca, hatta bazı örneklerde on milyonlarca liraya ulaşabilen lüks araçlarla karşımıza çıkıyorlar.

Bir zamanlar ulaşılması güç görünen dünya markaları artık günlük kombinlerin parçası.

Dubai, Maldivler, Amerika, Paris, Londra…

Yılda birkaç kez yurt dışı tatilleri, lüks oteller, pahalı restoranlar, gösterişli organizasyonlar…

Bu kadar büyük servetler birkaç yıl içerisinde hangi ekonomik modelle oluşuyor?

INSTAGRAM  TAKİPÇİ SAYISINA GÖRE MAAŞ ÖDEMİYOR

Asıl anlatılması gereken nokta burada.

Bugün birçok genç, sosyal medyada gördüğü hayatlara bakarak “Ben de takipçi toplarsam böyle yaşarım” diye düşünüyor.

Oysa takipçi sayısının artması tek başına insanın banka hesabına otomatik olarak para yatırıldığı anlamına gelmiyor.

Sosyal medyada ciddi gelir elde edilebilir; reklam anlaşmaları, marka iş birlikleri, satış ortaklıkları, kendi ürün veya hizmetlerinin satışı, şirket faaliyetleri ve farklı ticari modeller bunun kaynağı olabilir.

Öyleyse neden bunları daha fazla konuşmuyoruz?

Bir fenomen milyonlar kazanıyorsa gençlere yalnızca villasını değil, o villaya giden ekonomik modeli de göstermeli.

“Bu şirketi kurdum.”

“Şu ürünü satıyorum.”

“Şu kadar reklam anlaşması yapıyorum.”

“Gelirimin temel kaynağı budur.”

Bunları duymak, gençler açısından lüks otomobilin direksiyonunda çekilmiş bir videodan çok daha değerlidir.

BİR DE DİKKATİMİ ÇEKEN BAŞKA BİR ŞEY VAR

Bu son derece lüks hayatları yaşayan bazı sosyal medya isimlerinin birbirleriyle yakın sosyal çevreler oluşturması da ister istemez dikkat çekiyor.

Birinin düğününde diğeri…

Birinin açılışında öteki…

Doğum günları, davetler, tatiller, organizasyonlar…

Aynı çevreler, benzer mekanlar, benzer lüks tüketim görüntüleri…

Bunda elbette tek başına olağan dışı veya hukuka aykırı hiçbir şey yok. Aynı sektördeki insanların arkadaş olması son derece doğal.

Ancak kamuoyunun merak ettiği soru değişmiyor:

Bu sektörün gerçek ekonomisi nasıl çalışıyor?

Milyonlarca insanın her gün izlediği bir dünyanın ekonomik gerçekliğinin anlatılması gerekiyor.

Çünkü ekranın diğer tarafında 15 yaşında bir çocuk, 20 yaşında üniversite öğrencisi, ay sonunu getirmeye çalışan bir anne, sabah işe gidip akşam eve dönen milyonlarca insan var.

Ve onlar sürekli aynı mesajla karşılaşıyor:

“Bakın, hayat böyle de yaşanabiliyor.”

Fakat o hayatın nasıl finanse edildiğini bilmiyorlar.

Sorun tam olarak burada başlıyor.

DEVLETE DE, AİLELERE DE, FENOMENLERE DE SORUMLULUK DÜŞÜYOR

Kamu kurumlarının görevi insanların zengin olmasını sorgulamak değildir.

Ancak kayıt dışı ekonomi, vergi yükümlülükleri, tüketicinin korunması, gizli reklamlar ve ticari faaliyetlerin mevzuata uygunluğu konusunda gerekli denetimlerin yapılması elbette kamunun görevidir.

Ortada hukuka aykırı bir durum varsa gereği yapılır; yoksa da insanların kazançları nedeniyle zan altında bırakılmaması gerekir.

Fakat bunun yanında bir sosyal sorumluluk meselesi var.

Gençlere sosyal medya ekonomisinin gerçekte nasıl çalıştığını takipçi kazanmanın zenginlik getirmediğini öğretmeli, başarının yalnızca pahalı otomobil, marka çanta, villa ve Dubai tatiliyle ölçülemeyeceğini anlatmalıyız.

BURADAN FENOMENLERE DE BİR ÇAĞRIM VAR

Milyonlarca insan sizi izliyorsa, özellikle gençler sizi örnek alıyorsa sadece ne satın aldığınızı değil, ne ürettiğinizi de anlatın.

Bu serveti reklamdan mı kazandınız?

E-ticaretten mı?

Kendi markanızdan mı?

Danışmanlıktan mı?

Yatırımlardan mı?

Başka ticari faaliyetlerden mi?

Anlatın.

Çünkü başarı hikâyesiyse toplum bunu duymalı.

Hatta gençler sizden bunu öğrenmeli.

Bir insan birkaç yılda sıfırdan büyük bir servet oluşturabiliyorsa bunun yolu gençlere örnek olabilir.

Ama yalnızca sonucu gösterip süreci saklarsanız geriye villa, otomobil, marka çanta ve uçak bileti kalıyor.

VE BEN HALA AYNI SORUYU SORUYORUM:

Bir insanın onlarca yıl ticaret yaparak, fabrika işleterek veya şirket büyüterek ulaşmaya çalıştığı ekonomik seviyeye bazı sosyal medya isimleri birkaç yılda nasıl ulaşabiliyor?

Bu sorunun cevabı “Instagram” olamaz.

Çünkü Instagram bir sihirli para makinesi değil.

O halde para nereden kazanılıyor?

Cevabı suçlamalarda değil, şeffaflıkta aramalıyız.

Kazanç yasalsa alkışlayalım.

Başarıysa örnek gösterelim.

Vergisi ödeniyorsa hakkını teslim edelim.

Ama gençlerimize de ekranlarda gördükleri her lüks hayatın arkasında yalnızca “takipçi sayısı” bulunduğu yanılgısını yaşatmayalım.

Çünkü bugün çocuklarımız fenomenlerin evlerini seyrediyor ve endi hayatlarını o görüntülerle kıyaslıyor.

Ve belki de en tehlikelisi şu:

Çalışmanın, üretmenin ve meslek edinmenin değil; sadece görünür olmanın zenginliğe götürdüğüne inanmaya başlıyorlar.

Zenginliğin kaynağı görünmezken, sonucunun milyonlarca gence başarı diye pazarlanmasına…

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı