Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde yıkılan Ezgi Apartmanı'nda, en küçüğü 6 aylık olan 35 kişi hayatını kaybetti.
Deprem sonrası gerçekleşen yıkımın ardından, olayla ilgili yapılan yargılamada Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 11 Eylül'de verdikleri karar ile tutuklu olan pastane sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel'i, 'bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçundan 8'er yıl hapse mahkum etti. Mahkeme, bu sanıkların adli kontrol şartıyla tahliyelerine de karar verdi.
Aynı suçlamayla yargılanan fenni mesul Mehmet Tekin'e ise, iyi hal indirimi uygulanarak 6 yıl 8 ay hapis cezası ile 2 yıl meslekten men cezası verildi.
Dönemin Kahramanmaraş Belediyesi'ndeki yetkili isimler olan İmar İşleri Müdürlüğü'nde çalışan Fahri Yiğitoğlu, mimar Veli Çiftaslan, Onikişubat Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdür Vekili Sait Avşar, inşaat mühendisi Ali Gemci ile inşaat teknikeri Mehmet Akif Canlı, 'bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçundan 4 yıl 5 ay 10'ar gün hapsedildi.
Mahkeme, pastanenin iç mekan tasarımcısı Ertan Danacı ile kamu görevlileri mimar Mehmet Dişçeken ve makine mühendisi Mustafa Şirikçi'nin beraatlerine hükmederken, 'bilinçli taksir' nedeniyle 8'er yıl hapisle adli kontrol şartıyla tahliye edilen Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel'in yaptıkları tahribatlı tadilatlar hakkında detaylı bir değerlendirme yaptı.
Kararda, sanıkların eylemleri sırasında meydana gelebilecek sonuçları kabullendiklerine dair yeterli delil bulunmadığı kaydedildi.
BAŞSAVCILIKTAN İSTİNAF TALEBİ
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkemenin verdiği kararı İstinaf'a taşıdı. Başsavcılık, sanıkların Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel hakkındaki mahkumiyet kararlarının kaldırılmasını ve eylemlerinin 'olası kastla kasten öldürme' ve 'olası kastla yaralama' suçları kapsamında değerlendirilmesini talep etti.
Ayrıca, sanık Ertan Danacı'nın beraat kararının da kaldırılmasını isteyen başsavcılık, Danacı'nın eylemlerinin, pastane tadilatlarını gerçekleştiren sanıklarla bağlantılı olduğu ve 'olası kastla kasten öldürme' suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Başsavcılık, sanık Mehmet Tekin için ise daha yüksek ceza verilmesini talep ederken, kamu görevlisi sanıklar Mehmet Dişçeken ve Mustafa Şirikçi'nin beraatlerinin kaldırılması ve 'taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçundan cezalandırılmalarını istedi.
Diğer kamu görevlisi sanıklar Ali Gemci, Veli Çiftaslan, Sait Avşar, Mehmet Akif Canlı ve Fahri Yiğitoğlu hakkında 'bilinçli taksir' hükümlerinin kaldırılmasını ve eylemlerinin 'basit taksir' olarak değerlendirilmesini talep etti.
SANIKLARIN TALEPLERİ VE DELİLLER
Sanık Kervancıoğlu, Pekel ve Danacı tarafında yapılan istinaf taleplerinde, müdahalelerin sıradan tadilat faaliyetleri olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi. Söz konusu tadilatların kolon, kiriş, perde ve döşeme gibi yapının taşıyıcı sistemine yönelik kritik unsurların tahrip edilmesiyle gerçekleştirildiği, bilirkişi raporları ve dosya kapsamı ile desteklendi.
Sanıkların bu faaliyetleri gerçekleştirmek için yapı güvenliği üzerindeki ağır sonuçları öngörebilecek durumda oldukları belirtildi. Mahkeme, sanıkların eylemleri sonucunda ölüm ve yaralanma neticesi arasındaki illiyet bağını kabul ederken, eylemlerin manevi unsurunu 'bilinçli taksir' olarak değerlendirmişti.
Ancak bu noktada sanıkların durumunun, yaptıkları müdahalelerin niteliği itibarıyla ölüm ve yaralanma sonucunu öngörme yetisine sahip olup olmadıklarının göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulandı. Başsavcılığın itirazında, 1 Aralık 2016 tarihli sözleşmenin kapsamı ile bazı tadilatların hangi tarafça yapılacağına dair düzenlemenin, ceza sorumluluğunun belirlenmesinde tek başına yeterli olamayacağına dikkat çekildi.
Sanık Ertan Danacı'nın mimarlık mesleki bilgisi nedeniyle gerçekleştirilen müdahalelerin yapısal sonuçlarını öngörebileceği ifade edildi. Danacı'nın diğer sanıklarla birlikte hareket ettiği ve sözleşme dışı ağır tadilatlara katıldığına dair delillerin bulunduğu kaydedildi. Sonuç olarak, sanık Ertan Danacı'nın eylemlerinin de 'olası kast' kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Yapılan bu değerlendirmelerin ardından, dosya kapsamındaki maddi olguların bir bütün olarak ele alınması gerektiği sonucuna varıldı.