2. Balıkesir Kitap Fuarı, 9. gününde on binlerce ziyaretçiyi ağırlamaya devam ediyor. Fuar, değerli yazarları söyleşi ve imza günlerinde Balıkesirlilerle bir araya getirirken, çocuklar da aileleriyle birlikte keyifli anlar yaşıyor.
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın'ın öncülüğünde düzenlenen fuar, Avlu Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştiriliyor. 120'den fazla yayınevi ve 200'ü aşkın yazarın katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, 9. gününde de 10 binlerce Balıkesirli fuara akın etti.
Hafta sonunu çocuklarıyla birlikte değerlendirmek isteyen Balıkesirliler, hem sevdikleri yazarların kitaplarını temin etti hem de farklı yazarlarla söyleşi ve imza günlerinde bir araya geldi.
İMZA GÜNÜ VE SÖYLEŞİLERE BÜYÜK İLGİ
Fuarın 9. gününde; Altay Cem Meriç, Beyhan Budak, Emek Üşenmez, Murat Bahadır Akkoyunlu, Aynur Tümen ve Nalan Miri Sözer, okurlarıyla söyleşilerde ve imza günlerinde buluştu.
Ayrıca, Ahmet Ümit, Yaşar Seyman, Mehmet Tüm, Nazım Tanrıkulu, Selçuk Silsüpür, Fikret Eroğlu, Çiğdem Okumuşlar, Ömer Yetkin, Yeliz Deniz Boğuçanin, Hasibe Boztepe, Şener Altun, Umut Pulat, Sümeyra Güler Özsoy, Gürsel Koyuncu, Rahmi Erdoğrul, Berrin Civgin Gümüş, Mehmet Temren, Emine Pişiren, Ali Kazım Görücü, Erdinç Ozan, Hikmet Işık Cankat, Mustafa Mürsoy, Hülya Aydın, Tacettin Akkuş, Serap Ergun, Sami Gök ve İzzet Ulusman da katılımcılarla buluşarak kitaplarını imzaladı.
Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği imza günlerinde uzun kuyruklar oluştu.
MERİÇ: KENDİ DİLİNİ KONUŞAMAYANLARA DİKKAT
Doktor ve yazar Altay Cem Meriç, inanç, akıl, felsefe ve İslam düşüncesi üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekti. Meriç, kültür tarihi alanındaki araştırmalarından bahsederek, “Tarih boyunca bütün insanlar, kendi dilini konuşamayanları aşağılar. Mesela barbar kelimesinin anlamı Yunanca konuşamayan demektir. Arapça'da Acem; Arap olmayan, dilsiz demektir” ifadelerini kullandı.
BUDAK: KALABALIK YALNIZLIKLAR DIKKAT ÇEKİYOR
Klinik psikolog ve yazar Beyhan Budak, Balıkesir Kitap Fuarı'nda sevenleriyle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadığını belirtti. Budak, kalabalık yalnızlıkların, kaliteli bir depresyon doğurduğuna dikkat çekerek, “Kaliteli yalnızlık diye bir şey yok. Apartmanımızdaki komşuyla da selamlaşmaya ihtiyacımız var.
Kötü insanlar da olsa kendimizi koruyacak bir mesafede ilişkimizi sürdürmemiz gerekiyor ki iletişim devam edebilsin” şeklinde konuştu. "Tavandan asılıyım ve yere düşmemi engelleyen bir sürü ip varmış gibi düşünün. Bu iplerden birçoğu bizim ilişki kurduğumuz insanlar. Psikolojinize bozulmadan müdahale edin" ifadelerine yer verdi.
AKKOYUNLU: ŞİKÂYET ETMEYİ BİTİRENLERDENİM
Konuşmasına, kendisini dinlemeye gelenlere ve fuarın düzenlenmesine katkıda bulunan herkese teşekkür ederek başlayan İktisatçı, Siyaset Bilimci, Yazar ve Sivil Toplum Yöneticisi Murat Bahadır Akkoyunlu, fark edilmeyen unsurları görünür kılmanın peşinde olduğunu belirtti. "Hissedilen ama tanımlanmayan bir şeyi fark ettirmenin derdindeyim. Şikâyet etmeyi bitirenlerdenim, asla felaket tellalı değilim.
Düşman ve zararlı olarak gördüğümüz güçler ya da şahıslar, zayıflığımızdan kaynaklı olarak güçlüdürler. Onların güçleri kendilerinden değil, bizim zaaflarımızdandır. Zaaflarımızdan kurtulduğumuzda onların esamesi bile okunmaz" şeklinde konuştu.
ÜŞENMEZ: ÇANAKKALE, İNGİLİZLER İÇİN BİR HEZİMETTİ
Türk dili, Türk lehçeleri ve Türk İslam kültür tarihi konularında yaptığı çalışmalarla tanınan akademisyen ve yazar Doç. Dr. Emek Üşenmez, "İngiliz Arşiv Belgelerinde Çanakkale" adlı eserinden bahsettiği söyleşisinde, "İngiliz Arşiv Belgelerinden 100'ün üzerinde belgeyi bu kitapta bir araya getirdik. Bunların çevirisi ve yorumlarıyla birlikte kitabın sonuna bir de dizin ekledik.
Sadece bizim gözümüzden değil, İngilizlerin bakış açısıyla da Çanakkale, onların için bir hezimetti. O dönemde savaşa katılıp geri dönen askerlerin röportajlarına bakıldığında, Çanakkale için 'cehennem' dediklerini, geldiklerine bin pişman olduklarını görüyoruz. Bu konunun o dönemde İngiltere'de konuşulması yasaklanmış. Morallerini oldukça bozmuş" ifadelerini kullandı.
İNSANIN KENDİNİ YENİDEN KEŞFETME YOLCULUĞU ELE ALINDI
2004 yılından bu yana profesyonel yaşam koçluğu, motivasyon danışmanlığı, aile dizilimi ve konstelasyon (alan terapisi) alanlarında faaliyet gösteren yaşam koçu ve yazar Aynur Tümen ile 30 yılı aşkın mesleki tecrübeye sahip gazeteci, yazar ve marka iletişim danışmanı Nalan Miri Sözer, hayatı, insan ilişkilerini, kişisel gelişimi ve kişinin kendini yeniden keşfetme sürecini birlikte ele aldı.
TÜMEN: ATALARIMIZIN YAPTIKLARINDAN SORUMLUYUZ
Aile dizimi çalışmalarının felsefesini aktaran Aynur Tümen, "Hayatımızda karşılaştığımız sorunların kökeninde mutlaka aile sisteminde geçmişte yaşanmış eylemler ve yargılar bulunuyor. Bu durum ya bizlerin ya da ailemizden önceki nesillerin yaptıklarıyla ilgilidir. Aile dizimi seanslarında kişilere özellikle bu durumu fark ettirip bilinçlendirmeye çalışıyoruz.
Örneğin, atalarımızdan biri geçmişte ayrılmış bir kadının hikayesini çok dile getirdiyse ve bu kişi hakkında yargılarda bulunmuşsa, ailede o zamana kadar boşanma olmaması dikkat çekicidir." dedi.
AİLE DİZİMİ VE ŞİFALANMA
Aynur Tümen, bireylerin yaşadığı sorunlarla başa çıkabilmek için aile dizimi uygulamalarının önemine dikkat çekti. Epigenetik aktarım yoluyla gelen korkuların neden olduğu travmaların üstesinden gelinmesine katkıda bulunduğunu ifade eden Tümen, "Bu His Benim Değil" adlı eserinden söz ederek, "İnsan bir hayat evresinde köklerine dönmeden ilerleyemez. Her şey yolunda görünse bile, can sıkıntısını sorgulamak gerekir.
Bu his kime ait, aklınıza kim geliyor? Bunu anlamak önemli" şeklinde konuştu. Yazar, hayatın aile dizimine göre önce ve sonra şeklinde ikiye ayırılabileceğini vurguladı.