Manisa Celal Bayar Üniversitesi'nin 2022-2023 akademik yılı açılış töreninde, İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı ilk dersi verdi. Yiğitbaşı, "Dün şehirlerimizin etrafına surlar inşa ediyorduk. Ama bugün laboratuvarlarımızda artık siber vatanımızı koruyan algoritmalar ve kodlar yazıyoruz.
Güvenliğimizi bu şekilde sağlamaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Akademik açılış, üniversite bünyesindeki Konservatuvar Bölümü öğrencilerinin konseriyle başladı. Törenin ardından Manisa CBÜ Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar, üniversitenin vizyonuna ilişkin bilgi verdi.
Kibar, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve akreditasyonun üniversite vizyonunun temel taşları olduğunu belirtti. 2022-2023 akademik yılı itibarıyla 7 binin üzerinde yeni öğrencinin üniversiteye katıldığını vurgulayan Kibar, "Yüzde 100 doluluğa ulaşmamızın yanında 144 bölüm ve programda ciddi puan artışları yaşadık" dedi.
Kibar, üniversitenin bilimsel araştırmalara verdiği önemi de dile getirerek, "Geçtiğimiz yıl yeşil ve ekolojik bina teknikerliği, akıllı seracılık programı ve dijital sağlık sistemleri gibi yeni ön lisans programları ekledik. Hedefimiz, Manisa Celal Bayar Üniversitesi olarak bir araştırma üniversitesi haline gelmek. Bu yolda birlikte çalıştığımızı ve başaracağımıza inandığımızı belirtmek isterim" şeklinde konuştu.
Törende Manisa Valisi Vahdettin Özkan da bir konuşma yaptı. Özkan, gençlerle ilgili dinamik süreçlere dikkat çekerek, bilgi teknolojileri, yapay zeka ve dijitalleşmenin sağladığı avantajlar kadar dezavantajlarına da vurgu yaptı. Özkan, son 30 yılda kuşaklar arasında yaşanan farkların giderek arttığını belirtti.
İKİ TARAF ARASINDAKİ FARK
İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, son 30 yıl içerisinde dede ile torun arasındaki farkın, 2 bin yıllık birikimden daha fazla olduğunu belirtti. Bu durumun yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Yiğitbaşı, gençlerden faydalanmanın yanı sıra dijital dünyanın sunduğu risklere karşı da dikkatli olunması gerektiğine dikkat çekti.
Yiğitbaşı, gençlerin dijital platformlarda tanıştıkları bilgi ve içeriklerin yanı sıra, bunun getirdiği risklerin de farkında olunması gerektiğini ifade ederek, tarihi ve kültürel değerlerle, rehberlik eden büyükler ve öğretmenlerle istişare edilmesini önemle hatırlattı.
GERÇEK VE SANAL HAYAT
Açılış töreninde ders veren Yiğitbaşı, günümüzde gerçek hayatla sanal hayat arasındaki sınırların giderek belirsizleştiğini vurguladı. Daha önce, geleneksel yöntemlerle çocuk yetiştirmenin daha kolay olduğunu belirten Yiğitbaşı, dijital dünyanın hayatımıza girmesiyle birlikte, evlerimizin içindeki güvenliğin de değiştiğini söyledi. Ailelerin çocuklarını koruma yöntemlerinin artık farklılaştığını dile getirdi.
Yiğitbaşı, "Dijital alanlarda olabilecek her türlü risk ve tehlikeye karşı dikkatli olunması gerekiyor. Kendi odalarımızda, ekranlarımız üzerinden ulaşabileceğimiz sayısız risk bulunuyor" ifadelerini kullandı.
BİLGİ KİRLİLİĞİ VE GÜVENLİK
Yiğitbaşı, dijital mecraların iletişimin ötesine geçtiğini, toplumsal kırılganlıkları hedef alan birer mücadele alanı haline geldiğini aktardı. Dezenformasyon ve manipülatif içeriklerin kamu düzenini tehdit eden bir unsur haline geldiğini belirterek, bu durumun milli güvenlik açısından önemli bir sorun teşkil ettiğini ifade etti.
Özellikle kriz ve afet dönemlerinde sanal dünyada ciddi mücadelelerin verildiğini söyleyen Yiğitbaşı, bu konudaki hassasiyetin artması gerektiğinin altını çizdi.
SİBER VATAN SAVUNMASI
Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı, değişen zamanlara göre vatan savunmasının da değiştiğini vurguladı. Tarih boyunca insanlığın huzur, adalet ve güvenlik arayışının hiç değişmediğini aktaran Yiğitbaşı, geçmişte şehirlerin etrafına inşa edilen surları hatırlatarak, 1980'lerde çocukluk geçiren geleneksel aileleri örnek gösterdi. Yiğitbaşı, günümüzde laboratuvarlarda siber vatanı koruyan algoritmalar ve yazılımlar geliştirildiğini belirterek, "Güvenliğimizi bu şekilde sağlamaya çalışıyoruz" dedi.
Dijital tehditlere yönelik her türlü önlemi aldıklarını vurgulayan Yiğitbaşı, "Yöntem ne olursa olsun devletimizin değişmeyen tek bir ilkesi vardır.
Vatandaşımızın canına, malına ve huzuruna yönelen her türlü tehdidi henüz doğmadan ortadan kaldırmak ve bu konuda gece gündüz çalışan emniyet güçlerimiz, jandarma teşkilatımız, sahil güvenlik teşkilatımız ve diğer tüm birimlerimiz, İçişleri Bakanlığı çatısı altında neredeyse 700 bin personelimizle bu gayreti gösteriyor" şeklinde konuştu.
İçişleri Bakanlığı'nın köklü bir tecrübeye sahip olduğunu kaydeden Yiğitbaşı, bu gücü teknolojiyle desteklediklerini ifade etti. Koruyucu ve önleyici güvenlik anlayışlarını dört temel ilke üzerinde sürdürdüklerini belirtti.
Riski oluşmadan tespit ettiklerini, şehirlerin huzur ve risk haritalarını oluşturduklarını, dijital alanı izlediklerini ve şehirlerin dijital boyutlarını da takip ettiklerini aktaran Yiğitbaşı, kriz zamanlarında doğru bilgi akışını sağladıklarını da açıkladı. Diğer kurumların da bu süreçte etkili olduğunu vurguladı.
DOLUNAY PROJESİ KURUMLAR ARASI EŞ GÜDÜMÜ EN ÜST SEVİYEYE TAŞIYACAK
Yiğitbaşı, İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan Dolunay Projesiyle ilgili bilgi vererek, "Emniyet teşkilatımız, jandarma teşkilatımız bünyesindeki Siber Suçlarla Mücadele Dairelerimiz, 7/24 görev yapan sanal devriyelerimiz ve bilişim uzmanlarımızla dijital alanın her bir köşesinde varız" dedi.
İçişleri Bakanlığı'nın koordinasyonu altında Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile hayata geçirilen yüksek teknolojili projelerle güvenlik konseptlerini köklü bir şekilde değiştirdiklerini söyleyen Yiğitbaşı, suç örgütlerinin teknolojiyi etkin bir şekilde kullanmaları karşısında devletin de geride kalmaması gerektiğini ifade etti.
Dolunay Projesi'nin, siber dolandırıcılıklar, yasa dışı bahis ve dijital suç gelirlerinin takibinde kurumlar arası eş güdümü en üst seviyeye taşıyacağını belirtti.
"Şu an son aşamasına geldik" diyen Yiğitbaşı, proje kapsamında Adalet Bakanlığı ile yakın çalışmalar yürütüldüğünü ve Dolunay Dolandırıcılıkla Mücadele Merkezi'nin başında bir mülki idare amirinin bulunacağını, bu merkezin içinde bir savcı ve bir hakim de olacağını aktardı. "Dolunay Projesi'nde Adalet Bakanlığımızla yakın çalışıyoruz. Çünkü bu bir merkez olacak.
Dolunay Dolandırıcılıkla Mücadele Merkezi. Başında bir mülki idare amirimiz İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda olacak ama bir savcımız, bir hakimimiz içinde olacak bu merkezin" ifadelerini kullandı. İçişleri Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı, dolandırıcılık vakalarına karşı gerekli önlemleri almak amacıyla, ilgili kurumların iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğini belirtti.
Yiğitbaşı, emniyet, jandarma, MASAK, BTK ve Bankacılık Denetleme Kurulu gibi kuruluşların, dolandırıcılık şüphesi durumunda hızlı bir şekilde harekete geçerek, vatandaşların parasının güvenliğini sağlaması gerektiğini vurguladı.