Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

İsmail Cingöz: COP31, nükleer enerjinin geleceği için fırsat

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz, COP31'in nükleer enerjinin gelecekteki rolü açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.

YEREL 06.11.2026 13:13 Haber Editörü 202 okuma Okuma Süresi: 5 dk
İsmail Cingöz: COP31, nükleer enerjinin geleceği için fırsat
Paylaş:
N

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin birinci güç ünitesinde 'Yakıt yükleme ve devreye alma' aşamasına geçiş yapmaya hazırlanıldığını ve bu süreçte COP31'in dünya genelindeki enerji ve iklim değişikliği tartışmalarına ev sahipliği yapacağını vurguladı.

Cingöz, "Antalya, sadece uluslararası iklim müzakerelerinin değil, nükleer enerjinin düşük karbonlu kalkınmadaki rolüne dair uluslararası tartışmaların önemli merkezlerinden biri haline gelecek. COP31, nükleer enerjinin gelecekteki rolü açısından önemli bir fırsat niteliğindedir" şeklinde konuştu.

Cingöz, nükleer enerjinin COP süreçlerinde son yıllarda daha görünür hale geldiğini ifade ederek, COP28 sırasında 20'den fazla ülkenin 2050 yılına kadar küresel nükleer enerji kapasitesini üç katına çıkarmayı hedefleyen bir deklarasyon yayımladığını hatırlattı. Cingöz, "Deklarasyonda nükleer enerjinin net sıfır emisyon hedefleri, enerji güvenliği ve düşük karbonlu elektrik üretimi açısından üstlenebileceği role dikkat çekildi.

Nükleer enerji, küresel iklim diplomasisinde yalnızca enerji üretim teknolojisi olarak değil, aynı zamanda yenilenebilir kaynakları tamamlayabilecek kesintisiz düşük karbonlu üretim seçeneği ve enerji güvenliği aracı olarak daha görünür hale geliyor" dedi.

Rosatom'un COP31 kapsamında 'Atomic Days' adıyla özel bir etkinlik düzenlemeyi planladığını da belirten Cingöz, bu programda bilim dünyası ve iş çevrelerinin bir araya geleceğini kaydetti. Cingöz, "Böylece Antalya, uluslararası iklim müzakereleri ve nükleer enerjinin düşük karbonlu kalkınmadaki rolü üzerine önemli tartışmalara ev sahipliği yapacaktır" ifadelerini kullandı.

Cingöz, Türkiye'nin artan enerji talebi ve enerji ithalatına bağımlılığının nükleer enerjiyi stratejik bir unsur haline getirdiğini belirtti. Enerji arzında ithal kaynakların payının yaklaşık yüzde 57 seviyesinde olduğunu ve yıllık enerji ithalat faturasının uluslararası fiyatlara bağlı olarak 60 ila 100 milyar dolar arasında değiştiğini aktardı.

Cingöz, Akkuyu NGS'nin enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve cari açığın azaltılmasına katkı sağlanması açısından önemli olduğunu vurguladı. İsmail Cingöz, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin 4 bin 800 megavat kurulu güce ve yaklaşık 35 milyar kilovatsaat yıllık üretim kapasitesine sahip olduğunu belirtti.

Bu kapasitenin Türkiye'nin elektrik ihtiyacının yaklaşık %10'unu karşılayabileceğine dikkat çeken Cingöz, santralin doğal gaz ithalatını azaltarak düşük karbonlu ve sürekli elektrik üretimine katkıda bulunacağını ifade etti.

‘AKKUYU DENEYİMİ YENİ PROJELERE TAŞINMALI’

Cingöz, Türkiye açısından önemli bir stratejik gelişmenin Akkuyu'dan elde edilen deneyimlerin Sinop ve Trakya projelerine aktarılmasıyla sağlanabileceğini vurguladı.

“Akkuyu'dan kazanılan işletme, mühendislik ve sanayi tecrübesinin Sinop ve Trakya projeleriyle sürdürülmesi; küçük modüler reaktörler, yerli tedarik zinciri ve teknoloji transferi gibi unsurların geliştirilmesi halinde Türkiye, nükleer enerji alanında yalnızca teknoloji ithal eden bir ülke olmaktan çıkarak bölgesel ölçekte bilgi, insan kaynağı ve sanayi kapasitesi üreten bir aktöre dönüşebilir.

COP31 gibi uluslararası platformlar da bu dönüşümün yatırımlar, finansman, teknoloji ortaklığı ve enerji diplomasisi boyutlarının gelişmesine katkı sağlayabilir.” şeklinde konuştu.

AKYENER: ELEKTRİK TALEBİ KÜRESEL ENERJİ TALEBİNDEN DAHA HIZLI ARTACAK

Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener, COP31 sürecinin Türkiye ve dünya için nükleer enerjinin merkezde olduğunu, bunun arkasında artan elektrik talebi ve sürekli düşük karbonlu üretim ihtiyacının yattığını dile getirdi.

Akyener, yenilenebilir enerji alanındaki eğilimlerin güçlü bir şekilde devam ettiğini, ancak depolama teknolojilerinin yüksek maliyetlerinin ve hızlanan elektrifikasyon sürecinin sürekli elektrik arzını daha kritik hale getirdiğini kaydetti.

Akyener, elektrikle çalışan araçların ve cihazların yaygınlaşmasının elektrik sistemine önemli bir yük getirdiğini belirterek, “Küresel enerji talebi önümüzdeki 100 yıl içinde 2 ila 2,5 kat artarken, elektrik talebi 7 kat artıyor. Bu kadar hızlı artan elektrik talebini karşılamak önemli bir sorun haline geliyor.” dedi.

Talep yönetiminin önemine vurgu yapan Akyener, günün düşük tüketimli dönemleriyle en yüksek tüketimin yaşandığı saatlerdeki ihtiyaçların karşılanmasının kritik olduğunu ifade etti. Akyener ayrıca, rüzgar ve güneş santrallerinin üretimlerinin hava koşullarına ve günün saatlerine bağlı olduğunu hatırlatarak, akşam saatlerinde elektrik talebinin en yüksek olduğu dönemlerde güneş enerjisinin kullanılamadığını söyledi.

Depolama teknolojilerinin yüksek maliyetli olduğunu belirten Akyener, artan enerji ihtiyacının fosil yakıtlar veya nükleer enerji ile karşılanmak zorunda olduğunu ifade etti. Nükleer santrallerin baz yük santralleri olduğunu vurgulayan Akyener, “Nükleer, baz yükün karşılanmasında dengeleri sağlarsa, en yüksek talebin olduğu saatlerde daha temiz olan doğal gazı ve imkan varsa hidroelektrik kaynaklarını kullanabilirsiniz.

Bu bağlamda bir planlama yapılması gerekmektedir.” şeklinde konuştu. Yenilenebilir enerji kaynaklarının güneş ve rüzgâr alanındaki yetersizliğini nükleerin tamamlayacağını belirten Akyener, Türkiye’nin bu alanda önemli bir dönüşüm yaşadığını ifade etti. Bu dönüşümün, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) ve yeni nükleer tesislerle desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Akyener, Türkiye'de yoğun bir elektrifikasyon sürecinin sürdüğünü ve önümüzdeki 100 yıl içinde elektrikli araçların, konvansiyonel araçlara oranla yüzde 50 seviyesine ulaşmasının, bu sürecin yaklaşık olarak yüzde 800 artışa neden olacağını vurguladı. Akyener, Türkiye’nin gelecekte çok daha fazla elektriğe ihtiyaç duyacağını belirterek, bu sürecin temiz enerji kaynaklarıyla sürdürülebilmesi için nükleerin temel bir rol oynaması gerektiğini söyledi.

TESPAM’ın uzun vadeli projeksiyonlarına da değinen Akyener, Türkiye’nin, Akkuyu NGS'nin tamamlanmasının ardından en az 9 yeni nükleer santrale daha ihtiyaç duyacağını öngördü. Ayrıca, sistemin başlangıç aşamasında modüler ve sonrasında mikro ölçekli santrallerle güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Akyener, Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu NGS’nin Türkiye’nin nükleer enerji yolculuğu açısından bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Bu santralin Türkiye’ye önemli bir deneyim kazandırdığını vurguladı. Rosatom’un bu yıl COP31 çerçevesinde Türkiye’de düzenlemeyi planladığı Atomic Days etkinliğinin de bu bağlamda büyük bir önemi bulunduğunu sözlerine ekledi.

Akyener, Türkiye’nin nükleer alanda yeni girişimlerde bulunmayı hedeflediğini belirtirken, farklı teknolojilerin ülkeye kazandırılması için uluslararası görüşmelerin sürdüğünü ifade etti. Türkiye, nükleer serüvenine en uygun ve makul seçenekleri değerlendirerek devam edecektir.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Sahara Geçidi'nde kar nedeniyle 14 TIR yolda kaldı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Sahara Geçidi'nde kar nedeniyle 14 TIR yolda kaldı
WhatsApp
İhbar Hattı