Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Prof. Dr. Bektaş: Heyelanların oluşumunda depremler etkili

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz'deki heyelanların yağışların yanı sıra depremlerle de tetiklendiğini açıkladı.

YEREL 30.10.2026 09:59 Haber Editörü 452 okuma Okuma Süresi: 3 dk
Prof. Dr. Bektaş: Heyelanların oluşumunda depremler etkili
Paylaş:
N

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz bölgesinde heyelan riskinin yalnızca yağışlardan değil, depremlerden de etkilendiğini vurguladı. Bektaş, "Heyelanların meydana gelmesinde en belirgin etken yağıştır ancak depremler de bu süreçte son derece önemli bir rol oynamaktadır. 2024'teki heyelanın ardından olaylar sona ermiş değil.

Kayan devasa kütlenin arkasında başka bir kütle daha bulunuyor ve bu da kayabilir. Bunlar basit kaya düşmeleri değil, dağ biçimindeki yamaçların kaymasıdır. Bu nedenle basit önlemlerle yetinmemek gerekir," dedi.

HEYELAN RİSKİ VE DEPREM BAĞLANTISI

Doğu Karadeniz, küresel iklim değişikliğinin etkisiyle yağış rejimindeki ani değişiklikler nedeniyle sık sık heyelan, taşkın ve sel gibi doğal afetlerle gündeme gelmektedir. Prof. Dr. Bektaş, bu durumların yanı sıra bölgedeki deprem riskine de dikkat çekti. Kıyı şeridindeki mikrodeprem hareketlilikleri ve zemin deformasyonları ile Artvin’in Arhavi ilçesindeki devam eden heyelan riskleri üzerinde durdu.

DEPREMLERİN ETKİSİ

Bektaş, Arhavi-Hopa bölgesinde 2019, 2022, 2024 ve 2026 yıllarında yaşanan ölümle sonuçlanan heyelanların yalnızca yağışlara atfedilemeyeceğini belirtti. "Bölgenin jeofizik ve jeolojik özelliklerini göz önünde bulundurduğumuzda, bu ölümlü heyelanların nedenini sadece yağışla açıklamak mümkün değil. Çalışmalar, heyelanları tetikleyen önemli faktörlerden birinin de bölgedeki depremler olduğunu gösteriyor," şeklinde konuştu.

DEPREM VE HEYELAN İLİŞKİSİ

Prof. Dr. Bektaş, 2024 yılında Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde meydana gelen 4.8 büyüklüğündeki deprem ile Arhavi’deki heyelanı hatırlatarak, deprem ve heyelan arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

AFAD ve Kandilli Rasathanesi’nin 1900-2025 dönemine ait deprem kayıtlarını incelediğinde, Trabzon ile Sarp Sınırı arasındaki kıyı şeridinde mikro deprem aktivitesinin yoğun olduğunu gözlemlediklerini belirtti. 2024’teki deprem, 240 kilogramlık bir dinamit patlamasıyla eşdeğer bir güç taşımaktaydı ve bu durum, yamacın stabilitesini bozabileceğini ortaya koymaktadır.

Hem yağışlı hem de kuru dönemlerde depremin heyelan ile doğrudan ilişkili olduğu anlaşılmıştır. Depremden 4-5 gün sonra Rize’de bir heyelan meydana geldi ve bu heyelan, depremin şiddet alanı içindeydi. Arhavi’de yaşanan büyük heyelan, hem depremler hem de yağışlar sebebiyle ortaya çıktı.

Ancak, olaydan birkaç gün sonra meydana gelen ve can kaybıyla sonuçlanan devasa heyelanların yağışla bağlantısının bulunmadığı açıklandı. İlgili tarihlerde, yani 15 gün öncesinde ve sonrasında bu bölgede hiçbir yağış yaşanmadı. Heyelan, büyük kütlenin kara yolunu kapatmasının yanı sıra, 4 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.

YENİ BİR FELAKATİN GELME OLASILIĞI VAR

Prof. Dr. Bektaş, Arhavi’deki heyelan riskinin sürdüğünü belirterek, gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı. Bektaş, “Elimizdeki jeolojik ve jeofizik veriler, bölgenin denize doğru sürekli çökme eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. 2024 yılında yaşanan heyelanın sonrasında olay tamamen sona ermiş değil. Kayan devasa kütlenin arkasında yeni bir kütle daha var.

Bu kütle kayabilir” dedi. İTÜ ve KTÜ tarafından gerçekleştirilen çalışmalara atıfta bulunan Bektaş, güneybatıdaki bir kütlenin yılda 6 santimetre hareket ettiğini ve kuzeye doğru kaydığını ifade etti. Bu durumun, bölgede benzer olayların tekrar yaşanabileceğinin sinyalini verdiği belirtildi.

Bektaş, transit yol üzerinde TIR'lar ve kamyonların geçiş yaptığını, bu durumun da felaketlerin yeniden yaşanmasına neden olabileceğini aktardı. Ayrıca, bahsedilen olayların yalnızca basit kaya düşmeleri değil, dağ şeklindeki yamaçların kaymaları olduğunu söyledi. Basit önlemlerin yeterli olmadığını, uydu fotoğrafları ve arazi ölçümlerinin yapılmasının ardından hareketin ana mekanizmasının belirlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Son olarak, mühendislik önlemlerinin bölgedeki riskleri azaltmak için gerekli olduğunu ifade etti.

ACTİVE TEKTONİK VE MİKRO DEPREMLERİN ROLÜ

Bölgedeki sismik aktivitenin devam ettiğine dikkat çeken Bektaş, kıyı bölgesinin aktif tektonik yapıya ve depremselliğe sahip olduğunu belirtti. Heyelanların ana sebeplerinin yağışlar kadar aktif tektonik hareketler ve mikro depremler olduğunu, bu durumun da son derece önemli bir etken oluşturduğunu vurguladı. Bu gerçeklerin ışığında mühendislik çalışmaları yapılarak önlemlerin alınması gerektiği belirtildi.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
İzmir depremi sonrası itfaiye personelinin anıları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
İzmir depremi sonrası itfaiye personelinin anıları
WhatsApp
İhbar Hattı