Erzurum'un Uzundere ilçesi, 10 yıl önce Cittaslow İcra Kurulu toplantısında "sakin şehir" ağına kabul edilmiştir. Bu unvan, 19 Mart 2016 tarihinde İtalya'da gerçekleştirilen toplantıda alınmış ve Uzundere, Türkiye'nin 11. sakin şehri olmuştur. Fatma Yapar ve Metin Özarslan tarafından yapılan araştırmada, ilçe halkının geleneksel yaşam pratikleri ve Sakin Şehir hareketinin kültürel yapıyı koruma rolü incelenmiştir.
Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi'nde yayımlanan "Sakin Şehir Kültürel Zeminine Yönelik Bir Alan Araştırması: Erzurum-Uzundere Örneği" başlıklı çalışmada, Sakin Şehir üyesi olan Uzundere'nin kültürel yapısı ve bu yapının sürdürülebilirliği üzerine tespitler yapılmıştır. Araştırmanın sonuç bölümünde, kaynak kişilerden elde edilen verilerin ilçenin sakin şehir olmadan önceki kültürel coğrafyasını yansıttığı belirtilmiştir.
Saha çalışmasında, Uzundere'nin Sakin Şehir sürecindeki yerel halkın kültürel unsurları koruma ve aktarma yönündeki eğilimleri tespit edilmiştir. Katılımcılar, imece geleneği, komşuluk ilişkileri, akrabalık bağları ve misafirperverlik gibi unsurların yaşatılmaya çalışıldığını, ancak bazı pratiklerin zamanla zayıfladığını ifade etmişlerdir. Araştırmada, geleneksel yapının tamamen kaybolmadığı, ancak küreselleşme ve modern yaşamın etkisiyle bazı dönüşümlere uğradığı vurgulanmıştır.
Elde edilen görüşlerin, geleneksel yapıya duyulan özlemi içerdiği ve bu durumun küreselleşme ile bireyselleşme kavramları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Uzundere'nin, küreselleşmenin kültürel aşınmayı en alt düzeyde tutması ve Sakin Şehir yaklaşımının sunduğu koruyucu model ile uyumlu bir şekilde hareket etmesi beklenmektedir.
Kültürel mirasın korunması, yerel değerlerin görünürlüğünün artırılması ve geleneksel yaşam biçimlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması, yalnızca ilkelerle değil, aynı zamanda Uzundere'de bütüncül bir planlama ile dikkatli bir uygulama süreciyle mümkün olacaktır. Bu bağlamda, Sakin Şehir üyeliği, Uzundere için yalnızca bir unvan değil, aynı zamanda yerel kültürel unsurların gelecek nesillere taşınmasında etkili bir araç olma potansiyeli taşımaktadır.
Bu potansiyelin gerçekleştirilmesi, hareketin koruyucu özelliklerinin etkin bir şekilde işletilmesine, yerel halkın katılımının artırılmasına ve kültürel sürekliliği destekleyecek stratejilerin hayata geçirilmesine bağlıdır.
HEM YEREL HALKIN HEM DE YEREL YÖNETİMLERİN ORTAK ÇABASI ŞART
Araştırma sonuçları, sakin şehir hareketinin Uzundere'deki kültürel yapıya önemli fırsatlar sunduğunu ortaya koymaktadır. "Hareketin temel ilkeleri, yerel kimlik ve geleneksel yaşam biçimlerinin korunmasına yöneldiği için, ilçede sürdürülen kültürel pratiklerle uyumlu bir zemin oluşturmaktadır." Ancak saha verileri, bu uyumun kendiliğinden bir gelişim göstermediğini, aksine daha bilinçli, planlı ve sürdürülebilir adımlar ile desteklenmesi gerektiğini de ortaya koymuştur.
Kültürel unsurların korunması açısından yerel halkın aktarma isteği olumlu bir başlangıç olsa da, bu isteğin kurumsal politikalarla pekiştirilmesi ve yeni nesillere aktarım süreçlerinin güçlendirilmesi elzemdir. Bu nedenle Uzundere'nin kültürel dokusunu koruma çabaları yalnızca fiziksel unsurlarla sınırlı kalmamalı, aynı zamanda sosyal, kültürel ve geleneksel uygulamaların da korunmasını kapsamalıdır.
İlçede, yerel halkın dâhil olabileceği kültürel projeler ve etkinlikler, geleneklerin yaşatılması ve canlı tutulması adına katkı sağlayacaktır. Günümüz koşullarına bağlı olarak yeniden şekillendirilecek projelerle sürdürülebilir kentsel süreçler elde edilebilir; böylelikle yerel halk bu süreçler içerisinde aktif bir rol üstlenebilir.
Bu sayede, sakin şehir olmanın getirdiği sorumluluklar, geleneği yaşatacak kuşaklar arası etkileşimi de sağlayarak sürdürülebilir bir kültürel planlamanın temellerini atmış olacaktır.
Bunun yanı sıra, geleneksel yapısındaki birçok kültürel öğeyi ve somut/soyut unsuru sürece dahil edebilmek için, yerel halkın daha etkin hale gelmesi, geleneğin sürekliliği ve geleceğe aktarılması konusunda bilinçli bir sahiplenmeye, farkındalık düzeyine ve kültürel politikalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Dolayısıyla, sakin şehir hareketinin Uzundere'deki kültürel pratiklerle uyumlu olması, yalnızca geleneksel yapının sürdürülebilirliğini sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda küreselleşmenin getirdiği aşınma etkilerini en aza indirerek ilçenin kültürel direncini artıracaktır. Saha verileri, bu uyum sürecinin hem yerel halk hem de yerel yönetimlerin ortak çabasıyla daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirilebileceğini göstermektedir."