Eski Küba Başbakanı Fidel Castro, 26 Eylül 1960 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yapacağı konuşmanın öncesinde, delegelere konuşmasını mümkün olan en kısa şekilde tutmayı planladığını ifade etmişti. Ancak Castro, kürsüde 4 saat 29 dakika kalarak, 269 dakikalık süresiyle Genel Kurul tarihinin en uzun konuşmasını geride bıraktı.
Günümüzde, Genel Kurulda konuşmacılara genellikle yaklaşık 15 dakikalık bir süre tanınmaktadır. Castro'nun konuşmasını özel kılan unsur yalnızca süresi değildi. Küba Devrimi'nin Fulgencio Batista yönetimini devirmesinin üzerinden yaklaşık 20 ay geçmişti ve Castro hükümeti, tarım reformu gibi ABD’nin ekonomik çıkarlarını etkileyen uygulamaları hızla hayata geçirmekteydi.
Bu durum, Washington ile Havana arasındaki gerilimi artırıyordu. Castro, BM kürsüsünü devrimin kendi perspektifini ve ABD ile yaşadığı derin anlaşmazlığı uluslararası kamuoyuna aktarmak için kullandı. Birleşmiş Milletler'in resmi kayıtları, Castro'nun 26 Eylül 1960'taki konuşmasının 15. Genel Kurul oturumunda yapıldığını doğrulamaktadır.
HARLEM'E TAŞINMA VE SİYASİ MESAJLAR
Castro'nun New York ziyareti, BM konuşmasından önce de ilgi çekmişti. Küba heyeti, 18 Eylül'de New York'a geldi ve başlangıçta Manhattan'daki Shelburne Hotel'e yerleşti. Ancak otel yönetimi ile yaşanan anlaşmazlığın ardından heyet, kısa sürede Harlem'deki Hotel Theresa'ya geçti.
Castro'nun bu bölgeye taşınması, kısa sürede bir siyasi mesaj haline dönüştü. Burada Malcolm X ile görüşen Castro, Sovyetler Birliği lideri Nikita Kruşçev tarafından da ziyaret edildi. Bu gelişme, ABD'deki ırk ayrımcılığı tartışmalarının Soğuk Savaş dönemi bağlamında uluslararası gündeme taşınmasına katkı sağladı.
TARIM REFORMU VE EKONOMİK SORUNLAR
Konuşmasının büyük bir kısmını Küba Devrimi’ni ve hükümetinin tarım reformunu savunmaya ayıran Castro, ülkenin tarihini ve devrim öncesindeki ekonomik koşullarını kendi perspektifinden açıkladı. İşsizlik ve okuryazarlık gibi sorunlara değinen Castro, büyük toprak sahipliği uygulamalarına sınır getirilmesi gerektiğini savundu ve ABD şirketlerinin Küba'daki geniş toprak varlıklarını eleştirdi.
Castro, Washington'u da Küba’ya ekonomik ve siyasi baskı yapmakla suçladı. Bu iddialar, o dönemin ABD yönetimi tarafından reddedildi ve Washington daha sonra Birleşmiş Milletler'e sunduğu belgelerde Castro'nun suçlamalarını “asılsız” olarak nitelendirdi.
KÜBA'NIN SESİ YALNIZCA ABD'YE DEĞİL
Castro'nun hedef kitlesi yalnızca Washington ile sınırlı değildi. 1960, Afrika’daki sömürge yönetimlerinin çözülmesi açısından çok önemli bir yıl olmuştu. Bu yıl, birçok yeni bağımsız devlet Birleşmiş Milletler'e katıldı. Castro, konuşmasında Küba'nın ABD ile yaşadığı anlaşmazlığın daha geniş bir sömürgecilik ve ekonomik bağımlılık tartışmasının parçası olduğunu vurgulamaya çalıştı.
Konuşmasında Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesi, Cezayir’in bağımsızlık mücadelesi, Kongo’daki Patrice Lumumba krizi ve Orta Doğu petrol kaynakları gibi konulara da değindi. Bu yönüyle konuşma, yalnızca Küba-ABD ilişkilerine değil, Soğuk Savaş döneminde yükselen sömürgecilik karşıtı hareketlere de seslenen bir siyasi manifesto niteliği taşımaktaydı.
GENEL KURUL'DA REKOR VE KÖTÜLEŞEN İLİŞKİLER
Castro, Berlin Duvarı'nın inşa edilmesi ve Soğuk Savaş'ın en sert dönemlerinden birine rastlayan 15. Genel Kurul oturumunda uzun süreli ideolojik konuşmalar yapan liderlerden biri olarak öne çıktı. Ancak 269 dakika süren konuşması, bu tarihe kadar Genel Kurul kayıtlarında hala aşılamamış bir rekor olarak kalmaktadır.
Birleşmiş Milletler, Castro'nun 269 dakikalık konuşmasını Genel Kurul tarihindeki en uzun süreli konuşma olarak tanımlarken, Guinness Dünya Rekorları ise bu unvanı Hint diplomat V. K. Krishna Menon'a vermektedir. Menon, Ocak 1957'de Keşmir konusunda Hindistan’ın pozisyonunu savunmak üzere BM Güvenlik Konseyi'nde farklı oturumlara yayılan konuşmalarında yaklaşık 8 saat kürsüde kalmıştır.
Dolayısıyla Castro'nun rekoru, BM Genel Kurulu'nda tek bir konuşma için kaydedilen en uzun süre olarak geçerlidir. Castro’nun BM konuşmasının ardından, Washington ile Havana arasındaki ilişkiler hızla daha da kötüleşti. ABD, Ocak 1961'de Küba ile diplomatik ilişkilerini kesti.
Aynı yıl, nisan ayında ABD destekli Kübalı sürgünlerin gerçekleştirdiği Domuzlar Körfezi çıkarması yaşandı. Bu sebeple 26 Eylül 1960'taki konuşma, geçmişe dönük olarak yalnızca süresi ile değil, ABD-Küba ilişkilerinde yaşanan uzun süreli çatışmanın ilk belirtisi olarak da hatırlanmaktadır. Castro, kürsüde konuşmasını kısa tutacağı sözü vererek sahneye çıkmıştı.
Ancak 4 saat 29 dakika sonra kürsüden ayrıldığında hem siyasi mesajlarını iletmiş hem de BM Genel Kurulu tarihine geçen bir rekora imza atmıştı.