Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

İsrail'in Afrika'daki güvenlik etkisi büyüyor

İsrail’in Afrika’daki güvenlik etkisi, eski askerler ve özel şirketler aracılığıyla artıyor.

DÜNYA 28.09.2026 17:36 Haber Editörü 744 okuma Okuma Süresi: 4 dk
İsrail'in Afrika'daki güvenlik etkisi büyüyor
Paylaş:
N

Al Araby, son 15 yıl içinde Afrika'daki güvenlik alanında önemli değişimlerin gerçekleştiğini raporladı. Kıtanın birçok ülkesinde geleneksel askeri iş birliklerinin yanı sıra, özel güvenlik şirketleri, eski askerler, savunma teknolojisi firmaları ve ticari aracılar giderek daha fazla rol almaya başladı.

Bu dönüşüm, bazı güvenlik işlevlerinin devlet organlarından özel sektöre kaymasını sağlarken, “özelleştirilmiş güvenlik diplomasisi” olarak tanımlanabilecek bir durumu ortaya çıkardı. Al Araby’nin analizine göre, İsrail’in Afrika’daki güvenlik varlığı; askeri eğitim, danışmanlık, siyasi liderlerin güvenliği, silah ve ekipman tedariki, bakım hizmetleri, gözetleme sistemleri ile siber teknolojilere kadar geniş bir yelpazeye yayılmaktadır.

İsrail Savunma Bakanlığı'nın verilerine göre, ülkenin 2025 yılına kadar savunma ihracatının yaklaşık 19,2 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ancak, Afrika’nın bu ihracattaki payı sadece yüzde 2 civarında kalmaktadır. Buna rağmen, İsrail’in Afrika üzerindeki etkisi yalnızca silah satışlarının büyüklüğüyle değerlendirilemez.

Eğitim ve danışmanlık gibi daha uzun süreli ilişkiler de bu etkinin oluşmasına katkıda bulunmaktadır.

KAMERUN’DAKİ İSRAİLLİ UZMANLARIN ROLÜ

Al Araby, Kamerun’u İsrailli eski askerlerin güvenlik alanındaki etkisinin gözlemlenebileceği dikkat çekici bir örnek olarak gösterdi. Kamerun’un elit askeri birliklerinden Hızlı Müdahale Taburu’nun (BIR) gelişiminde eski İsrailli subay Abraham Avi Sivan’ın eğitim ve organizasyon konusundaki katkıları büyük önem taşıdığı ifade edildi. Sivan’ın 2010’daki vefatının ardından, emekli İsrailli General Mayer Heres’in danışmanlık faaliyetlerine devam ettiği aktarıldı.

Heres, sonrasında Kamerun Cumhurbaşkanı Paul Biya’nın güvenlik danışmanı olarak BIR ve Cumhurbaşkanlığı Muhafızları üzerindeki etkisini sürdürmüştür.

GİNE’DE ÖZEL ŞİRKETLERİN ETKİSİ

Al Araby, Gine’de ise özel güvenlik şirketlerinin daha belirgin bir biçimde öne çıktığını belirtti. Emekli General Israel Ziv tarafından kurulan Global CST’nin, 2009 yılında Moussa Dadis Camara döneminde Cumhurbaşkanlığı Muhafızlarını eğitmek ve donatmak için yaklaşık 10 milyon dolarlık bir anlaşma yaptığı ifade edildi.

Ancak SIPRI verilerine göre, bu şirketin faaliyet izni yalnızca Gine’nin güvenlik ihtiyaçlarını incelemekle sınırlıydı; bu durum, sözleşmenin kapsamının İsrail Savunma Bakanlığı'nın müdahalesine neden olduğunu gösteriyor. Bu örnek, özel bir İsrail şirketinin faaliyetleri ile İsrail devletinin resmi politikalarının eş tutulamayacağını da göstermektedir.

GÜVENLİK VE STRATEJİK KAYNAKLAR

Afrika’daki özel güvenlik faaliyetleri, yalnızca siyasi liderlerin ve askeri birliklerin korunmasıyla sınırlı kalmamaktadır. Ayrıca, altın, elmas, kobalt, bakır madenleri ile petrol, doğalgaz sahaları, limanlar, enerji tesisleri ve telekomünikasyon altyapıları da güvenlik hizmetlerinin kapsamına girmektedir.

Al Araby, stratejik kaynakların bulunduğu bölgelerde özel güvenlik şirketlerinin varlığının, yatırımcılar için koruma sunduğu ancak aynı zamanda egemenlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik konularında soru işaretleri doğurduğunu belirtti. Demokratik Kongo Cumhuriyeti de güvenlik ile stratejik kaynakların kesiştiği önemli bir örnek olarak ifade edilmektedir.

Reuters’in Şubat 2026’da yayımladığı bir habere göre, İsrailli askeri danışmanların iki özel kuvvet taburunu eğittiği belirtilmiştir. Bununla birlikte, Al Araby, mevcut bilgilerin bu danışmanların doğrudan madenleri koruduğunu veya çatışmalara katıldığını göstermediğini vurgulamaktadır.

ŞİFRELEME VE SİBER TEKNOLOJİ

İsrail’in Afrika’daki güvenlik etkisinin en önemli yeni yönlerinden biri teknoloji alanında ortaya çıkmaktadır. Gözetleme sistemleri, iletişim teknolojileri, insansız hava araçları, veri analizi ve siber güvenlik çözümleri, güvenlik ilişkilerinin giderek daha büyük bir kısmını oluşturmaktadır.

İsrail’in 2025 savunma ihracatında gözetleme ve optik sistemlerin yüzde 22, insansız hava araçlarının yüzde 4, istihbarat ve siber güvenlik sistemlerinin de yüzde 2 pay aldığı belirtilmektedir. Bu tür sistemlerin sürekli eğitim, bakım ve güncellemeye ihtiyaç duyması, tedarikçi ülke veya şirketlerle uzun süreli bağımlılık ilişkileri oluşturabileceğini ortaya koymaktadır.

Haberde, İsrail merkezli NSO Group tarafından geliştirilen Pegasus casus yazılımına da dikkat çekilmektedir. Uluslararası Af Örgütü’nün 2021 verilerine göre, Ruanda bağlantılı bir hedefleme sürecinde gazeteciler, muhalifler, aktivistler, siyasetçiler ve diplomatlara ait 3 bin 500’den fazla telefon numarasının potansiyel hedef listesinde yer aldığı aktarılmıştır.

Ancak, Al Araby, bir telefon numarasının listede yer almasının, cihazın gerçekten Pegasus tarafından ele geçirildiğinin teknik olarak kanıtlanmadığını belirtmektedir.

AFRİKA’DA ÇOK TARAFLI NÜFUZ MÜCADELESİ

Al Araby, İsrail’in kıtadaki güvenlik faaliyetlerinin daha geniş bir uluslararası rekabet çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmektedir. ABD, Rusya, Çin ve Türkiye gibi ülkelerin de askeri eğitim, silah satışı, savunma teknolojileri ve ekonomik ortaklıklar yoluyla Afrika’daki etkilerini artırma çabası içerisinde olduğunu aktarmaktadır.

Bu nedenle, İsrail’in kıtadaki faaliyetlerinin tek başına ve bağımsız bir olgu olarak değil, Afrika’daki çok taraflı nüfuz mücadelesinin bir parçası olarak ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Al Araby, İsrail ile bağlantılı güvenlik ve teknoloji faaliyetlerinin, Arap dünyası açısından en hassas bölgelerden biri olan Afrika Boynuzu, Kızıldeniz ve Babülmendep çevresinde özellikle öne çıktığını belirtmektedir.

Bu bölgelerdeki güvenlik sistemlerine ve bilgi ağlarına erişimin stratejik önem taşıdığı ifade edilmiştir. Ancak, Al Araby, İsrailli güvenlik şirketlerinin faaliyetlerinin doğrudan deniz güvenliğini veya Afrika ülkelerinin Filistin gibi Arap meselelerine yönelik siyasi tutumlarını değiştirdiğine dair bağımsız kanıtların gerektiğinin altını çizmektedir.

ÖZEL ŞİRKETLER VE DEVLET POLİTİKALARI

Al Araby’nin analizinde öne çıkan önemli bir nokta, İsrailli özel şirketlerin faaliyetleri ile İsrail devletinin resmi politikalarının otomatik olarak aynı kabul edilmemesi gerektiğidir. Özel şirketlerin ticari sözleşmeler ve ekonomik çıkarlarla hareket ettiği, devletlerin ise daha kapsamlı diplomatik ve stratejik hesaplarla politika oluşturduğu ifade edilmektedir.

Bunun yanı sıra, yabancı şirket ve uzmanların uzun süreli eğitim, teknoloji, bakım ve güvenlik danışmanlığı sağlamasının Afrika ülkelerinde dışa bağımlılık, veri güvenliği, şeffaflık ve egemenlik gibi sorunları gündeme getirebileceği vurgulanmaktadır.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Ziraat Bankası, Tera Yatırım'a 585 milyon TL teminat sağladı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Ziraat Bankası, Tera Yatırım'a 585 milyon TL teminat sağladı
WhatsApp
İhbar Hattı