Gazze Şeridi’ne ait güncel uydu görüntüleri, bölgede saldırılardan önceki yapıların büyük oranda yok olduğunu gösterdi. Al Jazeera’nın Google Maps üzerinden yaptığı inceleme, Gazze’nin birçok yerinde sadece moloz yığınlarının kaldığını ortaya koydu. Bazı mahalleler arasındaki mesafeyi belirlemek dahi zorlaştı.
Ana yolların silik izleri, yoğun yerleşim alanlarının bulunduğu bölgelerde nadiren görülen birkaç yapı ile sınırlı kaldı. Birleşmiş Milletler Uydu Merkezi’nin (UNOSAT) 11 Ekim 2025 tarihli raporuna göre, Gazze genelindeki yapıların yaklaşık yüzde 81’i çeşitli şekillerde hasar gördü.
Bu analizde, tam olarak yıkılan 123 bin 464 yapının yanı sıra, 198 bin 273 yapının değişik düzeylerde zarar gördüğü ifade edildi. Gazze’nin en güneyindeki Refah, savaş süresince yüz binlerce yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı başlıca yerleşim alanı olarak öne çıktı.
İsrail ordusunun Mayıs 2024’te bölgede başlattığı operasyonlar neticesinde, yaklaşık 1 milyon kişi Refah’ı terk etmek zorunda kaldı. Yerinden edilmiş kişilerin büyük bölümü, Han Yunus ve Gazze’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah’a yöneldi. Refah’ın batısındaki Tel es-Sultan mahallesi, uydu görüntüleriyle ortaya çıkan en ağır yıkım bölgelerinden biri oldu.
Daha önce yoğun yapılaşmanın olduğu bu alanda çok sayıda bina tamamen ortadan kaybolmuş durumda.
EL-MEVASİ ÇADIR KENTİNE DÖNÜŞTÜ
Refah ve Han Yunus kıyı şeridi boyunca yer alan El-Mevasi, savaş öncesi tarım alanları ve seyrek yerleşimlerin bulunduğu bir bölgeydi. İsrail yönetimi, savaşın başladığı dönemde El-Mevasi’yi “insani bölge” ilan ederek yerinden edilmiş Filistinlileri buraya yerleştirmeyi hedefledi. Uydu görüntüleri, önceden büyük ölçüde boş olan bu alanın şimdi çadırlarla kaplandığını gösteriyor.
Bu çadırlarda barınan ailelerin çoğunun, savaş esnasında birden fazla kez yerinden edildiği bildiriliyor. Gazze’nin güneyindeki Han Yunus, saldırılardan en fazla etkilenen bölgelerden biri olarak dikkat çekiyor. UNOSAT’ın Temmuz 2025 değerlendirmesi, Han Yunus ve Refah’ın yapı hasarlarının en hızlı arttığı alanlar arasında olduğunu ortaya koydu.
Han Yunus’ta yeni hasar gören yapı sayısının 5 bin 865 olduğu tespit edildi. Al Jazeera’nın Ekim 2025 verilerine göre, Han Yunus vilayetindeki hasar gören yapı sayısı 51 binin üzerine çıktı. Bölgenin önde gelen ibadet yerlerinden biri olan Endonezya İstiklal Camisi de savaşta yıkılan yapılar arasında yer aldı.
GAZZE LİMANI AĞIR HASAR ALDI
Gazze kentindeki yıkımın en belirgin olduğu yerlerden biri, Gazze Limanı oldu. Önceden yaklaşık 110 bin kişinin geçimine doğrudan veya dolaylı katkı sunduğu balıkçılık sektörü merkezi olan liman, saldırılar sırasında ağır hasar aldı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), limandaki balıkçı teknelerinin büyük kısmının çalışamaz hale geldiğini belirtti.
UNOSAT’ın Eylül 2025 değerlendirmesine göre Gazze kentinde yapıların yaklaşık yüzde 83’ü zarar gördü ve 41 bin 221 yapı hasarlı olarak kaydedildi. Gazze’nin kuzeyi, savaş süresince tekrar eden askeri operasyonların ve zorunlu tahliyelerin odak noktası oldu. Beyt Lahiya, Cebaliye ve çevresindeki yerleşim alanlarında geniş bölgelerin yerle bir olduğu gözlemlendi.
Gazze’deki en büyük mülteci kampı olan Cebaliye Mülteci Kampı da büyük yıkıma uğradı. Uydu görüntülerinde bazı yapıların tamamen yıkıldığı gözlemleniyor. Al Jazeera, Kuzey Gazze’de tarım arazilerinin de büyük ölçüde tahrip olduğunu bildirdi.
YAKLAŞIK 200 BİN YAPI HASAR GÖRDÜ
UNOSAT’ın 31 Ekim 2025’te yayınladığı değerlendirmeye göre, 123 bin 464 yapı tamamen yıkılırken, 17 bin 116 yapı ağır, 33 bin 857 yapı orta düzeyde hasar aldı. Olası hasarlı yapılar da dahil edildiğinde toplam 198 bin 273 yapı hasar görmüş oldu. Aynı değerlendirmeye göre, yaklaşık 320 bin 622 konut birimi zarar gördü.
Al Jazeera’nın 29 Eylül 2026 tarihli haberinde, UNRWA verilerine göre Gazze’deki yapıların yaklaşık yüzde 82’sinin hasar gördüğü ve hasar gören yapıların üçte ikiye yakın bir kısmının tamamen yıkıldığı belirtilmişti.
Haberde ayrıca, 7 Ekim 2023’ten itibaren 74 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği ve 175 binden fazla kişinin yaralandığı ifade edilmiş, enkaz altında kalan ve kaybolan kişilerin sayısı nedeniyle gerçek can kaybının daha yüksek olabileceği vurgulanmıştı.