L’Oréal Türkiye, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu iş birliğiyle yürüttüğü Bilim Kadınları İçin Programı’nın 24. yılı dolayısıyla dört bilim kadınının araştırmalarını destekleme kararı aldı. Bu desteklerle birlikte, Türkiye’de program kapsamında desteklenen bilim kadını sayısı 132’ye ulaştı.
Bu yıl desteklenen bilim insanları arasında Doç. Dr. Belgin Sever, ALS hastalığı için yeni ilaç adayları üzerinde çalışırken, Doç. Dr. Çiğdem Toparlı yenilenebilir enerjinin depolanması amacıyla uzun ömürlü çinko-hava pilleri geliştiriyor.
Ayrıca, Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan taşınabilir kâğıt tabanlı analiz sistemleri üzerine araştırmalar yaparken, Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın ise dişin canlı dokusunun iyileşme potansiyeli üzerine çalışmalar yürütüyor. L’Oréal Türkiye, kuruluşunun 40. yılında bilimsel araştırmalara yönelik yeni iş birlikleri oluşturmayı hedefliyor.
Bu kapsamda, Türkiye’nin ilk endometriozis hasta dayanışma derneği olan EndoTürkiye ile iş birliği yaparak kadın sağlığıyla ilgili sorunların daha fazla gündeme alınmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Aynı zamanda, farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getirmek için Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nı hayata geçirmeye yardımcı oluyor.
Bilim Kadınları İçin Programı, kadın bilim insanlarının araştırmalarını sürdürmeleri ve bu çalışmalarını geniş kitlelere ulaştırmaları adına önemli bir destek sağlıyor. Türkiye’de bu programdan bugüne kadar yardım alan 100’den fazla kadın bilim insanı, akademik hayatlarına profesör ya da doçent olarak devam etmekte.
L’Oréal Türkiye, bu programın uygulandığı ülkeler arasında en fazla katkı sağlayan ilk beş ülkeden biri olarak öne çıkıyor. L’Oréal Vakfı ile UNESCO’nun 28 yıl önce başlattığı bu küresel program ise dünya çapında 5 binden fazla kadın bilim insanına destek vermiştir. Uluslararası Mükemmellik Ödülü’ne layık görülen 142 bilim insanından 7’si ise daha sonra Nobel Ödülü'nü kazanmıştır.
L’Oréal Türkiye, EndoTürkiye iş birliğiyle oluşturulacak Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’na destek vermeye devam ediyor. Bu platform, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile endometriozis araştırmacılarını, aynı zamanda beslenme, fizyoterapi, psikoloji, psikiyatri, radyoloji, moleküler biyoloji, genetik ve biyomedikal mühendisliği dalındaki uzmanları bir araya getirmeyi hedefliyor.
Kadın sağlığı konusunda güvenilir bilgi arayan bireylerin de bilimsel çalışmalara ve uzman görüşlerine bu platform aracılığıyla erişim sağlaması amaçlanıyor. Kadın sağlığı araştırmalarına yönelik kaynakların sınırlı olması, bu alanda yapılması gereken araştırma ihtiyaçlarını ortaya koymaktadır.
ABD Ulusal Bilimler, Mühendislik ve Tıp Akademileri’nin yaptığı bir analiz, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin 2013-2023 döneminde kadın sağlığı araştırmalarına ayırdığı araştırma hibelerinin toplam bütçe içindeki oranının yüzde 8,8 olduğunu gösteriyor. Bu bütçenin artmasına rağmen, kadın sağlığı araştırmalarındaki hibelerin yüzdesinin azaldığı dikkat çekmektedir.
Endometriozis, kadın sağlığı alanında araştırma ve bilgi paylaşımına duyulan ihtiyacı gözler önüne seren önemli bir konu olarak gösterilmektedir. Dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadını etkileyen bir hastalığın, tanı süreci yıllar alabiliyor. Türkiye'de 15 binden fazla kadınla gerçekleştirilen bir araştırma sonuçlarına göre, endometriozis tanısı konulan kadınların ortalama olarak dört farklı hekime başvurması gerekiyor.
İlk hastane ziyaretinin ardından gerçek tanının konulması için yaklaşık dört yıl bekleniyor. Katılımcıların yüzde 63'ü, yaşadıkları ağrı ve belirtilerin ciddiye alınmadığını ifade ederken, yaklaşık yüzde 78'i ise tedavi masrafları nedeniyle ekonomik güçlük çektiğini vurguluyor.
Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı, bu sorunların görünür hale getirilmesi, uzmanlar arasında bilgi alışverişinin artırılması ve farklı alanlardan araştırmacıların iş birliği yapmasına imkan tanınması amacıyla oluşturuldu.
L'ORÉAL TÜRKİYE ÜLKE GENEL MÜDÜRÜ VANYA PANAYOTOVA'NIN AÇIKLAMALARI
L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, "L’Oréal, 117 yıl önce bir bilim insanının geliştirdiği yenilikle doğdu. Bugün her yıl araştırma ve geliştirmeye yaklaşık 1 milyar Euro yatırıyoruz, dünya genelindeki araştırma merkezlerimizde 4 binden fazla bilim insanıyla birlikte çalışıyoruz. Bilim, varoluşumuzun temelidir.
Ancak dünyada her üç araştırmacıdan yalnızca biri kadın. Bilimin tüm potansiyeline ulaşabilmesi için kadınların bu alanda eşit şekilde yer alması gerekiyor. Türkiye’de 24 yıldır yürüttüğümüz Bilim Kadınları İçin Programı aracılığıyla bugüne kadar 132 bilim kadınına destek sağladık.
Bu çalışmalar, bilime ilgi duyan genç kızlara bu yolculuğun mümkün olduğunu gösteriyor" dedi.
İREM KARAODA TANRIKULU'NUN AÇIKLAMALARI
L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü ve Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu, "Bilim Kadınları İçin Programı’nı 24 yıldır sürdürürken, her yıl desteğimizi nasıl daha ileri taşıyabileceğimize ve bilim kadınlarına yeni fırsatlar yaratmaya odaklandık. Türkiye’deki 40. yılımızda bu yaklaşımı yeni bir iş birliği ile daha ileriye götürüyoruz.
EndoTürkiye ile birlikte desteklediğimiz Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı, yeterince araştırılmamış kadın sağlığı sorunlarını görünür kılmayı, disiplinler arası iş birliğini teşvik etmeyi ve bilimsel bilgilerin daha hızlı paylaşımını sağlamayı amaçlıyor. Uzun vadede daha erken tanı ve daha etkili yaklaşımlar geliştirmeyi, kadınların yaşam kalitesini iyileştirecek çözümler sunmayı hedefliyoruz.
Bu yıl desteklediğimiz dört bilim kadını başta olmak üzere, tüm bursiyerlerimizi ve kadın sağlığına farklı alanlardan katkı sağlayan araştırmacıları bu ortak çabanın bir parçası olmaya davet ediyorum" şeklinde konuştu. ALS ise, kas hareketlerini kontrol eden sinir hücrelerinin zamanla zarar gördüğü, tedavi seçeneklerinin oldukça sınırlı olduğu ilerleyici bir hastalık olarak tanımlanıyor.
Projeye dahil edilen çalışmalarda, ALS’nin bazı türlerinde hücre içinde birikerek sinir hücrelerine zarar veren mutant SOD1 proteinini hedef alan yeni ilaç adayı moleküllerin geliştirilmesi planlanıyor. Tasarlanan moleküller, öncelikle bilgisayar ortamında değerlendirilerek en umut verici adaylar laboratuvar ortamında üretim aşamasına geçilecek ve ALS hücre modelleri üzerinde test edilecektir.
Bu çalışma, sinir hücrelerini koruyacak ve hastalığa yol açan süreçleri engelleyebilecek yeni tedavi yöntemlerine bilimsel bir altyapı sağlamayı amaçlamaktadır.
DOÇ. DR. ÇİĞDEM TOPARLI'DAN AÇIKLAMALAR
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Çiğdem Toparlı, güneş ve rüzgâr enerjisinden kesintisiz faydalanmanın, elde edilen fazla elektriğin güvenli bir şekilde depolanması ile mümkün olacağını ifade etti. Projede, yenilenebilir enerji santrallerinde kullanılabilecek su bazlı ve yanıcı olmayan çinko-hava pillerinin daha uzun ömürlü ve verimli hale getirilmesi hedeflenmektedir.
Bu amaç doğrultusunda, pilin enerji depolayan çinko kısmı, kullanım sırasında oluşan aşınmayı ve pil ömrünü kısaltan düzensiz birikimlerin azaltılması için yeniden tasarlanacaktır. Çalışma, daha erişilebilir hammaddeler kullanarak güvenli ve sürdürülebilir enerji depolama teknolojileri geliştirmeyi ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflemektedir.
DOÇ. DR. TUĞÇE NİHAL GEVREK CİVAN'IN PROJESİ
Gebze Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan, düşük maliyetli filtre kâğıdını taşınabilir bir test platformuna dönüştürmeyi amaçlayan bir projede yer almaktadır. Kâğıdın yüzeyi, özel bir polimer tabakasıyla kaplandıktan sonra ultraviyole (UV) ışıkla yalnızca belirli bölgeler aktif hale getirilecek ve enzimlerin bu bölgelere seçici olarak bağlanması sağlanacaktır.
Böylece yalnızca istenen alanlara biyolojik işlev kazandırılması mümkün olacaktır. Bu yöntem, gelecekte aynı platformun değişik bölgelerine farklı biyolojik işlevler kazandırarak aynı anda birden fazla analiz yapma olanağı sağlayabilecektir. Ayrıca, bu teknolojinin biyosensörler aracılığıyla çevresel analiz ve gıda güvenliği gibi alanlarda kullanılabilecek taşınabilir ve düşük maliyetli sistemlerin geliştirilmesine zemin oluşturması beklenmektedir.
PROF. DR. ZELİHA UĞUR AYDIN'IN ARAŞTIRMALARI
Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nden Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın, derin çürükler veya travma sonrası uygulanan tedavi yöntemlerinin bazı dişlerde başarılı olurken, bazılarında iltihaplanma devam etmesinin nedenlerini araştırmaktadır. Proje, bu farklılığın sebeplerini dişin içindeki canlı dokunun iyileşme sürecine odaklanarak incelemektedir.
Çalışmada, dişin canlı dokusunda bulunan fibroblast adı verilen destek hücrelerinin, iltihap ve oksijen eksikliği koşullarında kök hücrelerin onarım kapasitesini nasıl etkilediği araştırılacaktır. CRISPRi yöntemi ile belirli genlerin faaliyetleri geçici olarak durdurularak, iyileşmede hangi biyolojik mekanizmaların belirleyici olduğuna dair veriler elde edilmeye çalışılacaktır.
Elde edilen bulguların, gelecekte dişin canlı dokusunu koruyan ve kendi kendini onarma yeteneğini artıran daha etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlaması öngörülmektedir.