İktisatçı Mahfi Eğilmez, kişisel blogunda yayımladığı yazıda döviz açık pozisyonlarına dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Eğilmez, bir şirketin döviz cinsinden borç taşımasının tek başına risk oluşturmadığını, asıl riskin döviz yükümlülüklerinin döviz gelirlerini aşmasıyla ortaya çıktığını ifade etti.
Bir şirketin 100 milyon dolarlık döviz borcuna karşılık 30 milyon dolar döviz geliri olması durumunda 70 milyon dolarlık net döviz açığı oluşacağını belirten Eğilmez, kurun yükselmesi durumunda borcun Türk Lirası karşılığının artacağını ve gelirlerin aynı oranda artmaması halinde şirket bilançosunun olumsuz etkilenebileceğini belirtti.
Eğilmez, tek bir şirket açısından yönetilebilir olabilecek döviz riskinin, çok sayıda şirketin aynı anda döviz açık pozisyonu taşımaları halinde makroekonomik riske dönüşebileceğini vurguladı.
KUR ARTISININ ETKİLERİ
Kur artışlarının şirket bilançolarını bozabileceğine, kredi riskini artırabileceğine ve yatırımlar ile istihdam üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çeken Eğilmez, Türkiye’nin 2001 krizinde benzer bir mekanizmanın etkilerini yaşadığını hatırlattı.
2001 krizinde bankacılık sektörünün döviz açık pozisyonunun önemli bir kırılganlık unsuru olduğunu ifade eden Eğilmez, BDDK verilerine göre bankaların döviz pozisyonu açığının 19 Şubat 2001 itibarıyla 15,2 milyar dolar olduğunu aktardı.
Dalgalı kur sistemine geçilmesinin ardından Türk Lirası’ndaki sert değer kaybının bankaların bilançolarını olumsuz etkilediğini belirten Eğilmez, yüksek faiz, likidite sıkıntıları ve bankacılık sektöründeki yapısal sorunların da krizin derinleşmesinde rol oynadığını açıkladı.
GÜNÜMÜZDEKİ DÖVİZ AÇIK POZİSYONU
Eğilmez, 2001 krizinden çıkarılması gereken derslerden birinin döviz riskinin bilançolarda birikmesine rağmen kur şoklarıyla birlikte finansal sistem üzerinden ekonominin geneline yayılabilmesi olduğunu değerlendirdi. Eğilmez, günümüzde bankacılık sisteminin 2001 döneminden farklı bir yapıda olduğunu ancak bu kez reel sektör şirketlerinin döviz açık pozisyonunun dikkat çekici seviyeye ulaştığını belirtti.
TCMB'nin Temmuz 2026 verilerine göre reel sektör firmalarının 190,4 milyar dolarlık döviz varlığına karşın 401,2 milyar dolar döviz yükümlülüğü bulunuyor. Buna göre sektörün net döviz pozisyonu açığı 210,8 milyar dolar seviyesinde. Eğilmez, 210,8 milyar dolarlık net açığın tek başına bir kriz göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Şirketlerin döviz gelirlerinin, ihracat performanslarının, döviz varlıklarının, borçların vadesinin ve kur riskinden korunmak için kullanılan araçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Buna rağmen reel sektörün döviz açığının yakından takip edilmesi gereken bir gösterge olduğunu kaydetti. Eğilmez’e göre temel risk, şirketlerin kurda yaşanabilecek yükseliş karşısında döviz cinsinden borçlarını çevirebilme ve ödeme kapasitesiyle ilgilidir.