COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın konferans salonunda düzenlenen Sıfır Atık'tan COP31'e: Türkiye'nin İklim Diplomasisi panelinin açılışında önemli açıklamalarda bulundu. Açılışta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi'nin insanlığa yeni bir çağrı yaptığını vurguladı.
Bu çağrının doğa ve insanın birlikte hareket etmesi gerektiği mesajını taşıdığını belirten Kurum, Anadolu kültürünün israfı reddeden bir anlayışa sahip olduğunu ifade etti. Bakan Kurum, Sıfır Atık hareketinin ülkemizde büyük bir seferberliğe dönüştüğünü, bu hareketin bireylerden topluma kadar yayıldığını dile getirdi. Çocukların öğrendiklerini ailelerine taşıdığını ve ailelerin de alışkanlıklarını değiştirdiğini aktardı.
Kamu otoritesi olarak okullardan işletmelere kadar geniş bir uygulama alanı oluşturduklarını hatırlatan Kurum, bu sayede kaynakları koruyarak enerji ve su tasarrufu sağladıklarını, sera gazı salınımını azalttıklarını kaydetti. Bakan Kurum, 2017 yılında yüzde 13 olan geri kazanım oranının 2025 yılı itibarıyla yüzde 37'ye ulaşmasını hedeflediklerini bildirdi.
Bu süreçte 90 milyon ton atığın geri kazanıldığını ve ekonomiye yaklaşık 365 milyar lira katkı sağlandığını ifade etti. Ayrıca, Depozitolu Ambalajlar Sistemi ile 520 milyon ambalajın ekonomiye yeniden kazandırıldığını vurguladı. Kurum, Sıfır Atık hareketinin yerel bir deneyim olmanın ötesinde, küresel bir başarının ve iklim diplomasisinin ortak çalışma dili olduğunu belirtti.
Bu bağlamda, Sıfır Atık hareketinin yayılması için büyük emek harcayan Emine Erdoğan'a şükranlarını sundu. İklim krizinin gezegeni yaşanmaz hale getirebileceği uyarısında bulunan Kurum, mevcut siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkların COP31'e hazırlanmada önemli bir faktör olduğunu söyledi. Bakan Kurum, dünyadaki büyük sarsıntılara ve savaşların neden olduğu göçlere dikkat çekerek, insanlığın belirsizlikler içinde sıkıştığını ifade etti.
Ancak bu siyasi ve ekonomik problemler geçici olduğunu, asıl kalıcı sorunun iklim krizi olduğunu vurguladı. İnsanlık ve doğa, tehlikeli bir yolda ilerlemekte. İklim krizinin gezegenimizi yaşanmaz hale getirme riski, en büyük tehditlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Önceki gece, Antalya'da meydana gelen şiddetli hortum, birçok ilçede büyük yıkımlara neden oldu. Bu olayda maalesef dört vatandaşımız hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, Antalya halkına da sabır diliyorum.
Bizler, Akdeniz havzasında bulunmamız nedeniyle iklim krizinin olumsuz etkilerine en fazla maruz kalan ülkelerden biriyiz. Bu nedenle, bu durumu dikkate alarak yaşam tarzımızı değiştirmeli ve gerekli önlemleri almalıyız. Kentsel dönüşümü bir milli güvenlik meselesi olarak değerlendiren Bakan Kurum, yaşanan olaylardan edindikleri dersleri, sahada elde ettikleri tecrübeleri ve geliştirdikleri çözümleri Antalya'da dünya ile paylaşacaklarını ifade etti.
COP31 Başkanı Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelenin etkili bir diplomasi gerektirdiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Barışa giden en kısa yol, yapıcı diyalog ve diplomasidir" sözlerini hatırlatan Bakan Kurum, bu bağlamda ülkelerin imkanları, ihtiyaçları ve iklim krizi konusundaki sorumluluklarının farklı olduğunu vurguladı.
Bakan Kurum, kuraklıkla başa çıkmaya çalışan bir ülkenin ve yükselen deniz seviyeleri sebebiyle kaygı duyan bir ada devletinin de Antalya'da sesini duyurmak istediğini belirtirken, COP31 için bu anlayışla hazırlandıklarını ve yol haritalarını diyalog, uzlaşı ve eylem olarak belirlediklerini ifade etti.
Diyalog ile ülkelerin ihtiyaçlarını belirleyecek, bu alanda oluşturdukları yol haritası doğrultusunda hareket edecek, iradeyi güçlendirecek ve somut sonuçlar elde edeceklerini dile getirdi. Antalya'da kurulacak her bir masanın, dünyanın farklı yerlerinde çözüme ulaşan ihtiyaçlara yanıt vereceğini umduklarını belirtti.
Bakan Kurum, COP31 için yıl boyunca hem yurt içinde hem de yurt dışında kapsamlı bir hazırlık süreci yürüttüklerini ve bu çerçevede 51 ziyaret gerçekleştirdiklerini, 16 uluslararası zirveye katıldıklarını açıkladı.
Bu temaslarda, ülkelerin ihtiyaçlarını ve işbirliklerinin neler olabileceğini konuştuklarını ifade eden Bakan Kurum, Antalya'da yapılacak bu toplantıların, yıl boyunca dinleme ve yürütülen iklim diplomasisinin sonuçlarıyla gerçekleşeceğini söyledi. Türkiye olarak COP31'de dünyaya "Şimdi uygulama zamanıdır" mesajını vereceklerini aktaran Bakan Kurum, sözlerine şu şekilde devam etti: "Gündelik krizlerin gürültüsü, asıl gerçeğin sesini bastırmamalı. Dünyamızın yarınını karanlıkta bırakmamalıyız.
İklim krizinin yıkıcı sonuçları günlük hayatımızda hissediliyorsa, iklim hedeflerinin sonuçlarının da görünür olması gerektiğini vurgulayacağız. Elbette COP31 başkanlığı olarak, yaptığımız her çağrının arkasında duracağımızı da belirtmek isterim. Türkiye olarak hedeflerimizi belirledik ve taahhütlerimizi ortaya koyduk."
Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için yatırımları hızlandırmak ve işbirliklerini geliştirmek gerektiğine dikkat çeken Bakan Kurum, COP31'in uygulama COP'u olarak belirlenen 10 önceliği ele alacaklarını ifade etti. Gıda güvenliği, su kaynakları ve toprak korunumu konularında yapılan açıklamalarda, sıfır atığın ilk öncelik olduğunu ve bu konunun müzakerelerde önemli bir yer tutacağını dile getirdi.
Bakan Kurum, 2035 yılına kadar küresel belediye atık üretiminde beklenen artışın en az yarı yarıya azaltılması hedefinin belirlendiğini, ayrıca döngüsel malzeme kullanım oranının bu tarih itibarıyla en az yüzde 15'e ulaşabilmesi için ortaklıkların teşvik edileceğini söyledi.
Denizlerin ve okyanusların korunmasına yönelik olarak, kirliliğin kaynağında önlenmesine yönelik stratejiler geliştirdiklerini belirten Bakan Kurum, kıyıların dayanıklılığının artırılmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü kaydetti. Ayrıca, iklim değişikliğine karşı dayanıklı tarımı yaygınlaştırma çabası içinde olduklarını vurguladı. Bakan Kurum, Türkiye'nin binaların enerji tüketim yoğunluğunu 2035 yılına kadar en az yüzde 25 azaltma hedefi bulunduğunu belirtti.
İLBANK tarafından yürütülen SURFF Projesi ile şehirlerin altyapı ihtiyaçlarının finansman açısından hazır yatırım projelerine dönüştürülmesinin amaçlandığını aktardı. Bu bağlamda, İklim Uygulama Köprüsü ile (BRİDGE) ülkelerin projelerini uygulanabilir hale getirmek için gerekli bağlantıların güçlendirileceğini ifade etti. Temiz enerji dönüşümünün hızlandırılacağına da dikkat çekti.
Küresel nihai enerji tüketiminde elektrifikasyonun payının 2035'e kadar yüzde 35'e ulaşması için işbirliklerinin güçlendirileceğini belirten Bakan Kurum, yeşil sanayileşme ile daha az kaynakla daha verimli üretim yapmayı hedeflediklerini belirtti. Türkiye'nin gücünü sergileyeceklerini ifade eden Bakan Kurum, COP31 başkanlığında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diyalog ve uzlaşı konusundaki kararlılığını sürdüreceklerini kaydetti.
Bakan Kurum, Türkiye'nin kıtalar arasında köprü kurma rolünü bir kez daha üstleneceğini ifade ederek, 85 lider ve yaklaşık 1,5 milyon misafiri ağırlama planlarını paylaştı. Sanatçılar, sergiler, konserler ve panellerle dünyanın dört bir yanından gelen misafirlere unutulmaz bir deneyim sunacaklarını belirtti.
Antalya'da mavi alandan yeşil alana geçişin simgesi olarak 1,1 milyon metrekarelik alanda Türkiye'nin gücünü sergileyeceklerini söyledi. Ülkenin barışçıl diplomasisinin COP31'e ilham vereceği inancını da dile getirdi. Diyalogla kurulmuş her masanın uzlaşı ve eyleme dönüşeceğini ifade eden Bakan Kurum, atılan her adımın çocuklara bırakılacak en büyük miras olacağını vurguladı.