İngiliz The Economist dergisi, Türkiye'de meydana gelen fon krizine dair bir analiz yayımladı. Analizde, bu kriz nedeniyle Türkiye'nin "gelişmekte olan piyasa" statüsünü kaybetme riski taşımakta olduğu vurgulandı. Dergi, son yıllarda yüksek getiriler sunan bazı yatırım fonları ve finans şirketlerinin, yatırımcıların para çekme taleplerini karşılamakta zorlandığını belirtti. Bu durumun, Borsa İstanbul'da sert satışlara yol açtığı ifade edildi.
BORSADA BÜYÜK DÜŞÜŞ
The Economist'in verilerine göre, 16 Eylül'de Borsa İstanbul'un ana endeksi yüzde 5'ten fazla geriledi. Yaşanan bu gelişmeler sonucunda yalnızca iki gün içinde yaklaşık 30 milyar dolarlık piyasa değeri silindi. Reuters'in aktardığına göre, BIST 100, söz konusu haftayı yüzde 8'in üzerinde kayıpla tamamlayarak, Mart 2025'ten bu yana en kötü haftalık performansını gösterdi.
Dergi, Türkiye'deki bazı fonların son yıllarda kaydettiği olağanüstü yükselişlere dikkat çekti. Örneğin, Tera'nın bir fonu üç yıl içinde yüzde 60 binden fazla yükselirken, Destek Finans Faktoring'in halka arzından 17 ay sonra hisseleri yaklaşık yüzde 7 bin değer kazanarak, Türkiye'nin ikinci en büyük halka açık şirketi haline geldi.
İlerleyen zamanlarda ise Tera ve bazı portföy yönetim şirketlerinin, yatırımcıların çıkış taleplerini karşılayamadığına dair iddiaların ortaya çıktığı belirtildi. Bazı şirketlerin “ponzi benzeri” yapılar yürüttüğü iddiaları da gündeme geldi.
DÜZENLEYİCİ KURUMLARIN CEVAPSIZLIĞI
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Tera Portföy'ün fonlarının tasfiyesi için Türkiye İş Bankası'nı, A1 Capital, Atlas, Bulls, Hedef, Pardus ve Pusula Portföy'ün fonları için ise Ziraat Bankası'nı görevlendirdi. SPK verilerine göre tasfiye kapsamındaki fon sayısının 131'e çıktığı ve bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcının payının bulunduğu kaydedildi.
Fonların toplam büyüklüğünün ise yaklaşık 18 milyar dolar seviyesinde olduğu belirtildi. The Economist, yabancı yatırımcıların krizin piyasanın tamamına yayılmadığı görüşünü benimsediğini aktardı. Aberdeen portföy yöneticisi Viktor Szabo, meydana gelen gelişmelerin Türkiye ekonomisinin geneline yayılmadığını ifade etti.
RBC BlueBay Asset Management'tan Timothy Ash ise Türkiye hisse piyasasını “Vahşi Batı” olarak nitelendirerek, yaşananların ardından düzenleyici ortama olan güvenin sorgulanacağını dile getirdi. Dergi, Türkiye'deki düzenleyici kurumların uyarı işaretlerine yeterince hızlı yanıt vermediğini ileri sürdü.
The Economist, SPK'nın ancak ağustos ayında fonların belirli hisselerde aşırı yoğunlaşmasını engellemeye yönelik yeni kurallar getirdiğini, bu durumun fon yöneticilerinin hisseleri satmasına ve fiyatların düşmesine yol açtığını belirtti. Öte yandan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in geçen yıldan bu yana borsadaki bazı işlemlere ilişkin uyarılarda bulunduğu ve yeni düzenlemelerin geleceğini açıkladığı hatırlatıldı.
Dergi, uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI'nın haziran ayında Türkiye piyasasına ilişkin uyarıda bulunduğunu da belirtti. Gerekli adımların atılmaması durumunda Türkiye'nin, gelişmekte olan piyasa statüsünden, “sınır piyasa” statüsüne düşme riski bulunduğu ifade edildi. Reuters, MSCI ve FTSE Russell'ın Türkiye piyasasında şeffaflık ve erişilebilirlik konularında endişelerini dile getirdiğini aktararak, bu durumun Türkiye'nin uluslararası itibarına zarar verebileceği uyarısını yaptı.
The Economist, Türkiye'de enflasyonun 2022'de yüzde 80'i aşmasının ardından yüksek seyrini koruduğunu ve bunun tasarruf sahiplerini alternatif yatırım araçlarına yönelttiğini vurguladı. Yüksek getiri beklentisinin deneyimsiz yatırımcıları son derece oynak hisselere ve fonlara çektiği belirtildi. Dergi, Türkiye'deki yatırımcıların fiyatların sürekli yükseldiği bir döneme alıştığını ancak hisse fiyatlarının her iki yönde de hareket edebileceğini ifade etti.
Ayrıca, bir hissenin yüzde 7 bin yükselmesinin kutlanacak bir gelişme olmadığını, bunun sorgulanması gerektiğini vurguladı. Türkiye'deki fon krizinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul'u küresel finans merkezi yapma hedefini olumsuz etkileyebileceği ifade edilirken, analistlerin yalnızca şüpheli fon yöneticilerinin cezalandırılmasının yeterli olmayacağını, düzenleyici kurumların neden daha erken müdahale etmediğinin de soruşturulması gerektiği aktarıldı.
Yabancı yatırımcılardan Türkiye ekonomisine yönelik çeşitli değerlendirmeler gelirken, Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan sistemin olumlu işlediğine dair açıklamalar geldi. Bakanlık, Türkiye'nin gri liste riski taşımadığını ve stratejik eksikliğinin bulunmadığının Finansal Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından açıkça tescil edildiğini duyurdu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, FATF'nın Türkiye'ye ilişkin değerlendirme raporunun, ülkenin stratejik bir eksikliğinin bulunmadığını ve gri liste riski taşımadığını net biçimde ortaya koyduğu belirtildi.