Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Brüksel'de gerçekleştirilen Türkiye-AB Üçüncü Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu Toplantısı'nın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Bolat, AB-Türkiye üst düzey ticaret diyaloğu ve 30 yıllık Gümrük Birliği'nin, karşılıklı ekonomik entegrasyon açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
Toplantıda Gümrük Birliği'nin uygulanması ve ticaretteki aksaklıkların yanı sıra birçok konunun ele alındığını aktaran Bolat, "Son derece yapıcı, verimli ve kapsamlı bir tartışma gerçekleştirdik." ifadelerini kullandı. AB ile Türkiye arasında köklü bir ortaklık bulunduğunu hatırlatan Bolat, yıllar içinde ekonomilerin iç içe geçtiğini dile getirdi. Bolat, "Yıllar içerisinde tedarik zincirlerimiz de iç içe geçti.
Özellikle Gümrük Birliği'nin başarılı bir şekilde uygulanması sayesinde bunlar mümkün oldu." dedi. Türkiye'nin artık yalnızca AB'nin bir ticaret ortağı değil, aynı zamanda Avrupa üretim ekosisteminin ve tedarik zincirinin vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulayan Bakan Bolat, otomotiv sektörünün başarılı entegrasyonunun en güzel örneği olduğunu belirtti.
Ayrıca, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağının AB olduğunu ve Türkiye'nin de AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı olduğunu hatırlattı. Bolat, Türkiye ve AB arasındaki yıllık toplam ticaret hacminin 205 milyar avroya ulaştığını belirterek, "Son 5 yıla baktığımızda Türkiye ve AB arasındaki toplam ticaret hacminin 900 milyar avroya ulaştığını söyleyebiliriz.
Bu, gerçekten çok ciddi bir ticaret hacmi." şeklinde konuştu. AB ve üye ülkelerinin bu gerçeği benimsemesi gerektiğini ifade eden Bolat, Türkiye'nin AB'nin yeni sanayi stratejilerine tamamen entegre edilmesi gerektiğini vurguladı. Bolat, "Türkiye, bu stratejilerin dışında bırakılmamalıdır." dedi.
Toplantı kapsamında mevcut sorunları çözmek ve yeni işbirliği fırsatlarını araştırdıklarını da belirten Bolat, Sefcovic ile geliştirdikleri işbirliği sayesinde ticaret diyaloğuna yeni bir ivme kazandırabildiklerini aktardı. Bolat, "Karşılıklı saygı ve açık iletişim temelinde kurulan diyaloğumuz, çözüm odaklı bu yaklaşımımız gerçekten kıymetli. İlişkilerimizin geleceği bakımından son derece kıymetli." ifadelerini kullandı.
Gümrük Birliği çerçevesindeki ticaret ve ekonomik ilişkilerin yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm çerçevesinde değerlendirildiğini hatırlatan Bolat, "Gümrük Birliği'nin uygulanması konusunda farklı alanlarda çalışmalar yürütüyoruz." dedi. Ticaret Bakanı Bolat, ortak zorluklarla başa çıkmak ve ekonomik entegrasyonu daha da artırmak için tüm sektörlerde benzer bir yaklaşım izlenmesi gerektiğini belirtti.
AB ve Türkiye'nin yeşil ile dijital dönüşümlerde ve döngüsel ekonomiye geçişte büyük bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Bolat, AB'nin bölgedeki en sağlam tedarik zincirlerini oluşturma olanağı bulunduğunu vurguladı.
Ayrıca, AB'nin Sanayi Hızlandırma Yasası ve Made in EU girişiminin Türkiye'nin otomotiv sektörü üzerindeki muhtemel etkileri hakkında, Türkiye ile AB arasında güçlü bir sanayi entegrasyonu olduğunu açıkladı. 30 yıldır devam eden Gümrük Birliği sayesinde özellikle otomotiv sektöründe iki tarafın karşılıklı bağımlılığının bulunduğunu aktardı.
Bolat, 205 milyar avroluk yıllık ticaretin yüzde 26'sının otomotiv ticaretinden geldiğini ve bu miktarın 55 milyar avroya denk geldiğini sözlerine ekledi. Türkiye'nin otomotiv sektöründe, AB'nin yatırımlarının önemli bir yer tuttuğunu ve Türkiye'deki otomotiv üretiminin yüzde 75'inin AB şirketlerine ve bu şirketlerin Türkiye'deki iştiraklerine ait olduğunu belirtti.
Bolat, hem araç hem de parça üretiminde Türkiye ve AB otomotiv sektörlerinin güçlü bir şekilde entegre olduğunu belirterek, otomotiv sektöründeki ilişkilere dikkat çekti. İlişkinin, Türkiye ile AB arasındaki entegrasyonun sürdürülebilir, dengeli ve kazan-kazan prensibine dayalı olduğunu vurguladı. Bu entegrasyonu çift şeritli bir yola benzeten Bolat, yalnızca tek yönde akış olmadığını ifade etti.
Bolat, iki tarafın da çıkarına olacak şekilde, Sanayi Hızlandırma Yasası ve Made in EU projesinin Türkiye'yi eşit bir ortak olarak değerlendirmesinin önemine değindi. AB Komisyonu Üyesi Sefcovic, Türkiye'nin AB için kritik bir ortak olduğunu ve ticaret hacminin büyümeye devam ettiğini belirtti.
Sefcovic, Gümrük Birliği sayesinde karşılıklı mal ticaretinin 2025'te yaklaşık 218 milyar avroya ulaşacağını ve hizmet ticaretinin de 40 milyar avroyu aşacağını ifade etti. Sefcovic, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisi içinde olan tek büyük ekonomi olduğunu ve Türkiye ile Avrupa iş dünyası temsilcilerinin Gümrük Birliği'nin güncellenmesini güçlü bir şekilde desteklediğini aktardı.
Ayrıca, yeşil ve dijital dönüşümlerde yakın işbirliği taleplerinin olduğunu belirtti. Türkiye'nin Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi'nde (TAREKS) çeşitli şeffaflık önlemleri aldığını vurgulayan Sefcovic, bu önlemlerin AB'li ihracatçıların sistemi kullanmasını kolaylaştıracağını açıkladı. Sefcovic, yetkilendirilmiş yükümlü programlarının karşılıklı tanınmasını kapsayan bir anlaşmaya varıldığını duyurdu.
Bu durum, iki tarafın güvenilir bulduğu şirketlerin ürünlerinin sınır geçişlerinin hızlanmasını sağlayacak ve ticaret akışları ile gümrük işbirliğini kolaylaştıracak. Toplantının ardından yayımlanan ortak bildiride, Türkiye ile AB arasındaki ticari ilişkilerin stratejik önemine dikkat çekildi. Tarafların büyüme, rekabet gücünü artırma ve dayanıklı değer zincirlerini destekleme konusundaki ortak çıkarlarını teyit ettikleri belirtildi.
Gümrük Birliği'nin kritik rolüne vurgu yapılarak, her iki taraf için iş ortamının iyileştirilmesine yönelik somut adımların tartışıldığı ifade edildi. Bildiride, TAREKS kapsamındaki ithalat kontrollerine dair ticaret engelinin kaldırıldığı, AB şirketlerinin karşılaştığı sorunların çözümü için yapıcı işbirliğinin devam edeceği kaydedildi.
Türkiye'nin AB'nin yeni Makine Yönetmeliği'ne uyum sağlamasının, Gümrük Birliği çerçevesinde malların teknik engeller olmaksızın serbest dolaşımını temin etmede önemli bir adım olduğu vurgulandı. Tarafların, yetkilendirilmiş yükümlü programlarının karşılıklı tanınmasına yönelik anlaşmanın uygulanmasına dair ilerleme kaydetme niyetlerini yineledikleri açıklamada, elektronik imzaların karşılıklı tanınması için teknik çalışmalar yapılması konusunda da mutabakata varıldığı belirtildi.
Bildiride, kamu alımları, döngüsel ekonomi, iş insanlarının hareketliliği, dijital ticaret ve teknik mevzuat uyumu gibi alanlarda işbirliği fırsatlarının değerlendirildiği ifade edildi. Tarafların daha öngörülebilir, şeffaf ve karşılıklı fayda sağlayan ticari ilişkileri destekleyecek somut çözümler üzerinde çalışmaya devam edeceği vurgulandı.