Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA), 1992 yılından bu yana faaliyet gösterirken, Avrupa Yapısal Çelik Birliği (ECCS) üyesi olarak Türkiye’de önemli bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, "Geleceği Çelikle Kurmak: Afete Dirençli, Sürdürülebilir, İnşaat’ta Endüstriyelleşen Türkiye" başlığı altında ülkenin yapılaşma anlayışında köklü bir değişim için harekete geçtikleri duyuruldu.
Türkiye, deprem kuşağında yer almasına ve dünyanın önde gelen çelik üreticilerinden biri olmasına rağmen, yapı stoğundaki çelik payı hâlâ %3-5 seviyelerinde kalmaktadır. TUCSA, bu oranın önümüzdeki beş yıl içinde en az yüzde 15’e çıkarılmasını stratejik bir hedef olarak belirledi.
Yapısal çeliğin hafif, dayanıklı ve fabrika ortamında kontrollü üretime uygun yapısı, geridönüştürülebilirliği gibi avantajları ile yapı üretiminde güçlü bir seçenek olarak konumlandığı ifade edildi. Türkiye, 2025 yılı itibarıyla 38,1 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın 7’nci ve Avrupa’nın 2. en büyük üreticisi olacak.
TUCSA üyelerinin yıllık çelik konstrüksiyon üretim kapasitesi yaklaşık 750 bin ton civarındayken, yıllık ihracatları ise yaklaşık 450 bin ton olarak belirtiliyor. Dernek, bu üretim gücünü yüksek katma değerli yapısal çelik sistemlerine, modüler yapılara ve tamamlanmış yapı ihracatına dönüştürmeyi hedefliyor.
DEĞİŞİM HIZLA GEREKİYOR
TUCSA Yönetim Kurulu Başkanı Selami Gürel, derneğin yeni dönem vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde, 34 yıllık birikimle değişim ve dönüşüm hedefleri doğrultusunda yeni bir aşamaya geçtiklerini vurguladı. Gürel, "Türkiye’nin yapılaşma kültürünü, üretim anlayışını ve geleceğe bakışını dönüştürme sorumluluğumuz var. Güçlü bir çelik üretim altyapısına sahip olduğumuz için bu potansiyeli yapı güvenliği için etkin kullanmalıyız" dedi.
Gürel, mevcut alışkanlıklarla geleceğin ihtiyaçlarına cevap verilemeyeceğini belirterek, TUCSA'nın tecrübesini yeni bir dönüşüm iradesiyle birleştirerek kamu, sanayi, mühendislik ve yatırım dünyasını ortak bir hedef etrafında buluşmaya davet etti.
HEDEF DAHA GÜVENLİ YAPILAR
TUCSA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, "Çelik Gibi Sağlam Bir Türkiye İçin" manifestosunun detaylarını aktararak değişimin önemine vurgu yaptı. Şimşek, Türkiye’nin yapı stoğundaki çelik payının %3-5 seviyelerinde kaldığını ve bu durumun kabul edilemez olduğunu söyledi.
Deprem ile karşılaştığımız her an, yaşanan kayıplar ve maddi zararlar, mevcut alışkanlıklarımızda değişiklikler yapmamız gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu sebeple Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA), Türkiye’nin yapı kültürünü gelişmiş ülkeler seviyesine ulaştıracak bir sorumluluğu üstlendiğini ifade etmektedir.
Türkiye’deki yapı envanterinde çeliğin oranını önümüzdeki beş yıl içerisinde en az yüzde 15 seviyesine çıkarmayı planladıklarını belirten TUCSA Yönetim Kurulu Başkanı Melih Şimşek, okul ve hastane gibi kamusal yapıların yanı sıra kentsel dönüşüm ve konut sektöründe yapısal çeliğin daha yaygın kullanımının önemine vurgu yaptı.
Şimşek, "Türkiye’nin yerli ve milli çelik üretim kapasitesi, sanayi gücü ve mühendislik birikimi, inşaat sektöründe daha ileri bir aşamaya geçmemiz için büyük bir potansiyel sunuyor" şeklinde konuştu. “Amacımız güvenli yapılaşmayı yaygınlaştırmak, üretimi daha kontrollü hale getirmek, kentsel dönüşümü hızlandırmak ve sanayimizin katma değerini artırmaktır. Manifestomuzla bu dönüşümün yönünü ve önceliklerini net bir şekilde belirliyoruz” dedi.
3 YILDA 1 MİLYON MODÜLER ÇELİK KONUT ÜRETMEMİZ MÜMKÜN
Modüler çelik konut üretimine yönelik endüstriyel model hakkında bilgiler veren Melih Şimşek, kentsel dönüşümü yalnızca mevcut yapıların yenilenmesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin üretim gücünü ve mühendislik birikimini harekete geçirecek stratejik bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yapı üretimini şantiyeden fabrikaya taşıyarak modüler çelik ve yapısal çelik sistemlerini yaygınlaştırarak şantiye sürelerini üçte bire indirme hedefinde olduklarını belirtti. Bir yılda 500 bin konut üretebilmek için 3,5 milyon ton yapısal çeliğe, 120 bin kişilik bir insan kaynağına ve 20 bin metrekare alan kaplayan toplam 135 fabrikaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Bu alan, 10 otomobil fabrikasının kapalı alanına eşdeğerdir. Türkiye’nin yıllık 50 milyon ton çelik üretim kapasitesi, bu hedeflerin gerçekleştirilmesi açısından önemli bir potansiyel sunmaktadır.
İSTİHDAM FIRSATLARI YARATILACAK
Ülkemizdeki işsizlik oranının 3,5 milyon kişi civarında olduğunu belirten Türk Yapısal Çelik Derneği, bu yeni modelin istihdam açısından önemli avantajlar sunabileceğine inandığını ifade etti. Dernek, modüler çelik konut üretiminde önümüzdeki üç yıl içinde 1 milyon birim üretmenin mümkün olacağını vurguladı.
Üretim alışkanlıklarını değiştirerek modüler çelik yapı endüstrilerini inşa etmeleri durumunda, mevcut kaynakları ve tercihleri dönüştürerek deprem dayanıklı yapılar elde edebileceklerini ve yeni bir ihracat sektörü oluşturabileceklerini dile getirdi.
İNŞAAT MALZEMESİ DEĞİL, İNŞAAT İHRAÇ EDECEĞİZ
Yapı fabrikaları kurarak, modüler yapıları dünya pazarına sunmayı amaçladıklarını belirten Melih Şimşek, malzeme ihracatından tamamlanmış yapılar ve teknoloji ihracatına geçişin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin sadece inşaat malzemesi üreten değil, tamamlanmış yapılarla da global pazarda etkili bir aktör olmasını hedeflediklerini ifade etti. Bu bağlamda üretim, mühendislik ve teknoloji unsurlarının entegre bir ekosistemde birleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
TUCSA VE ÇEVRE DOSTU YAKLAŞIMLAR
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile iş birliği çerçevesinde TUCSAMARK’ın kalite ve teknik yeterliliğini güçlendirecek bir sistem oluşturulması, ayrıca TUCSA AKADEMİ aracılığıyla sürekli eğitim ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amaçlanıyor. TUCSA, kalite ve güvenin yalnızca ürünle sınırlı kalmayıp; tasarım, üretim ve uygulama süreçlerinin de ortak standartlarla yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
İKLİM HEDEFLERİNE UYUM
İklim krizi ve COP31 Taahhütleriyle ilgili konuların, yapısal çeliğin geri dönüştürülebilirliği, kuru montaj ve döngüsel ekonomi anlayışı çerçevesinde ele alındığı belirtiliyor. Bu dönüşümün Türkiye’nin iklim hedefleri açısından önemli olduğu ifade ediliyor. Tasarımda yapay zekâ ve algoritmik modelleme, üretimde ise robotik otomasyon ve dijital ikizler kullanılarak mühendislik becerilerinin artırılması hedefleniyor.
ÇAĞRI VE ZİRVENİN HAZIRLIKLARI
TUCSA Yönetim Kurulu, "Çelik Gibi Sağlam Bir Türkiye İçin Yapısal Çelik Zorunluluktur" ifadesiyle tüm paydaşlara çağrıda bulundu. Kamu ve sanayi sektörlerine cesur adımlar atma, yatırımcıları geleceğin endüstriyel yapım modellerini seçmeye, basını ve vatandaşları ise güvenli yaşam hakkı olan çeliği talep etmeye davet etti. Eski alışkanlıklarla yeni atılımların gerçekleştirilemeyeceğine dikkat çekildi.
Son olarak, sektör temsilcileri 2 Aralık’ta TUCSA 27. Yapısal Çelik Günü Zirvesi’nde kamu, sanayi, akademi, mimarlık, mühendislik ve yatırım dünyasını bir araya getirecek.