Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Ulaştırma Bakanı Uraloğlu, kalkınma yolu projesini anlattı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kalkınma Yolu Projesi'nde SETA'nın rolüne dikkat çekti.

EKONOMİ 19.10.2026 12:39 Haber Editörü 519 okuma Okuma Süresi: 9 dk
Ulaştırma Bakanı Uraloğlu, kalkınma yolu projesini anlattı
Paylaş:
N

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Değişen Küresel Ulaştırma Jeopolitiği ve Kalkınma Yolu Projesi Konferansı’nda değerlendirmelerde bulundu.

Düşünce kuruluşlarının, bir milletin aklını ve gelecek tasavvurunu şekillendirmede önemli bir rol oynadığını söyleyen Uraloğlu, "Bu kuruluşlar; siyasetin kısa vadeli tartışmalarına değil, uzun vadeli ve veriye dayalı analizlere odaklandıkları ölçüde bir ülkenin rotasını, geleceğini planlamada önemli bir irade gösterirler.

SETA’nın, değişen ulaştırma jeopolitiğini ve Kalkınma Yolu Projesi’ni gündeme taşıması da kurumun vizyonunu ve ülkemizin geleceğini şekillendiren meselelere verdiği önemi açıkça gösteriyor," dedi. Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle Türkiye’nin son yıllarda gösterdiği büyük dönüşümde; SETA gibi kuruluşların sağladığı bilgilerin, politika yapıcılara rehberlik ettiğini vurguladı.

Uraloğlu, "Bu bilgi ve veriler, karar süreçlerini zenginleştirmiştir ve Türkiye Yüzyılı vizyonunun entelektüel alt yapısını güçlendirmiştir. Canıgönülden inanıyorum ki SETA’nın bu konudaki ısrarlı ve derinlikli çalışmaları, ülkemizin yarınlarını inşa etmesinde önemli bir rol üstlenmeye devam edecektir," şeklinde konuştu.

KÜRESEL TİCARET KORİDORLARI YENİDEN ÇİZİLİYOR

Uraloğlu, küresel ticaret koridorlarının yeniden çizildiğini belirterek, dünyanın sadece ‘en ucuz’ olanı değil; en güvenli, en kısa ve en öngörülebilir rotayı aradığını ifade etti. Son yıllarda yaşanan jeopolitik olayların, ulaştırma sistemlerinin kırılganlığını ve küresel ticareti nasıl olumsuz etkileyebileceğini açıkça ortaya koyduğunu kaydetti.

Uraloğlu, "Son dönemde yaşanan krizler çok açık bir gerçeği gösterdi: Küresel ticaretin kritik hatlarında meydana gelen en ufak bir aksama; enerji fiyatlarını artırıyor, navlun maliyetlerini yükseltiyor ve tedarik zincirlerini aksatıyor," diye konuştu. Bakan Uraloğlu, 2021 yılında Süveyş Kanalı’nda Ever Given konteyner gemisinin karaya oturmasının ardından kanalın günlerce kapandığını hatırlattı.

Bu durumun yüzlerce geminin kuyruğa girmesine ve küresel tedarik takviminin altüst olmasına yol açtığını belirtti. Uraloğlu, ayrıca, "Aynı dar geçitte sonraki dönemde yaşanan yoğunluk ve güvenlik riskleri, tek kanala bağlı ticaretin ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir," ifadelerini kullandı.

Kızıldeniz’de ise Husilerin ticari gemilere yönelik saldırılarının, başta Avrupa-Asya hattı olmak üzere pek çok armatörü rotayı Ümit Burnu’na çevirmeye zorladığını söyleyen Uraloğlu, bu değişikliklerin transit süreleri 10-15 gün uzatarak, navlun ve sigorta maliyetlerinin sert bir şekilde artmasına yol açtığını belirtti.

ALTERNATİF GÜZERGÂH ARAYIŞI HIZLANIYOR

Uraloğlu, Kuzey’de Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, Çin-Avrupa demiryolu ticaretinin geleneksel kuzey güzergâhını daralttığını ifade ederek, yaptırımların ve operasyonel risklerin, alternatif güzergâh arayışını hızlandırdığını söyledi. Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yük taşımacılığında yaşanan belirsizliklerin ekonomik etkilerine dikkat çekti.

Uraloğlu, “Bir boğazda, bir kanalda veya tek bir kara yolunda yaşanan belirsizlik, yük konteynerlerinin hedeflerine ulaşmasını haftalarca geciktirebilir, fabrikaların hammadde stoklarını tüketebilir ve bu durum, tüketiciye yansıyan maliyetleri hızla artırabilir; hatta üretimi durma noktasına getirebilir. Bu tür kırılganlıklar karşısında ülkeler, daha güvenilir, daha kısa, daha öngörülebilir ve sürdürülebilir güzergâhlar aramaya yöneliyor.

Bu arayış, dünyayı klasik toprak merkezli jeopolitikten çok farklı bir yere, bir ‘ağ jeopolitiğine’ taşıyor.” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’SİZ KORİDOR OLMAZ!

Uraloğlu, Türkiye’nin coğrafi ve jeostratejik avantajlarına da vurgu yaparak, “Orta Koridor’un merkezinde yer alan, Türk Boğazları’nı yöneten ve Kalkınma Yolu’nu inşa eden bir Türkiye olarak, hem masada hem de sahada şunu açıkça ortaya koyuyoruz: Türkiye’siz koridor olmaz!

Dünya artık; Trans-Hazar üzerinden işleyen Orta Koridor’u, Basra’dan Avrupa’ya uzanacak Kalkınma Yolu’nu, Orta Koridorun yeni bağlantısı TRIPP Koridorunu ve Modern Hicaz Demiryolu Hattı’nı tartışıyor.” şeklinde konuştu.

KALKINMA YOLU’NU; MEVCUT TİCARET AĞLARINA CAN SUYU VEREN TAMAMLAYICI BİR GÜÇ OLARAK KONUMLANDIRIYORUZ

Bakan Uraloğlu, söz konusu koridorların birbirine rakip olmadığını belirterek, “Doğu-Batı ve Kuzey-Güney hatlarını ülkemizde bir araya getirip Avrupa’ya taşıyan tamamlayıcı omurgalardır. Dolayısıyla Kalkınma Yolu’nu; mevcut ticaret ağlarına can suyu veren tamamlayıcı bir güç olarak konumlandırıyoruz.

Biz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın eşsiz vizyonu, stratejik dehası ve kararlı iradesi rehberliğinde; bu tamamlayıcı omurgaları yüksek kapasiteli, dijital, çevreci ve rekabetçi güzergâhlara dönüştürüyor, Türkiye’yi Doğu ile Batı’nın, Kuzey ile Güney’in buluşma noktası olarak küresel ticaretin ve lojistiğin merkezine yerleştiriyoruz.” dedi.

Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin tarih boyunca Asya ile Avrupa arasındaki doğu-batı koridorunda doğal bir köprü ve Kafkaslardan Afrika’ya uzanan kuzey-güney koridorlarının merkezinde bir kavşak olduğunu belirtti. Uraloğlu, “Dört saatlik uçuş mesafesinde yaklaşık 1,6 milyar insanın yaşadığı, 57,2 Trilyon Dolar Gayri Safi Milli Hasıla’ya sahip 67 ülkenin merkezindeyiz. Ancak bugün Türkiye’yi yalnızca jeopolitik konumuyla tanımlamak yetersiz kalır.

Çünkü Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, altyapı yatırımları, kriz çözme yeteneği, diplomasideki yapıcı yaklaşımı ve güven inşa eden tutumuyla jeostratejik bir güven adası haline gelmiştir. Tüm dünya liderleri tarafından kabul edilen güçlü, sağlam ve güvenli liderliği, uluslararası dinamikleri şekillendiren bir güç olmuştur.” şeklinde sözlerini tamamladı.

24 YILDA 355 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM

Bakan Uraloğlu, Rusya-Ukrayna savaşı sürecindeki tahıl koridoru diplomasisi ile Türkiye'nin bölgedeki gerilimlerde sergilediği yapıcı tutumun, ülkenin jeostratejik güven adası olarak algılanmasına zemin hazırladığını ifade etti. Uraloğlu, "Bu güveni pekiştirecek ve tamamlayıcı en somut adım ise, son 24 yılda ülkemizin ulaşım ve haberleşme altyapısına yaklaşık 355 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirmiş olmamızdır.

Karayollarında, 2002 yılında başlattığımız bölünmüş yol seferberliğiyle 6 bin 101 kilometre olan ağımızı bugün 30 bin 264 kilometreye çıkardık. Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla bağlıyken, şimdi 77 şehrimizi birbirine bağladık." dedi.

HIZLI TREN AĞI 2 BİN 604 KİLOMETREYE ULAŞTI

Bakan Uraloğlu, 2002 yılından bu yana demiryollarını öncelikli bir sektör olarak benimsediklerini belirtti. Uraloğlu, "10 gün önce Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılımlarıyla hizmete açtığımız Çerkezköy Kapıkule Hızlı Tren Hattımızla birlikte 2002 yılında 10.948 kilometre olan demiryolu hattımızı 14.272 kilometreye çıkardık. Sıfırdan inşa ettiğimiz hızlı tren ağı uzunluğumuzu Çerkezköy-Kapıkule Hattımızı da ekleyerek 2.604 kilometreye ulaştırdık.” dedi.

Hızlı trenin ulaşım sağladığı il sayısının 11’den 14’e çıkacağını belirten Uraloğlu, mevcut projeler arasında Halkalı-Kapıkule, Ankara-İzmir, Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep, Yerköy-Kayseri, Kırıkkale-Çorum ve Karaman-Ulukışla hatlarının yapımının sürdüğünü vurguladı. 2028 yılına kadar hızlı trenin ulaşacağı il sayısını 27’ye yükseltmeyi hedeflediklerini belirtti.

DÜNYADA ULAŞAMADIĞIMIZ HİÇBİR NOKTA KALMAYACAK

Türkiye'nin dünya genelinde en geniş uçuş ağlarına sahip ülkelerden biri haline geldiğini ifade eden Uraloğlu, "2002 yılında 26 olan aktif havalimanı sayımızı 58’e çıkardık.” açıklamasında bulundu.

Uraloğlu, Türkiye'nin uluslararası havacılık alanındaki gelişmelerine de değinerek, "Sadece kendi içimizde büyümekle kalmadık; 133 ülkede 356 noktaya ulaşan bir küresel havacılık ağı oluşturduk. 1 Temmuz 2026 itibarıyla Türk sahipli gemi filomuz, 2 bin 262 gemi ve 54,3 milyon detveyt ton kapasite ile dünya sıralamasında 11’inci sıraya yükseldi." şeklinde konuştu.

ULAŞTIRMA AĞLARININ ÇEŞİTLENDİRİLMESİ ARTIK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR

Bakan Uraloğlu, Türkiye'yi küresel ticaretin merkezi haline getirmek amacıyla bölgesel ve uluslararası iş birliklerini artırma kararlılıklarını vurguladı. "Günümüzde ulaştırma ağlarının çeşitlendirilmesi bir seçenek olmaktan çıkmış, zorunlu hale gelmiştir; biz de bu zorunluluğu fırsata dönüştürüyoruz.

Orta Koridor, Çin ve Orta Asya’yı Hazar üzerinden Türkiye’ye ve Avrupa’ya bağlayan kritik güzergâh olması açısından bu vizyonun en önemli bileşenlerinden biridir." dedi. Uraloğlu, Halkalı-Kapıkule Demiryolu Hattı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü demiryolu geçişi ve diğer demiryolu yatırımları sayesinde bu koridorun taşıma kapasitesini artırmaya devam ettiklerini belirtti.

Ayrıca, Türkiye’de Orta Koridor’a bağlanan hatların mevcut, devam eden ve planlanan projelerle birlikte toplam uzunluğunun 2 bin 156 kilometreye ulaştığını açıkladı. Uraloğlu, "Bu yatırımların toplam maliyetinin 47,1 milyar doları bulması bekleniyor; 10 yıllık dönemde üretim etkisinin 114 milyar dolara, yıllık ortalama istihdam etkisinin ise 144 bin kişiye ulaşmasını öngörüyoruz." ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz yıl 224 kilometrelik Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu’nun temelinin atıldığını anımsatan Uraloğlu, "Bu hat, Orta Koridor’a stratejik bir güzergâh kazandıracak ve Türk dünyasına açılan en kısa kapı olacaktır." dedi.

BASRA KÖRFEZİ’Nİ TÜRKİYE ÜZERİNDEN AVRUPA’YA BAĞLAYACAK YENİ BİR LOJİSTİK OMURGA OLUŞTURUYORUZ

Bakan, Doğu-Batı eksenindeki bu gücü, Kuzey-Güney yönünde tamamlayacak ana omurganın Kalkınma Yolu projesi olduğunu belirtti. "Özetle; Basra Körfezi’ni Irak’taki Fav Limanı’ndan başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak yeni bir lojistik omurga oluşturuyoruz. Bu proje, özellikle Körfez ülkelerinden Avrupa’ya giden yükler için Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltacak stratejik bir alternatif sunmaktadır.

Fav Limanı’ndan ülkemiz üzerinden Avrupa’ya ulaşacak güzergâh sayesinde, 45 günde tamamlanan Ümit Burnu güzergahına göre süre 20 gün, 35 günde tamamlanan Güney Koridoru'na göre ise 10 gün kısalarak yaklaşık 25 güne düşecektir." şeklinde konuştu.

Kalkınma Yolu’nun, Asya-Körfez-Irak-Türkiye-Avrupa hattında yeni bir ticaret ve lojistik koridoru oluşturmayı amaçladığını da belirten Uraloğlu, "Irak’ın ekonomik yeniden inşasına katkı sağlarken, Türkiye’nin doğu-batı ve kuzey-güney bağlantılılık ağlarındaki merkezi konumunu güçlendirme potansiyeli taşımaktadır.

Bu yönüyle proje, yalnızca bir ulaştırma ve altyapı yatırımı değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini ve ekonomik ilişkileri yeniden şekillendirebilecek stratejik bir kaldıraç görevi görmektedir. Proje, 2003 sonrasında güvenlik sorunları ve siyasi istikrarsızlıkla anılan Irak’ın kırılgan devletten bölgesel kavşak devlete dönüşme çabalarının somut araçlarından biridir." ifadelerini kullandı.

Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, projelerin hayata geçirilmesinin Irak'ın petrol gelirlerine olan bağımlılığını azaltmaya, transit ticaretten kazanç sağlamaya ve uluslararası sistemdeki jeopolitik önemini artırmaya yardımcı olacağını ifade etti.

Uraloğlu, bu bağlamda Irak'ın başarısının yalnızca transit taşımacılıktan elde edilen gelirlerle değil, aynı zamanda koridor etrafında sanayi, lojistik, tarım, ticaret, inşaat ve turizm gibi alanların geliştirilmesiyle belirleneceğini dile getirdi. Bu nedenle ulaştırma altyapısının lojistik merkezler, üretim alanları ve özel ekonomik bölgelerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Projenin, yerel katma değer yaratma ve istihdam sağlama potansiyelini arttıracağını belirtti.

Uraloğlu, projeyi yalnızca bir ulaşım hattı olarak değil, aynı zamanda lojistik merkezler, petrokimya tesisleri ve katma değerli üretim ile desteklenen geniş kapsamlı bir kalkınma projesi olarak nitelendirdi. 28 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin katılımıyla imzalanan mutabakatların, bu vizyonu somut hale getirdiğini ifade etti.

Özellikle Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı üzerinden demiryolu ve karayolu taşımacılığına dair yapılan mutabakat ve Irak Cumhuriyeti içindeki ulaştırma altyapısının geliştirilmesi için hazırlanmış çerçeve mutabakatının, iki ülke arasında "İki Ülke Tek Koridor" anlayışını en iyi şekilde yansıttığını söyledi.

Uraloğlu, Kalkınma Yolu projelerinin yalnızca demiryolu ve karayolu ile sınırlı kalmayıp, enerji nakil hatları, fiber optik altyapı, petrol ve doğal gaz boru hatları ile de entegre olduğunu belirtti. Bu projenin, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu, Orta Koridor ve mevcut enerji hatlarıyla bir araya gelmesi sonucunda Türkiye'nin Avrasya bağlantı ağlarındaki konumunu güçlendireceğini kaydetti.

Projenin ayrıca Türkiye ile Irak arasında bir ticari kader ortaklığı oluşturacağını ve ikili ekonomik ilişkileri derinleştireceğini sözlerine ekledi. Lojistik ve navlun maliyetlerinin düşmesinin, Türk ihraç ürünlerinin Irak pazarındaki rekabet gücünü artıracağını ve üçüncü ülkelere yönelik sevkiyatlarda avantaj sağlayacağını ifade eden Uraloğlu, projenin tamamlandığında Güney Asya ve Uzak Doğu ülkeleri için Avrupa'nın kapısı olacağını belirtti.

Bunun yanı sıra, Doğu Afrika'nın Irak üzerinden Avrupa'ya bağlanmasına katkı sağlayacağını ve Hürmüz Boğazı'na güvenilir bir alternatif sunarak küresel ticaretin dayanıklılığını arttıracağını söyledi.

Uraloğlu, belirttiği gibi, projenin Türkiye açısından 10 yıllık bir süreçte ekonomiye yaklaşık 55 milyar dolarlık katkı sağlamasını ve üretim ile lojistik merkezlerinin konumlandırılması ile her yıl yaklaşık 70 bin kişiye istihdam sağlamasını öngördüklerini aktardı. Uraloğlu, bu bağlamda Suudi Arabistan ile yapılan Hicaz Demiryolu iş birliği mutabakatının da bu vizyonu destekleyeceğini vurguladı.

Tarihi Hicaz Demiryolu'nu modern bir anlayışla revitalize ederek Körfez'den Türkiye'ye ve oradan Avrupa'ya uzanan yeni bağlantılar kuracaklarını ifade etti. Bakan Uraloğlu, Kapıkule-İstanbul-Eskişehir-İslahiye güzergâhını kapsayan 1.681 kilometrelik hat ile birlikte Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan'ı da içeren toplam 2.511 kilometrelik bağlantıya dikkat çekti.

Bu koridorun, Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak, güvenli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir kara yolu sunacağını ifade etti. Ayrıca, enerji ürünleri gibi stratejik yüklerin taşınmasına olanak sağlayacağını vurguladı.

KALKINMA YOLU PROJESİNİN POTANSİYELİ

Uraloğlu, Kalkınma Yolu Projesinin, Orta Doğu’nun karmaşık jeoekonomik yapısını yeniden bir araya getirme, Irak’ı bölgesel ticaretin merkezi haline getirme ve Türkiye’nin küresel bağlantı ağlarındaki konumunu güçlendirme kabiliyetine sahip olduğunu dile getirdi.

BÖLGESEL İŞBİRLİĞİNE VURGU

Bakan, “Bölgesel sahiplenmenin artırılması, güvenlik risklerinin yönetimi, finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve mevcut bağlantı girişimleriyle uyum sağlanması; Kalkınma Yolu’nun sadece bir ulaşım koridoru olmanın ötesine geçerek bölgesel düzenin yeniden şekillenmesinde kalıcı bir stratejik girişim haline gelmesini sağlayacaktır.” şeklinde konuştu.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Eda Savcıgil, Okyanus Yedilisi'ni tamamladı ve İzmir'e döndü
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Eda Savcıgil, Okyanus Yedilisi'ni tamamladı ve İzmir'e döndü
WhatsApp
İhbar Hattı